ERZURUM ve KAR ayrılmaz ikili. Yıllarca zorluk ve esaret olarak tanıtılan kış ayları aslında Erzurum’ un kış sporları, turizmi, ekonomisi ve kültürü için oldukça önemlidir. Bu önemi anlatan ve uluslararası alanda tanıtım yapan bir projeden sizlere bahsetmek istiyorum.
RAMPA “Karda Uçmak”
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen, 4. Dadaş Film Festivali’nin açılış filmi olan belgesel, İstanbul Pera Sanat Müzesi’nde de bu tarihin içinde yer alan olimpik kayakçıların ve dönem tanıklarının katılımıyla 2011 yılında gösterimi yapılmıştır. Beyaz örtünün üzerindeki neşeyi ve çocukların geleceğini değiştiren hikâyeyi anlatan belgeselin yönetmenliğini Cengiz Yüzsever ve Filiz Kaynak, yapımcılığını ise Nilhan Sesalan yapmıştır. Belgesele o dönemlere şahitlik yapmış ve günümüzdeki gelişmeleri aktaran birçok sima katkı sunmuştur. Palandöken kayak merkezindeki kayak evinde yer alan küçük bir müzedeki eski bir fotoğrafın verdiği esinden yola çıkan belgesel, araştırma ekibinin uzun ve sabırlı çalışmalarının sonunda tamamlanan tarihi bir belge niteliğindedir. Yerel halkın katılımıyla, tüm yokluklara rağmen, el birliği ile inşa edilip bir umut ve cesaret sembolüne dönüşen “Ahşap Atlama Rampası- Trampleni” sadece ülkemizde değil dünyada da kayak tarihinin bir parçası niteliğindedir.
1939'dan 1945'e kadar süren küresel II. Dünya savaşının moral çöküntüsü tüm dünyayı gibi ülkemizi de sarmışken Erzurum’da, dünyada bile sayılı olan kayakla atlama rampasının yapımı çok iyi bir kayakçı ve pedagog olan dönemin federasyon başkanı Asım Kurt’ un girişimleriyle başlatılmıştır. 17 metre yüksekliğinde 60 metre uzunluğundaki ahşap kayakla atlama kulesinin çizimlerini yüksek mühendis olan Mukbil Aykut’ un yapmıştır. Halkın katılımıyla, tüm imkansızlıklara rağmen, azimle inşa edilen tramplen, o yıllarda şehrin en önemli motivasyon kaynaklarından biri haline gelmiştir. Binlerce izleyicinin heyecan ve merakla atlayışları izlediği bu rampa 1970’lerde çetin geçen kış koşulları, düzensiz yapılaşma sonucu yavaş yavaş ve hüzünlü bir şekilde yok olmuştur.
Her ne kadar belgeselin konusu 1945 yılında Erzurum’da inşa edilen ve sonraları Erzurum’a düzenlenecek olan 25. Kış Üniversite Oyunlarının (Universide) kazandırılmasında önemli bir etken olan kayakla atlama rampasının hikayesi olsa da benim izlediğim en güzel ve anlamlı kış sporları belgeseliydi. Nedeni ise çok fazla kaynağın bulunmadığı, ayrılmaz parçamız olan kış sporlarındaki kültürümüzün aslında çok eskilere dayandığının en güçlü yapıtı olan kayakla atlama rampasının öneminin gün yüzüne çıkarılması, dönemin Avusturyalı antrenörün Gustl Mayer ve sporcularının anlatımıyla işlenmiş olmasıydı.
Müzedeki eski ve silik fotoğrafıyla Universiade 2011’in karar mekanizmasını derinden etkileyen “Ahşap Atlama Rampası”, Erzurum’da yeni kurulacak modern tesislere, pistlere ve dünya standartlarında atlama kulelerine vesile olmuş, geleceğe umut olma misyonunu devam ettirmiştir.
Bu belgesel geçmiş ile günümüzü, kayak emektarları ile yolun başındaki genç kayakla atlamacılarımızı buluşturmuştur. Evet belgesel 2011’ de tamamlandı ve çok beğeni aldı ama Erzurum’ un kayak sporundaki hikayesi bitmedi, devam ediyor. Ülkemizin ilk kayakla atlama takımı 2007 yılında yapılan seçmeler ile oluşturulmuş ve Erzurum’da rampalar tamamlanana kadar çalışmalarını başta Slovenya olmak üzere Avrupa’da gerçekleştirmiştir. Bu seçmelerden günümüzde halen bu spora devam eden ve bu belgeselde eskiyi canlandıran sporcularımız vardır. Peki ne oldu bu spora ve o belgeselde geçmişi canlandıran küçük sporcularımıza?
Lise öğrencisi Fayik Yüksel ve Mustafa Öztaşyonar Erzurum’ da düzenlenen 2011 Kış Üniversite Oyunlarında ülkemizi temsil etmiş, günümüzde ise antrenör olarak genç kayakla atlamacıları yetiştirmektedir.
Samet Karta 2015 yılında Brattleboro VT/ABD’ de yapılan FIS yarışmasında altın madalya kazanarak büyük bir başarı elde etmiş ve şu anda olimpik takımımızın yardımcı antrenörlüğünü yapmaktadır.
Muhammet İrfian Çintimar 2015 yılında Rasnov-Romanya’ da 2 altın madalya kazandı, sporculuk kariyerine devam etmekte.
Muhammet Ali Bedir 2017 yılında Erzurum’ da yapılan Avrupa Gençlik Kış Oyunlarında (EYOF) 4. Olmuş, madalyayı küçük bir farkla kaçırmıştır, halen aktif sporculuk hayatını sürdürmektedir.
Sporda her temsil, her başarı emek ister ve çok değerlidir. Benim açımdan en önemli olanı ise olimpiyatlarda ülkeyi temsil etmektir. İşte bu başarıyı kayakla atlama tarihimizde bize yaşatan sporcumuz ise Atatürk Üniversitesi Kış Sporları ve Spor Bilimleri Enstitüsü yüksek lisans öğrencisi Fatih Arda İpçioğlu’ dur. Çok büyük emekle, ince ince planlanan sürecin sonunda 2018 yılında PyeongChang- G. Kore’de düzenlenen 23. Kış Olimpiyatlarında ülkemizi temsil eden ilk kayakla atlama sporcusu olmuştur ve şu anda bunu ikinci kez tekrar etmek için tüm gücüyle çalışmaktadır.
Kış spor branşlarıyla ilgi ilimizde birçok tesis yapıldı. Kimileri eleştiriyor, neden yapıldı? Madalya yok başarı yok. Ben bu eleştirilerin araştırmadan yapıldığını düşünüyorum. Yukarıda bahsettiğim sporcular sadece bir branştaki örnekler. Eminim ki diğer branşlarda da birçok böyle örnekler var. Evet çok daha iyi olabilir miyiz? Kesinlikle olabiliriz. Bunun için yıkıcı değil yapıcı eleştiriler yapılmalı, makro hedefler belirlenip şehrin marka değerini arttırıcı organizasyonlar yapıp sporcular yetişmeye odaklanmalıyız. Ama kimse bu tesislerin boşa yapıldığını söyleyemez çünkü tesisleşme maddiyat ister, sporcuların yetişmesi zaman ve emek ister, sabretmeli ve çalışmalıyız.
Bu vesile ile geçmişten günümüze kayak sporuna hizmet etmiş ve bugünler için bizlere yol açmış olan;
Argun Müceldili, Bahattin Topal, Cevdet Çakar, Fevzi Tosun, Gündüz Gözümoğlu, Gürbüz Kepçetutan, Halil Haşıl, Hatem Modaoğlu, Hilmi İnce, İlhami Alaftargil, İhsan Çınar, Lütfi Avcıoğlu, Mahmut Eroğlu, Murat Tosun, Muzaffer Demirhan, Murat Tosun, Orhan Barışık, Osman Yüce, Özer Ateşçi, Sıtkı Karakaş, Şeref Gözümoğlu, Şenol Mızrak, Tahsin Modoğlu, Turgut Modoğlu, Turhan Modoğlu, Turhan Kamer, Yıldırım Budak, Zeki Özden, Ziyaettin Taştan ve ismini anmadığım tüm kayak emekçilerine ve devlet büyüklerimize şükranlarımı sunarım.
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanllık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala, dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze inceden
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan
Sesin nerde kaldı? Kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
Ahmet Muhip DIRANAS