GelişimErzurumYazı

MANOLYA BULUT

Yaz kış, gece gündüz demeden haber peşinde koşarlar, upuzun çalışma saatlerine rağmen işlerini layıkıyla yapmaya çalışırlar. Hani sanatçılar yakını ölse ‘Show must go on’ derler ya, işte muhabir de bir haber takibindeyse kendi düğününe bile katılamama ihtimali olan kişidir. Kısaca onlar habere en yakın, rahata en uzak olanlardır.
Bu sayımızda, Manolya BULUT ile Muhabirlik mesleğini konuştuk.
Öncelikle Sizi Tanıyabilir Miyiz?
Adım Manolya Bulut. 21 0cak 1995 İzmir doğumluyum. İlkokul ve ortaokul öğrenimimi İzmir’de gördüm. Üniversite yıllarım ise Erzurum’da geçti. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunuyum. Aynı zamanda da uzaktan eğitim Adalet Önlisans okuyorum. Erzurum merkezli bölgesel bir gazete olan Pusula Gazetesi’nde muhabir olarak görev yapıyorum.
Muhabir Kime Denir? Mesleğinizi Okurlarımız İçin Açıklayabilir Misiniz?
Medya kuruluşlarında çalışarak haber toplayan, habere ulaşımı sağlayan, bunları yazana muhabir denir. Ancak bu mesleği sadece bir sözlük tanımı ile ifade etmek doğru olmaz. Muhabir aynı anda birçok işi yapma kapasitesine sahip, her konu hakkında en az bir cümle söyleyecek kadar bilgi sahibi olmaya çabalayan, dışa dönük, araştırmayı, okumayı, paylaşmayı seven kişidir benim tanımımda. Çok komplike bir meslek grubu.
Muhabirlikle İlk Tanışmanız Nasıl Oldu?
Ben liseyi bitirdikten sonra üniversiteye gitmek için hiç tercih yapmadan bir yıl bekledim. Çünkü henüz net bir şekilde hangi bölümü okuyacağıma, hangi işi yapmak istediğime karar verememiştim. Zaten hep okuyan, araştıran, meraklı bir gençtim. Yaşam tarzımı hangi meslekte bulabilirim diye düşündüm ve bunun iletişim alanında sağlanabileceğini keşfettim. Ertesi yıl sadece beş üniversitenin iletişim fakültelerinde radyo televizyon ve sinema ile gazetecilik bölümlerini tercih ettim. Ardından Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü okuyarak mezun oldum. Benim muhabirlikle tanışmam kendi içimde daha önceleri oldu. Ancak faaliyette tanışmam Demirören Haber Ajansı’nda yaptığım staj dönemimle başladı. Benim dönemimde Kadir Sabuncuoğlu şefimizdi. Onun emekli olmadan önceki son stajyeri bendim. Bundan da büyük gurur duyuyorum. Orada şimdi DHA Bölge Müdürü olan Turgay İpek’ten ve Zafer Kumru’dan çok şey öğrendim. DHA’NIN benim gözümde yeri hep ayrı kalacak.
Mesleğinde Başarılı Bir Muhabir Olarak Haberi Nasıl Tanımlarsınız?
Bize okul yıllarında da öğretilen ‘köpek insanı değil, insan köpeği ısırırsa haberdir’ klişesini hatırlatarak başlamak istiyorum. Haber ‘ilginç’ olan her şeydir. Alışılmış, günlük hayatta zaten var olan olaylar içine onu enteresan kılacak bir şey katılınca haber değeri taşır.
Mesleğinizin Sevdiğiniz Ve Sevmediğiniz Yönlerinden Bahseder Misiniz?
Ben mesleğimin her yönünü seviyorum açıkçası. Elbette ki güzellikleri kadar zorlukları da var. Beni en çok heveslendiren şey bu mesleğin kamuoyunun sesi olma özelliği taşıyor olması. Yaptığınız haberler karşılık bulduğunda aldığınız haz paha biçilemez. Zaten bunun için bu mesleği seçtim ve icra ediyorum. Sevmediğim yön demek yanlış bir tabir olur. Ancak zorlandığım anlar oluyor. Bu meslekte çok yeni olmamdan da kaynaklı bazı zorluklar olabilir.
Örnek Aldığınız Muhabirler Var Mı? Varsa Kim Ya Da Kimlerdir?
Erzurum’da iki gazeteciyi kendime örnek alıyorum. Biri DHA Bölge Müdürü Turgay İpek bir diğeri de Pusula Gazetesi Genel Koordinatörü Sevda Güneş. Sevda hanımla birlikte çalışıyorum ancak bunun yanı sıra onda göz10 lemlediğim birçok şey var. Anıları, tecrübe ettikleri inanın ders niteliğinde. Çünkü tarih tekerrürden ibaret. Bazen olayların içinde şekillenirsiniz. Ama anlattığı kimi şeyleri şimdi de yaşıyoruz ve bu tecrübeler bana da ışık tutuyor. Turgay İpek ise bölge müdürü de olsa hala muhabir gibi sahadan ayrılmaz. Birlikte haberde olduğumuz zaman gözüm onun üzerinde olur. Aslında burada çoğu muhabir onu takip eder. Onun ne yaptığını, nereden, nasıl fotoğraf çektiğini, ne sorduğunu, kimle ne konuştuğunu büyük titizlikle takip ederim. Ulusalda ise CNN Türk’te çalışan Fulya Öztürk’ü epey seviyorum. Onun yüksek enerjisini kendime rol model alıyorum. Onun dışında TRT Haber’de sunuculuk yapan Nilgün Balkaç’da rol modellerimden.
Mesleğinizde Hedefleriniz Nelerdir. Bu Meslekte Nereye Kadar Gitmek İstersiniz?
Açıkçası televizyon ilgimi çekmeye başladı. Ben gazete muhabiriyim. Televizyon muhabirliği ilgimi çekiyor. İleride yönetici pozisyonu gibi bir hedefim yok. Ömrüm boyunca muhabir olarak kalabilirim. Bazı muhabirler öyle bir konumdadır ki çoğu haber müdüründen daha itibarlıdırlar. Bizim meslek grubumuzda böyle bir hedef belirlemek de zaten pek yaraşır değil. Ben sadece işimi olabildiğince iyi yapmak istiyorum.
Bugüne Kadar Yaptığınız Haberlerin İçerisinde Sizce En Önemlisi Hangisidir? Nedenini Açıklar Mısınız?
Koronavirüs sürecinde önemli işler başardığımızı düşünüyorum. Türk basınında ilk olarak Yazı İşleri Müdürümüz Cihat İncesu ve ben koronavirüsle mücadelenin sürdüğü yoğun bakım servisini görüntüledik. O an benim için çok heyecan vericiydi. Herkesin hastanenin etrafından bile geçmekten korktuğu bir zamanda yoğun bakımda olmak tedirgin olunması gereken bir durumdu. Ama o an sadece heyecan ve sevinç duydum. Bu süreçte Erzurum’da karantina yurduna ve aşı merkezine ilk giren de ben oldum. Habercilikte ‘ilk’lerin ne denli önemli olduğunu gittikçe daha iyi anlamaya başlıyorum.
Mesleğinizi Yaptığınız Süre İçerisinde Unutamadığınız En Önemli Anınız Nedir?
Kanser tedavisi gören 11 yaşında küçük bir çocuk vardı. Sıkı bir Beşiktaş taraftarıydı. Burada taraftarlar kulübünün ziyarete gideceğini öğrendim ve onlarla birlikte hastaneye gittim. Orada çocuğun durumunun çok kötü olduğunu ve 1 aylık ömür biçildiğini öğrendim. O an duyduğum üzüntüyü tarif edemem. Babası tedavi için her şeyini satmıştı. Oğlunun son isteği de Beşiktaşlı bir futbolcuyla ya da Şenol Güneş ile tanışmaktı. Ağlayarak röportaj yaptık. Sonra koşa koşa gazeteye geldim. Samet’in son isteğini haber yaptık. O haber sayesinde Samet’in son isteği yerine geldi, çok kısa bir süre sonra da aramızdan ayrıldı. Bu haberi, o hastanede ve sonrasında yaşadıklarımı asla unutamam.
Bu Mesleği Seçmek İsteyen Genç Arkadaşlara Tavsiyeleriniz Nelerdir?
Açıkçası tavsiye verecek durumda değilim. Meslekte çok yeniyim. Önümde çok uzun bir yol var. Sadece bu mesleği seçeceklere çok iyi düşünmeleri gerektiğini söyleyebilirim. Muhabirlik okulunu okuyunca olunacak bir şey değil. Bence bir yaşam tarzı, vizyon. İnsanın hamurunda varsa yapabileceği bir şey. Birilerinin size öğretmesinden ziyade içindeyken yaşayarak öğrenilecek bir meslek. Ben okurken daha erken çalışmaya başlayabilirdim. Her fırsatı kovalayabilirdim. Belki tek söyleyeceğim bu olabilir. Hiçbir fırsatı es geçmesinler ve insan biriktirsinler.

İsimsiz