On dokuzuncu yüzyıl büyük güçlerce “ Hasta Adam “ olarak nitelendirilen Osmanlı Devleti’nin topraklarının üzerinde büyük planların yapıldığı ve Balkanlar , Kafkasya Cephesi ,Kuzey Afrika ve Orta-Doğu’da toprak kayıplarının başladığı yüzyıldır. Bu yüzyılda Dünya siyasetini başta İngiltere olmak üzere, Rusya ,Almanya ve Fransa yönlendiriyordu. İngiltere –Rusya-Almanya rekabeti yüzünden genellikle Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğü korunuyor ve Osmanlı Sultanları da devletin ömrünü uzatabilmek için bu rekabeti kullanmaya çalışıyorlardı.
Mezopotamya (Irak ve Suriye) coğrafyasına Türklerin ilgisi Selçuklular döneminde başlamıştı. Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim, yine bir Türk hanedanı olan İran Safevilerine karşı 1514 yılında Çaldıran savaşını kazanmasından sonra Diyarbakır ve El Cezire(Musul ) bölgelerini Osmanlı topraklarına kattı. Daha sonra Kanuni Sultan Süleyman 1534’te Bağdat’a girdi ve Basra Emiri Osmanlılara itaat etti. 1555 yılında ise İran ve Osmanlı Devleti arasında imzalanan Amasya antlaşmasıyla İran Osmanlı Devleti’nin Musul , Bağdat ve Basra’da ki hakimiyetini kabul etti. Osmanlı Devleti’nin İngilizlerle tanışması 16 yy da Suriye ve Musul’da ticaret yapan İngiliz tüccarlarıyla temasla başladı ve 1580 yılında İngilizlere ticari kapitülasyon verildi. Osmanlı İngiliz ilişkileri 1839 yılında imzalanan Baltalimanı Ticaret Anlaşmasıyla zirveye çıktı. Osmanlı Devleti’nin İngilizlere karşı Almanya ile artan ilişkileri ve Bağdat-Hicaz Demiryolu Projesi imtiyazının Almanlara verilmesi İngilizleri çileden çıkarmaya yetti.
İngilizler Anadolu ve Orta-Doğu’da Balkanlardan Basra’ya kadar olan bölgede kurdukları 66 konsolosluk ve casusluk ağı ile Türk coğrafyasını parçalamak ve yönetmek amacındaydı. Suriye,Irak,Filistin ve Arap coğrafyasında T.E.Lawrence ve Gertrude Bell başta olmak üzere çok büyük casuslar gönderilmişti. Amaç bu bölgede İngiliz himayesi altında özerk devletler oluşturarak Osmanlı Devleti’nin egemenliğini sona erdirmekti. Bu amaçla milliyetçi ve ayrılıkçı emirler destekleniyor ve kışkırtılıyordu. Bu amaçla Lord Curzon ,Lord Harding, Percy Cox ,Henry Mc Mahon,David Hogert,Ronald Storrs ve William Deedes’ten kurulu ekibe Gertrude Bell’de katıldı.
Gertrude Bell’in Hayatı Gertrude 14 Temmuz 1868 tarihinde İngiltere’nin önemli sanayi bölgelerinden Newcastle şehrinde doğdu. Bell ailesi köklü bir demir-çelik üreticisi idi. Almanya’da Krupp ne ise, İngiltere’de Bell ailesi de aynı idi. İngiltere tahtında 30 yıldır hüküm sürmekte olan Kraliçe Viktorya vardı. Gertrude ve küçük kardeşi Maurice doğduktan hemen sonra 3yaşında iken öksüz kaldı ve babası Thomas Hugh ikinci bir evlilik yaptı. Getrude ve kardeşini halaları Ada büyüttü. Getrude çok iyi şartlarda yetiştirildi. Küçük yaşlardan itibaren atak, GERTRUDE BELL: ORTA-DOĞU COĞRAFYASINI ŞEKİLLENDİREN İNGİLİZ CASUS VE OYUN KURUCU Dr. Yılmaz KUŞKAY TEMMUZ 2021 25 kabiliyetli ve erkeksi yapıdaydı. Queens Kolejini bitirdikten sonra, Oxford Üniversitesine Tarih bölümüne girdi. Tarihe, coğrafyaya, arkeolojiye ve dil bilimine çok meraklıydı. Oxford tarih bölümünü birincilikle bitiren ilk kız öğrenci oldu1. Gertrude’nin önemli meraklarından biri ise seyahat idi. Dünyayı, Avrupayı, Türkiye ve Arab coğrafyasını çok merak ediyordu. 1888-1897 yılları arasında Avrupa ülkelerini gezmiş. 24 yaşında ise bir akrabasının İngiliz Büyükelçisi olması dolayısıyla 1892 yılında Tahran’a gitmişti. İranlı ünlü şair Hafız’dan şiirler okuyacak kadar Farsça biliyordu ve hatta “Sefername “ adlı kitabı yazdı. Gertrude 1897-1898 ve 1902-1903 dönemlerinde Dünya turlarına çıktı. İki defa, 1899 ve 1907’de Anadolu Gezileri, 1899-1900, 1905, 1909,1911, ve 1913-1914 yıllarında Orta-Doğu Gezileri yaptı.
Gertrude Bell’in Anadolu Gezileri ve Türk Algısı: Gertrude İstanbul başta olmak üzere, İzmir, Efes ve Milet tarihi şehirleri ve özellikle İstanbul-Bağdat Demiryolu hattı güzergahında olan şehirlere gitti. Isparta, Konya, Karaman ve Adana ve Güney-doğu Anadolu’da ki bütün şehirleri gezdi. Gertrude : Türkleri çalışkan ve kaderci buluyordu. Türk Ordu ve askeri hakkında düşünceleri şöyleydi, “Dünya’nın bütün ordularında isyan görülür ancak Halife’ye itaat etmiş olan Türk Ordusu asla isyan 1 Gertrude Bell : Queen of the Desert,Shaper of Nations, Farar ,Strans and Giroux, New York, 2006; Gertrude Bell’in hayatı, gezileri ve mektuplarını içeren ve Lady Bell,D.B.E.’nin editörlüğünü yaptığı iki cilt kitap “ The Letters of Gertrude Bell “ adıyla Londra’da ki Ernest Benn Ltd.tarafından 1927 yılında yayınlandı. 2 Mustafa Celalettin Hocaoğlu, “Gertrude Bell’in Orta Doğu Algısı ve Irak’ın Kuruşundaki Rolü”, Süleynam Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü Doktora Tezi, Isparta 2019, s.164. 3 A.g.e,s.185. etmez. Normal askerler acıya, hastalığa ve açlığa bir noktadan sonra pes ederken, Türkler ölünceye kadar ayakta dururlar. Silahları kalmadığında bile savaşırlar ve bir liderleri olduğu sürece arkasından giderler. Hedefine doğru ilerleyen bir Türk alayını en iyi tasvir eden sıfatlar şunlardır. Kendilerini ölümden başka hiçbir şey durduramayacak, eski püskü elbiseleri ve yalın ayakları ile bıyığı yeni terlemiş genç veya daha yaşlı askerlerdir.”
Gertrude başlangıçta Türkleri överken, özellikle Kut-ül Amare savaşında İngilizlerin zor durumda kalıp, daha sonra teslim olmaları sebebiyle Türkleri kötülemeye başladı. Yine Bell’in nişanlısı Charles Doughty Wylie’nin 1915yılında Çanakkale’de Seddülbahir çıkarması sırasında ölmesi yüzünden büyük bir boşluk içine düştü. Ancak Deedes’e gönderdiği mektupla bütün dikkatleri üzerine çekti.3 İngilizlerin Mezopotamya’da başlıca hedefi olan Basra’yı ele geçirmesi ve 27 Aralık 1914’te İngiliz Komiseri Percy Cox’un Basra’da İngiliz Yönetimi kurulduğunu ilan ederek, burada artık Türk İdaresi’nden eser kalmadı, İngiliz bayrağı altında özgür ve inançlarınızda serbestçe yaşayacaksınız dedi.3 Ocak 1915’te Cavit Paşa merkeze alındı ve yerine Süleyman Askeri atandı.
Gertrude Bell’in Bölge ile ilgili Raporu
“Suriye, özellikle Güney Suriye, Mısır’ın sahip olduğu refahtan haberdar olduğundan İngiliz dostudur. Iraklılar ise bizim Türklerle savaşmamızı istemezler. Türkler doğrudan himayemiz altındaki Arap Birliği yanlıları, Basra’da Seyyid Talb, Kuveyt Emiri ve İbni Suud gibi dostlarımıza pek iyi gözle bakmazlar. İbni Suud bizimle olan ilişkileri nedeniyle şu an çok endişeli; bir müttefik olarak mutlaka korunmalı , Basra Körfezini Türkler için çok sıcak hale getireceğimizi zannediyorum. Bağdat’taki Lynch şirketi temsilcilerinden Arthur Todd ,Bağdat Araplarının önde gelenleri ile çok sıkı temastadır. Eğer Türkiye savaşa girerse, Arap Birliği taraftarları bu durumu boyunduruktan kurtulmak için fırsata çevirebilirler. Buna cesaret edemezlerse, onları bu amaca 26 GELİŞİM ERZURUM yöneltmek pek zor olmayacaktır. Fransızların göz koyduğu Suriye’de halk onları değil bizi ister.”4 Gertrude Bell ; 1917 Mayıs’ında İngiltere Savaş Bakanlığı, Percy ve Hindistan Hükümeti’nin oluşturduğu “ Mezopotamya Yönetim Komitesi” nin Hindistan tarafından değil, doğrudan Londra tarafından yönetilmesini ve Basra’nın kesinlikle İngiliz toprağının sayılacağı bir sistem ister.5 Gertrude Bell 3 Mart 1916’da Hindistan’dan Basra’ya geldi. Bell’in Arap kabileleri ve şeyhleri hakkındaki derin bilgisi ve yakınlığı Percy Cox’un dikkatini çekti ve Gertrude ‘nin Basra’da kalması için teklif yapmasına yol açtı.
Gertrude Bell’in Basra’ya Yerleşmesi Gertrude Bell Basra’ya yerleştiğinde General Townsend komutasındaki İngiliz Ordusu Kut-ül Ammare’de Türk Ordusu tarafından kuşatması devam ediyordu. Basra’ya Percy Cox ile görüşmeye gelen aşiret reisleriyle önce o görüşüyor ve onları büyük bir dikkatle izliyor ve süzgeçten geçiriyordu. Gertrude Bell, İngiltere’nin Arap yarımadasını askeri yöntemlerle idare etme politikasını benimsemiyordu. Arabistan politikası, ne Hindistan’dan ve ne de Londra’dan değil, bizzat sahadan Basra’dan yönetilmeliydi. Gertrude bağımsız bir “Arabistan “ hayal ediyordu , ancak Londra aynı fikirde değildi. Lake, Cowper,Money ve Offley Shaw gibi üst düzey generaller Arap milliyetçiliği nin desteklenmesi ve Türklere karşı isyan çıkarılmasına karşıydılar. Bir kadın olan Bell’e generallerin katlanması zordu ama bölge ile ilgili Bell’in eşsiz bilgisi yüzünden tahammül ediyorlardı.
Gertrude Bell’in Ağırlığının Giderek Artması Gertrude İngiliz Ordusu’nun Kut-ül Amare’de kuşatmadan kurtulması için uğraş veriyordu. Gertrude Kut kuşatmasından kurtulmak için bize çok yetenekli bir komutan veya Rusların önümüzü temizlemesi lazımdır, diyordu.8 Bu arada ünlü casus T.E.Lawrence kuşatmanın kaldırılması için Halil Paşa’ya 2 milyon pound rüşvet teklif etmesine rağmen, bu teklif ret edildi. Gertrude Bell , Türk Ordusunun Kut başarısını Türk askerinin dayanıklılığına bağladı. Kut başarısızlığı İngiliz komuta kademesinde politika değişikliğine yol açtı. Kurmay Başkanlığı İngiliz Ordusunun güneye Basra’ya çekilmesi ve petrol bölgelerinin güvenliğinin sağlanması görüşünde yoğunlaşıyordu. Ancak Enver Paşa’nın Almanların isteği doğrultusunda 6. Kolordunun Irak’tan İran’ı Ruslardan temizlemek için göndermesi kararı, Irak cephesini zayıflattı. Türk Ordusu Rusları Hemedan’a kadar sürmesine rağmen , Irak cephesi zayıflayınca İngilizler bunu fırsat bildi. Böylece 13 Aralık 1916’da İngiliz kuvvetleri Kuzey’e doğru ilerlemeye başladı. Bu sırada 6.Ordunun 13.Kolordusu İran’da, 7.Kolordusu Musul’da ve 18.Kolordu ise Bağdat’ın güneyinde idi. 12 Ocak 1917’de genel taarruza geçen İngilizler 12 Ocak 1917’de Halil Paşa’yı püskürttü ve Halil Paşa 25 Şubat 1917’de Kul-ül Ammare’yi bırakarak Bağdat’a çekildi.13. Kolordunun İran’dan geri çağırılarak Selmanpak ve Aziziye’de İngilizleri durdurma çabaları yeterli olmadı. Türklerin Bağdat’ı boşaltması üzerine, 11 Mart 1917’de İngiliz kuvvetleri Bağdat’a girdi. Halil Paşa’nın Nurettin Paşa’nın geliştirdiği planlara uymaması, Kazım Karabekir Paşa’nın insiyatifinin azaltılması Bağdat’ın kaybedilmesine yol açtı. Gertrude Bell’in Irak Aşiretleri Arasındaki Stratejisi:
Gertrude Bell Irak’ta aşiret reislerini ayağına çağırmak yerine, bizzat onların ayaklarına gitmeyi tercih ediyordu. Bell’e Osmanlı Devletinin en sadık destekçisi olan Arap Kabilesi Şammar Şeyhi İbnürreşit ile temas kurma görevi verildi. Ancak İbnürreşit İngilizlere hiçbir şekilde yanaşmadı ve hatta onları taciz etti. Bell bir yana Şammar şeyhi İbnürreşit ile uğraşırken, diğer taraftan Nasıriye’de bulunan Arap aşiretleriyle uğraşıyordu.9 İbnürreşit; eğer Türkler Zübeyir’e yaklaşırlarsa onlara katılacağını, ancak bunu başaramazlarsa İngilizlere saldırmayacağını Bell’e bildirdi. Bell, bütün uğraşmalarına rağmen Şammar Şeyhini tarafsızlaştıramadı. Bell dışında, Lawrence ve Yzb.Shakespeare’de İbni Suud’u kontrol etmeye çalıştılar. Lawrence Şerif Hüseyin’i ikna etmeyi başardı. Şerif Hüseyin’i isyan ettirdiler. Bell, Şerif Hüseyin’in isyanını, Türklerin bir gözünü kör etme olarak nitelendirdi ve öbür gözlerinin de ellerinde olacağı günlerin yaklaştığını söyledi.
Bell Arap yarımadasındaki isyanın Mezopotamya’ya da yayılmasını istiyordu. Bell , Şammar şeyhi İbnürreşit üzerindeki baskısından vazgeçmedi. Zafir,Eslem ve Zeyyad aşiretlerinin baskısı sonucu, İbnürreşit Zübeyir’i terkederek Hayyil’e kaçtı. Bell Mu10 A.g.e,.s.203. 11 A.g.e.,s.204. 12 A.g.e.,s.206. 13 A.g.e.,s.207. 14 Mustafa Celalettin Hocaoğlu,Doktora Tezi,s.210. 15 A.g.e.,s.212. ammara’da (Abadan Bölgesi) ulunan petrol bölgesine önemli bir seyahat gerçekleştirerek Muammara Şeyhi ile görüştü.
Kuveyt Konferansı Percy Cox ve G.Bell İbni Suud başta olmak üzere Kuveyt şeyhlerinin katılacağı 27 Kasım 1916’da Basra’da bir “Kuveyt Konferansı “ düzenlediler. Bu etkinlik sırasında ,bir de silah sergisi düzenlediler. Bell bu konferansta İbni Suud’a olağanüstü ilgi gösterdi. Suud’u etkilemenin çok zor olduğunu biliyordu. Bell, Suud’a üçbin tüfek, 4 makinalı tüfek ve ayda 5bin İngiliz Lirası ödeme sözü verdi. Osmanlı Devletine isyan eden Şerif Hüseyin’in Kerbela ve Necef’e saldırmama sözü alındı. Gertrude Bell’in üstün gayretleriyle İbni Suud İngilizlerin önemli bir adamı haline geldi.12 İngilizler, Suud’a Osmanlı’nın sadık müttefiki olan Acemi Sadun Paşa’nın İngilizlere döndürmesi görevini verdi. Sadun Paşa, Suud’a şu cevabı verdi ,” Benim Şerefli Kardeşim : Bir Arap olarak cihat için Türklere söz verdiğini , Allah’ıma verilmiş bu söze vefanın en büyük şeref olduğunu , Türk Hükümetinin saf İslamı savunduğu için bu vefanın Alla’ın ve Arapların hoşuna gideceğini yazdı. Bu cevaptan hiç hoşlanmayan İngilizler , Sadun Paşa’ya bir daha böyle bir teklif yapmadılar. Şerif Hüseyin Kuveyt Konferansına bir tebrik mesajı gönderdi. Bu mesaja Kuveyt ve Muammara Şeyhleri şu cevabı verdiler.” Ey Efendimiz ; toplantımızın amacı , Arap milletinin ve İslam’ı , sizin mübarek makamınıza ve İngiltere Hükümetine sadakat içerisinde yükseltmektir. Gertrude Bell hazırladığı Kuveyt Konferansı raporunda , Konferansın “Arap Birliği Hayali”nin önemli bir aşaması olarak nitelendirdi. Bell ayrıca raporunda Türk dostu ve karşıtı olan Arap kabilelerinin isimlerini verdi.13 İlerleyen aylarda Şammar Şeyhi’de Şerif Hüseyin’in tabiyetine girdi. Reşidi’lerin de Şerif Hüseyin’e tabi olması, İbni Suud’ta Vehabiliğe karşı bir koalisyon olarak zan edildi. İbni Suud 2 Kasım 1921’de Hayyil’e girerek , İbnürreşit kuvvetlerini bozguna uğrattı hanedanı ortadan kaldırıldı. Yakalanıp Riyad’a götürülen İbnürreşit Haziran 1921’de öldürüldü.
Gertrude Bell ve Şiilik Bell İslam ve Arap Tarihine son derece de hakimdi. Hz.Ali ve Muaviye arasındaki çelişmeleri, Sıffın Savaşı’nı ve Kerbela olayını çok iyi biliyordu. Irak’ta çoğunluk Şiilerden oluşuyordu ve Şiilik giderek gelişiyordu. Bell’e göre İmamlardan sonra Müçtehitler İslam’ı yorumlayan son derece de etkili kişilerdi. Türklerin Kut-ül Amare zaferinin etkisiyle Şiiler Cihat Fetvası vermişlerdi. Kerbela ve Necef Müçtehitleri Türklere destek vermek için çağrılar yapmışlardı.15 Gertrude Bell’in en önemli amacı Türklerle Şiilerin arasını açmaktı. Bu iş için bir komplo düzenlediler. Bu amaçla Bağdat’ta ki Panarapları kullanarak, Şiilerin düşmanı olan Beni Hasan kabilesini Şiilere saldırttılar. Halep ve Felluce arasındaki İngiliz dostu kabilelere, Türk güçlerinin yardıma gelmesini önleme görevi verdiler. Türkler 400 asker kaybetmelerine rağmen, Kerbela’ya gerekli yardımı yapamadılar. İngiliz komplosu tutmuştu. Şiiler Kerbela’nın yıkılıp yakılması sorumluluğunu Türkler üzerine yüklediler. Böylece Gertrude Bell’ın planı ile Türklerle Şiilerin arası açılmış ve Irak’ın tamamen ele geçirilmesi hususundaki engeller ortadan kaldırılmış oldu. Şiiler 5 Gambot karşılığında İngilizlere 70.000 asker sözü dahi verdiler. Eski Türk dostları olan Şeyh Elvan, Hacı Sadun, Şeyh Mebder Faraub ,Şeyh Hacı Ferlan Türklere karşı koymaya yemin ettiler. İngilizler Necef’e yerleştiler. Türkler Hille’de kaldılar.16 Bağdat 17 Mart 1917’de İngilizlerin tamamen eline geçti. İngiliz Generali Maude halka özgür olacakları sözünü verdi. Kerbela ve Necef’te ki Ulema İngiliz Kralına teşekkür mesajı gönderdi. Bağdat’ın alınması üzerine, Gertrude Bell’de Bağdat’a yerleşti ve öleceği tarih olan 1926 yılına kadar Bağdat’ta kaldı. Gerrude Bell kendisini Bağdat’ta doğmuş Bağdatlıdan daha fazla Bağdatlı olarak görüyordu. Hiçbir kimse Bağdat nehrini ve hurma bahçelerinin güzelliğini benim kadar anlayamaz diyordu.
Gertrude Bell ‘in müthiş önsezileri birer birer gerçekleşiyordu. İngiliz Dışişleri ve Percy Cox Basra’nın tamamen 16 A.g.e.,s.213. 17 A.g.e.,s.223. 18 Mustafa Celalettin Hocaoğlu ,Doktora Tezi, s..248. 19 A.g.e.,s.263. İngiliz İdaresi altında kalması gerekliliğini ve Bağdat’ta ise İngiltere’nin yardım ve desteği ile bir Arap devleti kurulacağını ilan edildi. Ancak daha sonra yayınlanan Fransız-İngiliz deklarasyonunda Arapların bağımsızlığından söz edilmedi. Araplar kullanıldıklarını anladılar. Gertrude Bell ise, Basra, Bağdat ve Musul’un bir çatı olmasını savundu. Bell’in kafasındaki sistemde, en tepede Yüksek Komiser olarak tercihen Percy Cox olacak yönetimde, Şerifin bir oğlunun ülkenin lideri olacağını ve bu kişinin Şii olmamasına dikkat edileceği vardı.
Irak’ta Manda Yönetimi Kurulması Birinci Dünya Savaşına galip gelen devletler Paris’te bir barış konferansı düzenlediler. Gertrude Bell Mezopotamya’yı temsilen Paris’e gönderildi. Lawrence ve Bell bağımsız bir Arabistan hayal ediyorlardı. Wilson’un “ Milletlerin Kendi Kaderlerini Kendi Tayin Etmesi “ görüşü benimsenmişti. Paris’te Sykes-Picot Antlaşması doğrultusunda , Suriye, Mezopotamya, Filistin, Hicaz ve Mısır bölgelerinin tanzimi için toplantı yapıldı. Bu toplantıya Bell ve Lawrence ‘te katıldı.18 Bell Suriye’nin Fransa mandası olmasına karşıydı.
Mart 1920’de Suriye Genel Kongresi Filistin ve Lübnan dahil Faysal’ın liderliğinde Suriye’nin bağımsızlığını ilan etti. Paris Konferansında Suriye’nin bağımsızlığı kabul edilmedi ve konu San Remo Konferansına havale edildi.
Zaten Sykes-Picot gizli antlaşmasında Suriye’nin bağımsızlığı öngörülmüyordu. 18- 26 Nisan 1920’de San Remo Konferansına Faysal gitmedi ve burada Suriye’nin Fransız Mandası olması tescil edildi. Böylece, Suriye’deki devlet 6 ay yaşayabildi. Bell hanedan mensubu olmadığı halde , Faysal’ı bir Kral yapma başarısı ile “ Kral Yapıcı -Kingmaker” olarak adlandırıldı.19 Bağdatlılar ise Gertrude Bell’e “ Ümmü-l Müminin “ lakabını takmışlardı. Bu lakap en son Pegamber S.A. eşi Hz.Ayşe için kullanılmıştı. Gertrude Bell kurulacak Arap Mandası Arap Devleti’nin Anayasasını hazırlamaya başladı. Bell Cox ile birlikte Faysal’ı kurulacak Mezopotamya Devleti’nin başına getirmeyi Londra’ya teklif etti ve bu teklif kabul edildi. 11 Temmuz 1921’de Faysal Emir ilan edildi ve Nakib Hükümeti kurmakla görevlendirildi ve Faysal’ın Irak Kralı seçilebilmesi için düzmece bir referandum yapıldı. Musul ve Kerkük Türkleri kurulacak bu sözde devlete katılmamışlardı. Gertrude Bell’in hayallerinden biride Bağdat’ta bir müze kurmaktı ve bu projesini 1924 yılında gerçekleştirdi. 1926 yılında ise Gertrude Bell aniden hastalanıp ölünce, Bağdat’ta defnedildi. Çöl Kraliçesi, Dişi Lawrence, Kral Yapıcı ünvanlarıyla anılan , müthiş ihtiraslı, bilgili ve öngörülü İngiliz kadın casusu Gertrude Bell özellikle Irak ve Orta Doğu’nun şekillenmesinde büyük rol oynayarak 58 yaşında hayata veda etti.