GelişimErzurumYazı

19. Yüzyılda Türk-İngiliz İlişkileri

19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nun en uzun yüzyılı sayılabilir. 1699 Karlofça Antlaşmasıyla Avrupa’da ilerlemenin durduğu ve 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla toprak kayıplarının ve o tarihe kadar bir Türk gölü hüviyetindeki Karadeniz’de egemenliğin azalmaya başladığı bir yüzyıla girilmişti. 18 yy sonuna doğru 1783 yılında Kırım’ı kaybeden Osmanlı İmparatorluğu, 19 yy başında 1801 yılında Güney Kafkasya’da yer alan Gürcistan’ın Rus himayesine girmesiyle, bir dizi toprak kayıpları yaşadı. Ruslar 1804-1805 yıllarında hanlıkların önemli bir kısmını ele geçirdi. Ruslar 1827 ‘de Revan ve Nahçıvan Hanlıklarını alarak, Güney Kafkasya’daki bütün hanlıkları ele geçirmiş oldular. İran Kaçar Devleti Ruslarla 10 Şubat 1828 ‘de Türkmençay Anlaşması’nı imzalamak zorunda kalmış ve anlaşma sonucuna göre Azerbaycan fiilen ikiye bölünmüş olup, bugün bu bölünmüşlük devam etmektedir. Bu anlaşmaya göre Ruslar, İran’da yaşayan Ermenileri işgal ettiği topraklara göç ettirme hakkını kazanmış ve bugünkü Ermenistan’ın temeli atılmıştır. 1828 yılında Revan hanlığında 25.000 Ermeni yaşarken, Revan hanlığından Türkler boşaltılıp, yerlerine İran ve Türkiye’den gelen Ermeniler yerleştirilmiş ve 1850 yılına gelindiğinde Tiflis gibi Erivan guberniyası (Valiliği) kurulmuştur. Ruslar ayrıca İran topraklarında serbest ticaret hakkı elde etmiş ve Hazar Denizi’ndeki varlığını güçlendirmiştir.
Rus Prens Paskiyeviç 1828-29 Doğu Anadolu seferiyle bu sefer Kars ve Erzurum’u ele geçirmiş ve her ne kadar işgal ettiği topraklardan geri çekilmesine rağmen, 1829 tarihli Edirne Anlaşması sonucunda Güney Kafkasya’daki varlığını sağlamlaştırmıştır. Paskiyeviç Erzurum’dan dönüşünde 14.000 Ermeni aileyi (90.000 kişi) beraberinde göç ettirerek, Revan Hanlığına, Ahıska ve Ahılkelek bölgelerine yerleştirmiştir. Ruslar Güney Kafkasya’da egemenlik kurduktan sonra, bütün gücünü Kuzey Kafkasya’ya vermiştir. Böylece Ruslar, Güney Kafkasya’da bir Ermenistan yaratarak, bu kukla devleti bir Truva atı olarak kullanmış ve Ermenilerin Doğu Anadolu’yu ele geçirmelerini hiçbir zaman arzu etmemiştir. Ruslar kendilerine ayırdıkları ; Batı Ermenistan olarak bilinen ve içinde Erzurum, Kars, Trabzon, Elazığ, Muş, Bitlis ve Van’ın yer aldığı bölgeyi ve Boğazları ele geçirme hedeflerini sürdürmüştür. Ruslar kurdukları kukla Ermeni devletini Güney Kafkasya’ya hapsedip kullanmayı yeğledikleri , ayrıca Batı’ya genişleyen Ermenistan’ın ilerdeki İngiliz cazibesine kapılma riskini de hesap ederek bu yolu seçmişlerdi.
Osmanlı Devleti ile İngiltere’nin ikili ilişkilerinde 16 Ağustos 1838’de İstanbul Baltalimanında imzalanan ticaret anlaşması bir dönüm noktası oldu. Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında serbest ticaret anlaşması, zaten okuma-yazma oranı yüksek olan Hristiyan azınlıkların ekonomik bakımdan güçlenmesine ve onlarda özgürlük ve bağımsızlık düşüncelerinin uyanmasına yol açmıştır. Hristiyan azınlıklara mensup tüccarlar bu gelişmeden büyük yarar sağlayarak, Avrupalı firmaların temsilcileri, acenteleri ve ithalatçıları olmuşlardır. Zenginleşen tüccar sınıf ayrılıkçı milliyetçi akımları desteklemeye başamıştır. İngilizlerin Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğüne sürekli işaret etmesi, Müslüman ve Hristiyanlar arasında hukuki ve politik eşitliği amaçlayan serbest ticaret politikasıyla bir zıtlık teşkil etmiştir.
Serbest Ticaret anlaşmasıyla Avrupa kaynaklı mallar Osmanlı piyasalarını istila etmeye başlamış ve Osmanlı Devleti’ndeki Avrupalıların hukuki ve ticari hakları ve aynı zamanda Hristiyan azınlıkların haklarını Osmanlı Devleti merkezi ve yerel makamları karşısında savunmak amacıyla ülkenin önemli şehirlerinde konsolosluklar kurulmuştur. İngilizlerin 19 yy. sonunda Osmanlı topraklarında Basra’ya kadar 60 konsolosluk kurduğu görülmektedir. 1877 yılından sonra, İstanbul ve Erzurum gibi önemli stratejik yerlere ise askeri ataşelikler kurulmuştur. Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı dönemlerde, İngiliz ve diğer yabancı konsoloslar, devletin içişlerine dahi karışma cesareti göstermişlerdir.
Özellikle Sultan II. Abdülhamit; dış güçlerin Osmanlı Devleti’nin iç ve dış işlerine müdahale etmeleri, kamu borçlarının olağanüstü artışı yüzünden yaşanan finansman darboğazları ve verilen kapitülasyonların Osmanlı üretim faaliyetlerini engellemesi yüzünden meydana gelen devasa sorunlarla uğraşmak zorunda kalmıştır.
Rusya ve İngiltere arasında yaşanan rekabet Sultan II. Abdülhamit’in politik manevra gücünü sınırlamıştır. İngiltere’nin bütün amacı, Hint Ticaret Yolu’nun tehlikeye düşmesini ve Rusların Boğazlar ve Anadolu’nun kontrolünü eline geçirmesini önlemeye yönelikti. Londra bu yüzden, toprak bütünlüğü olan zayıf ve etkisiz bir Osmanlı Devletini Rus Egemenliğine tercih etti. İngiltere bu yüzden Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü ve çözülmesini geciktirme politikasını yürüttü. Osmanlı Devleti’nin çözülmesi demek, Boğazlar, Ön Asya ve Doğu Akdeniz’in Rusya’nın eline geçmesi demekti ve bu gelişme Süveyş kanalı üzerinden sömürgesi konumundaki Hindistan’a ulaşmasını tehdit edecekti.
1838 Konvansiyonunun sonuçlarından biri ise, Osmanlı sanayisinin zayıflayarak, Osmanlı devletinin İngiltere’nin bir ekonomik kolonisi haline gelmesidir. 1853-56 Kırım Savaşı sırasında İngiliz-Osmanlı ilişkilere zirveye ulaştı. Kırım Savaşı’nda 1855 yılında Kars cephesinde, Osmanlı ve İngiliz orduları birlikte ünlü “Kars Savunmasını“ yapmıştır. Savaş sonrası, Rusya’nın Karadeniz donanması tahrip edilmiş, Karadeniz silahsızlandırılmış ve sonuç olarak İngilizler Karadeniz üzerinden Tuna nehri yoluyla Avrupa’ya ulaşmak imkânını elde etmişti.
Kırım Savaşı’nda Rusya’nın yenilgisi sonrası Osmanlı Devleti, İngiltere’ye Sırbistan, Moldavya ve Eflak’ta yeni kapitülasyonlar vermiştir. İngilizler özellikle madencilik sahasında önemli imtiyazlar elde etmişler ve hatta Osmanlı Devleti’nin üretim kotalarını dahi tayin etmişlerdi.
1856 Kırım Savaşı’ndan sonra, Osmanlı Devletinin Londra ve Paris’ten arazi gelirlerini teminat gösterip aşırı derecede borçlanmaya gitmesi ve bu yüzden arazi vergilerinde artışa gidilmesi, Ortodoks Slav köylülerin Bosna - Hersek’te isyan etmelerine yol açtı. İsyanı bastıran Osmanlı Devleti, birçok Ortodoks’un Sırbistan ve Dağlık Karadağ’a göç etmelerine yol açtı. Kilisenin de tahrikiyle Sırbistan ve Karadağ Osmanlı Devletine savaş açtı. Ortodoks Slav azınlığın savaş ilanı, zaten kendisi de Ortodoks Slav olan Ruslarca büyük bir sempati ile karşılandı. Balkan19. YÜZYILDA ILIŞKILERI iNGiLiZ Dr. Sıtkı Yılmaz KUŞKAY Osmanlı Devleti ile İngiltere’nin ikili ilişkilerinde 16 Ağustos 1838’de İstanbul Baltalimanında imzalanan ticaret anlaşması bir dönüm noktası oldu. Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında serbest ticaret anlaşması, zaten okuma-yazma oranı yüksek olan Hristiyan azınlıkların ekonomik bakımdan güçlenmesine ve onlarda özgürlük ve bağımsızlık düşüncelerinin uyanmasına yol açmıştır. 20 GELİŞİM ERZURUM ARALIK 2020 21 lardaki isyanlar giderek yayılmaya başladı. Osmanlı Devleti yurt dışından alığı kredilerin faiz ödemesini durdurdu. Bu ise İngiltere’de hoşnutsuzlukla karşılandı. İngiltere’de Balkanlardaki Hristiyan azınlığın özellikle Bulgarların özgürlüğe kavuşması yönünde bir eğilim doğdu. Önceki İngiliz Başbakanı William Gladstone ile sonraki Başbakan Benjamin Disraeli arasında Osmanlı Devleti’nin geleceği konusunda farklı görüşleri vardı. İngiliz Kamuoyuna göre Osmanlı Devleti’ni Ruslara karşı korumak ve İngilizlerin Osmanlıların toprak bütünlüğünü sağlamak politikasını gözden geçirmenin zamanı gelmişti. Balkanlardaki Osmanlı varlığı artık İngiltere’nin iç politikası olmuştu.
Bu karışık ortamda, Osmanlı Sultanı Abdülaziz 29 Mayıs 1876’da tahttan indirildi ve yerine kardeşi V. Murat getirildi. Kısa bir süre sonra rahatsızlığı dolayısıyla tahttan indirilerek 31 Ağustos 1876’da kardeşi Sultan II. Abdülhamit tahta çıkarıldı. İşte bu kriz ortamında Ruslar Temmuz 1876’da Osmanlı Devletine savaş açtı.
ngiliz Dışişleri bakanı Lord Salisbury’nin Ruslarla çok iyi ilişkileri vardı. Ruslara şiddetle karşı olan İngiltere İstanbul Büyükelçisi Henry Elliot ise Osmanlı Hükümetine İstanbul Konferansının sonucu gelen teklifleri reddetmesini istedi. Rus Büyükelçisi İgnatiyev, Elliot’a “Türk’ten daha fazla Türk” diyordu. Salisbury Rusya taraftarı, Elliot ise Türk taraftarı idi. Sonuçta İstanbul konferansı dağıldı ve Elliot Londra’ya döndü ve yerine Henry Layard Büyükelçi oldu. Bu sefer Londra’da 31 Mart 1877’de yeni bir protokol imzalandı. Osmanlı Devleti egemenliğini riske sokacağı endişesiyle bu protokolü kabul etmedi. Osmanlı Devleti muhtemel bir Rus saldırısını karşılayabilecek güçte olduğuna inandı.
İnsani Amaçlı Emperyalizm İngilizlerin 1870’li yıllardan 1914 yılına kadar Osmanlı Devleti’ne destek ve yardım politikasının Kırım Savaşı’nda olduğu gibi bizzat cephede birlikte olmak yerine, daha çok askeri yardım, Osmanlı ordusunun organizasyonuna yardım, ve insani yardımlara yöneldiği anlaşılmaktadır. Bu yardımları insani amaçlı olarak Osmanlı Devleti’nin Ruslara karşı, yaşatılmasını sağlamak olduğu, bazı yazarlara göre ise “insani kılıflı emperyalizm“ olduğu öne sürülmektedir. Doğu Cephesinde Hristiyan azınlıkların en önemlisi, Rus Çarı I. Petro’dan beri Rusya etkisinde olan Ermenilerin ve bölgenin Rusya tarafından istilasına engel olmak için insani yardımlar yoluyla özellikle Ermeniler de sempati yaratılması stratejisi benimsendi.
1870’li yıllarda İngiltere’de uluslararası insani yardım amacına yönelik ve İngiliz aristokratlarının öncülük ettiği birçok yardım organizasyonu ve fonlar kuruldu. Bu fonların en önemlisi ve güçlüsü 3. Sutherland Dükü olarak bilinen ve Viktorya döneminin en zenginlerinden George Sutherland Leveson-Gover’in (1828-1891) kurduğu fon idi. Sutherland; Aralık 1876’da tanınmış aristokrat, asilzade ve yardımseverleri bir toplantıya çağırarak düşüncelerini açıkladı. Yaralı ve hasta Türk askerlerine yardım için Stafford Meclis Komitesini kurduklarını açıkladı. Komite dükler, lordlar, sörler, subay ve tanınmış kişilerden olmak üzere 95 kişiden oluşuyordu. Bu komite 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında hem Balkan Cephesi’nde ve hem de Doğu Cephesinde hastaneler, dispanserler ve sahra hastaneleri kurdu. Bu komite dışında Kızılhaç, Türk Şefkat Fonu, the Charity Sisters adında birçok yardım kuruluşu Balkan cephesinde yaralı ve muhacirlere yardım etti. Stafford Komitesi’ne ait hastanelerde, 1877 Ağustos ve 1878 Eylül ayları arasında 38.449 hasta ve 32.775 yaralı olmak üzere toplam 71.274 kişi tedavi edildi. Erzurum’da Stafford Hastanesi 12 Kasım 1877-17 Nisan 1878 tarihleri arasında ve Lord Blantyre’ın İngiliz Hastanesi ise 13 Temmuz 1877-17 Ağustos 1878 tarihleri arasında cepheden gelen hasta ve yaralı askerleri tedavi etti.
24 Nisan 1877’de Rusya Osmanlı Devletine karşı savaş ilan etti. Osmanlı Devleti İngiltere’nin Rusya’ya karşı gerektiği zaman Osmanlı Devletine para ve silah yardımı yapacağını umuyordu. İngilizler 1876-78 dönemin de Osmanlı Devletine insani ve askeri teknik yardım yaptılar. Kırım Savaşı’nın aksine 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşında Tuna ve Doğu cephesin de askeri danışmanlık, gözlemcilik yaptılar. Bir skandala adı karıştığı için İngiliz ordusundan atılan Valentin Baker Paşa Osmanlı üniforması ile komuta ettiği 3000 kişilik Osmanlı Ordusu Bulgaristan-Taşkesen’de Rus General Yosip Gurlo komutasındaki 25.000 kişilik Rus ordusunu geri püskürttü. Taşkesen başarısı İngiliz savaş tarihinde çok ünlüdür. Doğu cephesinde ise İngiliz subaylar yalnız danışmanlık ve gözlem faaliyetinde bulundular. Zivin Savaşını General Sör Arnold Burrowes Kemball, Yzb. C. B. Norman, Yzb. Dougall ve Ütğm. Charles Williams Osmanlı topraklarında izlediler. Rus Kazak piyadeleri Kemball ve Norman’ın Türklerin yanında savaştıklarını düşünerek, onları yakalamak istediler. Kembal ve Norman Tahir Çayı’nı geçerek Deli Baba’ya sığındılar. Kazaklar Delibaba’ya da ulaşıp tutuklamak istediler ancak bir Türk’ün haber vermesiyle buradan kaçarak esir olmaktan kurtuldular. General Kemball daha sonra İran ve Türkiye arasında yıllardır bir çıbanbaşı olarak devam eden Kotur sınırın tespitinde görev aldı.
Ruslar hem Doğu ve hem batı cephesinde Osmanlı ordusunu yenilgiye uğrattı. Ruslar Balkan ülkelerini istila etti ve hatta İstanbul’a yakın Yeşilköy’e kadar geldi. Ruslar İstanbul’a 7 km. mesafedeydiler. Bu gelişme üzerine 3 Mart 1878’de Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması ve ateşkesi imzalandı. Anlaşmanın şartları çok ağırdı. Osmanlı Devleti Balkanları kaybettikten başka, Doğu Anadolu’da Batum, Kars, Ardahan, Artvin, Doğu Beyazıt ve Eleşkirt Ruslara bırakılıyordu. Ruslar ayrıca Ermenistan ve Girit’te reform yaptırma haklarını elde ediyordu. Prusya Devleti Başbakanı Bismarck öncülüğünde, Ayastefanos Antlaşmasının şartları hafifletilmek üzere, 3 Haziran-3 Temmuz 1878 tarihlerinde Berlin’de bir konferans düzenlendi. Konferans’tan önce İngilizler’in Berlin kongresinde Osmanlı Devletini desteklemesi için Doğu Akdeniz’de stratejik öneme sahip Kıbrıs adasının egemenliği 4 Haziran 1878’de geçici olarak İngiltere’ye bırakıldı. Berlin’de Ayastefanos Anlaşmasının şartları hafifletilse de, Rusların toprak kazançlarının önemli kısmı onaylandı ve Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki varlığı bir müddet devam etti. Kıbrıs Sözleşmesi ile İngiltere Osmanlı topraklarında özellikle Ermenilere yönelik reform yaptırma haklarını elde etti. Bu dönemde, İngilizlerin en önemli amacının Ermenileri Rus etkisinden kurtarmak ve Ermenileri Rusya ve İran topraklarından Anadolu’ya kaydırmaktı. İngiltere ve bilhassa İstanbul (Konstantiniyye) büyükelçisi Henry Layard, Küçük Asya’da İngiltere’ye bağlı bir Ermenistan sömürgesi yerine Osmanlı Devleti’nin Hindistan’a benzer bir İngiliz sömürgesi olmasını Lord Salisbury’e tavsiye etmişti. İngilizler insani yardım yoluyla stratejik ve politik amaçlar güdüyorlardı. Sutherland Dükü’nün Osmanlı Devletinde bazı ekonomik amaç peşinde olduğu görülmektedir. Zonguldak Kömür Havzası’ndan bazı imtiyazlar peşinde olması ve Fırat Demiryolu Hattı projesini ortaya atmasının İngilizlerin emperyalist çıkarları ile ilgili olduğu unutulmamalıdır. 1870’li yıllarda İngiliz aristokratlarının yardım fonları kurmaları Emperyalist İnsaniyetçilik olarak adlandırılmaktadır.
İngilizlerin Anadolu’da Askeri Konsolosluk Projesi 1879 yılından itibaren Osmanlı Devletine atanan İngiliz Askeri Konsolosları (Askeri Ataşeler) özellikle Doğu ve Güney Anadolu’da Hristiyan azınlıkların haklarının daha iyi koruyamaRusya ve İngiltere arasında yaşanan rekabet Sultan II. Abdülhamit’in politik manevra gücünü sınırlamıştır. İngiltere’nin bütün amacı, Hint Ticaret Yolu’nun tehlikeye düşmesini ve Rusların Boğazlar ve Anadolu’nun kontrolünü eline geçirmesini önlemeye yönelikti. Londra bu yüzden, toprak bütünlüğü olan zayıf ve etkisiz bir Osmanlı Devletini Rus Egemenliğine tercih etti. İngilizlerin 1870’li yıllardan 1914 yılına kadar Osmanlı Devleti’ne destek ve yardım politikasının Kırım Savaşı’nda olduğu gibi bizzat cephede birlikte olmak yerine, daha çok askeri yardım, Osmanlı ordusunun organizasyonuna yardım, ve insani yardımlara yöneldiği anlaşılmaktadır. 22 GELİŞİM ERZURUM ARALIK 2020 23 maları ve Ruslara karşı bölgede gerekli askeri amaçlı topoğrafik inceleme ve araştırmalar yapmaları için gönderilmişlerdi. İlk askeri konsolos olarak daha önce 1880 yılına kadar Filistin ve Sina’da uzun yıllar Filistin Araştırma Fonu hesabına araştırma ve incelemeler yapan Charles Wilson Anadolu’nun ortasındaki Sivas‘a atandı. Wilson Sivas’ta Başkonsolos ünvanıyla askeri konsolosluk yaptı. Erzurum’a 1877-78 Osmanlı-Rus harbinden sonra Ekim 1878’de Konsolos Vekili olarak atanan Yzb. Henry Trotter ve Trabzon’a atanan Alfred Biliotti önemli kişilerdi. Henry Trotter daha sonra Mayıs 1879’da Erzurum Konsolosu oldu ve askeri Konsolosluğa 13 Temmuz 1879’da Bulgaristan Sınır Tespit Komisyonu üyesi William Everett atandı. İngiltere 1882’de askeri konsolosluk projesinden tümüyle vazgeçti. Ruslar 1880 yılında M.Maksimov’u Diyarbekir merkezli Kurdistan konsolosluğuna atayınca, İngilizler telaşa kapıldı. Bunun üzerine,1884 yılında William Everett; Erzurum, Diyarbakır, Harput, Muş ve Van illerini kapsayan bölgeye Kürdistan Konsolosu olarak tayin edildi ve 1888 yılına kadar bu göreve devam etti.
SONUÇ Rusya’nın tahrik ve desteğiyle Ermenilerde ayrılıkçı akımlar güçlendi ve Osmanlı Devletinden bağımsız bir devlet kurma hayali ile isyan çıkarma hareketleri artık bölgede görev yapan İngiliz konsoloslarının da dikkatini çekti. Erzurum Konsolosu Everett , Erzurum’daki Ermenilerin evlerinin silah deposu haline geldiğini ve isyan için hazırlıklar yapıldığını Londra’ya bildiriyordu. Mart 1883’te Trabzon’da ki İngiltere Konsolosu Alfred Billiotti ; Rusların Erzurum ve Trabzon’u tekrar işgal etmek istediğine dair rivayetleri rapor etti. Trabzon Rusya Konsolosluğu şansölyesi Çarkovski’nin 3 yıl boyunca Trabzon ve Erzurum arasındaki bölgede incelemeler yaptığını rapor etti. Çarkovski’den sonra , Rus Konsolosluğundan bir subayın tercüman ile Trabzon bölgesinde yoğun seyahatler yaptığını bildirdi. Benzer şekilde İngiltere Erzurum Konsolosu William Everett ,Rusların sinsi ve insafsız bir şekilde Ermeni Platosuna egemen olmak istediğini bildirdi. İngiltere Trabzon konsolosu Alfred Billiotti Rusların Kafkasya’da 75000 kişilik askeri gücü olduğunu rapor etti.1894-1895 Ermeni isyanlarından sonra, İngiltere Anadolu da bulunan Konsolosluklarını güçlendirerek, askeri ataşeler görevlendirdi. Balkan ve I. Dünya Savaşlarına kadar, İngiliz ve Rusların birbirlerini kontrol siyaseti güttükleri görülmektedir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR : Alexander Innes Shand, “The Life of General Sir Edward Bruce Hamley”,2 Cilt,William Blackwood and Sons,Ediburg and London 1895. Hakan Yavuz, European Diplomacy and the Exclusion of the Ottoman “Other“ ,Hakan Yavuz ve Peter Sluglett’in editörlüğünü yaptığı Utah Series in the Middle East Studies serisinde yayınlanan War and Diplomacy:The Russo-Turkish War of 1877-1878 and the Treaty of Berlin” başlıklı kitap,University of Utah Press,2011. John Fisher, Outskirts of Empire:Studies in British Power Projection,Routledge, 2019. İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı,Kronik Kitap,İstanbul 2018. W.N.Medlicott,The Congress of Berlin and After : A Diplomatic History of the Near Eastern Settlement 1878-1880,Frank Cass &Co Ltd, 1963. Quintin Barry,”War in the East:A Military History of the Russo-Turkish War 1877-78”,Helion Company,2012. Report and Record of the Operations of the Stattford House Committee fort he Relief of Sick and Wounded Turkish Soldiers ,Russo-Turkish War 1877-78, Spottiswoode &Co.,London 1879. Sabri Ateş, “Ottoman-Iranian Borderlands:Making a Boundary,1843-1914”,- Cambridge University Press,London 2015. Sarah Roddy, Julie-Marie Strange, Bertrand Taithe,”Charity Market and Humanitarianism in Britain ,1870- 1912,” Bloomsbury Academic ,London 2019. C.M.Watson, “The Life of Major General Sir Charles William Wilson”,John Murray,London 1909.

Dr. Yılmaz KUŞKAY