Ömrümün 42 yılını Erzurum’da yaşadım. “Ortalama Erzurum kültürü” ile yoğruldum. Duygusal bağım bir tarafa, özellikle Atatürk Üniversitesindeki meslektaşlarımla birlikte yaptığımız akademik çalışmalar sayesinde Erzurum’un tarihi, kültürel, siyasal, ekonomik ve bölgesel açıdan nasıl bir öneme sahip olduğunu daha iyi anladım.
Bölgesel/yerel kalkınma konularına iyi-kötü aşina birisi olarak, maalesef, meseleyi kavrama düzeyim ölçüsünde kaygılarım da giderek arttı. 1980’li yıllardan itibaren bölgesel dengesizliklerin derinleşmesi, merkez il konumdaki Erzurum’un her yönüyle gerilemesi, bu sürecin bölge ve ülke genelinde etkileri vb. hususlar hep endişe kaynağım, dolayısıyla çalışma konularım oldu. Fakat daima şunu düşünüyordum: siyasi iktidarların makro politika tercihleri yanlış da olsa, başarılı bir yerel yönetim pek çok şey yapabilirdi. Ne yazık ki, yapılamadı!
Hayallerimde hep ideal bir Erzurum kent modeli vardı. Notlarımı almıştım. Yakın zamandaki ziyaretlerimde Erzurum’daki değişimi görünce kötümserliğim iyimserliğe dönüşmeye başladı. Ayrıntılı verilere sahip değilim, fakat görünen değişim ve gelişim karşısında yeniden çok ümitlendim, heyecanlandım… Gelişim Erzurum Dergisi’nden yazı talebi gelince de daha önce yayımlamış olduğum bir yazımı gözden geçirerek tekrar sizlerle paylaşmak istedim.
Evet, nasıl bir Erzurum ve nasıl bir yerel yönetim? Cevabı, yerel yönetim için şu üç temel amaçla özetleyebilirim:
Erzurum için bir “21.Yüzyıl Vizyonu” ortaya koymak ve gerçekleşmesine katkıda bulunmak.
Bölgesel kalkınmaya yerel yönetim inisiyatifi ile katkıda bulunmak.
Katılımcı, bilimsel bir yönetişim tarzı tesis etmek.
Bunları açalım:
1. Günümüzün rekabetçi dünyasında, yaşayabilir olmak için nasıl bireyler, firmalar ve uluslar geleceğe yönelik projeksiyonlar oluşturuyor ise, gelişmiş ülkelerde kentler de geleceklerini önceden belirlemeye, yönlendirmeye çalışıyorlar. Bu anlamda, Erzurum için “21. yüzyıl vizyonu” ne olmalıdır? Bu vizyon, Erzurum’un “modern bir kent yapılanmasına” kavuşmasıdır; “tarihi kent kimliğinin ortaya çıkarılmasıdır” ve “sürdürülebilir kalkınmayı sağlamış bir kent” olmasıdır.
Modern bir kent yapılanmasından kast edilen, aksamayan bir alt yapının tesisi; coğrafi şartlara uygun estetik bir imar; temiz bir çevre; düzgün bir trafik ve park sistemi; yeterince yeşil alan, spor tesisleri, park ve çocuk bahçeleri; yoksul kesimlerin yararlanacağı kolaylıklar, vb. özellikleri haiz, “yaşamanın güven ve mutluluk verdiği” bir kenttir.
Erzurum’un “tarihi kent kimliğinin” ortaya çıkarılması ile de biri kültürel, diğeri maddi olmak üzere iki yönlü kazanç elde edilecektir. Erzurum’a gelen bir yabancı tarihi görünümünü adeta yaşamalıdır. Kişiliksiz yapılanma ve düzensiz şehirleşme ile bu kimlik kaybolmamalıdır. Bizden sonraki nesillere “tarihi şuuru” yaşatacak mirası bırakmalıyız. Ayrıca, “tarihi kent kimliği” turizm açısından da fevkalade önemlidir. Dünyada birçok kent tarihi kimliklerini yaşatan yapılanmaları ile muazzam kazançlar elde etmektedirler. Erzurum bunun için büyük bir hazinedir.
Erzurum’un “sürdürülebilir kalkınmayı sağlamış bir kent” olmasından kastımız ise sahip olduğumuz kaynak potansiyellerinin çevreye duyarlı biçimde değerlendirilerek üretim, gelir ve istihdam yaratması için yerel yönetimin katkısı ve yönlendirici rolüdür.
2. İleri ülkelerdeki gibi ülkemizde de yerel yönetimlerin yetkileri, dolayısıyla kaynakları yönlendirme güçleri fazladır. Mevcut yapıda, yerel yönetim inisiyatifi ile pek çok şeyi gerçekleştirmek mümkündür. Bu çerçevede; yörenin potansiyellerini değerlendirecek, katma değeri ve istihdam kapasitesi yüksek yatırım alanlarına yerel yönetim “bizzat”, “ortaklıklar şeklinde” veya “teşvik edici kolaylıklar sağlayarak” yatırım yapılmasını sağlayabilir. Bir tek örnek verelim: Mesela, geleneksel alanların dışında yenilikçi bir yaklaşımla, biyoteknoloji kaynaklı projelerle Erzurum’un sağlıkta, tarım ve gıdada, madencilikte ve çevre teknolojilerinde, stratejik güvenlikle ilgili üretim dallarında önemli bir merkez olması, dolayısıyla rekabet üstünlüğü sağlayarak zenginleşmesi ve yoksulluğun giderilmesine katkıda bulunmak mümkündür.
3. Erzurum’un 21. yüzyıl vizyonunun gerçekleşmesi, ancak “etkin bir yönetişim tarzı” ile mümkündür. Bu yönetim tarzının temel özellikleri “kurumsallaşma”, “katılımcılık”, “interaktiflik”, “uzlaşmacılık” ve “ekip ruhu” dur. Bu anlamda kent, toplumun 4 temel unsuru ile yoğun “işbirliği” ve “ortak karar sahipliği” ile yönetilmelidir. Bu 4 temel unsur; “sivil toplum kuruluşları”, “iş dünyası”, “üniversiteler ile diğer kamu kuruluşları” ve tabii ki “yerel yönetim”dir.
Bu ümitlerle, yerel yöneticilerimizin Erzurum’u layık olduğu konuma taşıyacaklarına inanıyorum.