Ki?i isimleri, bireyin kimli?ini niteleyen önemli bir gösterge olmakla birlikte, ait olduklar? topluma dair de önemli referanslard?r.
?sim verme, sosyal bir süreç oldu?undan ailelerin isim verme yakla??mlar?n? ve isim tercihlerini belirleyen e?itim, de?erler, inanç, ahlak, ya?am standard?, beceri, sosyal pozisyon, co?rafya, etnik kimlik gibi pek çok faktör de söz konusudur. Bu faktörler, toplumun farkl? alt gruplar?nda farkl? isimlerin popüler olmas?n? aç?klayabilmektedir (Lieberson & Bell, 1992: 515).
Bir toplumun tarihsel geçmi?i, sosyal, kültürel, siyasi, ekonomik ve dinî yap?s?, etkile?imde bulundu?u di?er toplumlar, dünya geneliyle entegrasyon düzeyi o toplumdaki isim verme gelene?inin ortaya ç?kmas?nda etkilidir. Ayr?ca, ki?i isimleri ait olduklar? sosyo-kültürle birlikte ya?ayan, onu yans?tan de?i?ken ve dinamik bir yap?ya sahiptir. Bu nedenle, ilgili toplumun dü?ünce, e?ilim, tutum ve sosyo-kültürel yap?s?ndaki de?i?imlere dair önemli referanslard?r. Toplumsal etkile?imin boyutlar?n? yans?tmalar? nedeniyle toplumsal bütünle?me veya çat??ma simgeleri olarak da alg?lanabilirler (Çelik, 2007: 6).
Baz? insanlar?n ak?llar?nda çok önceden belirledikleri isimler vard?r. Bir gün çocu?um olunca, k?z?m olursa, o?lum olursa diye be?endikleri isimleri belirlemektedir. Bu isimler bazen hayran oldu?umuz bir sanatç?n?n, bazen sevdi?imiz bir arkada??n, bazen de özendi?imiz birinin ad? olur. Duyar?z, be?eniriz, ad? ta??yan ki?iyi severiz çocu?umuza isim olsun diye belirleriz. Baz? dönemlerde politikac?lar?n, ailenin kahramanlar?n?n, ülkenin kahramanlar?n?n, bir görü?ün kahramanlar?n?n, popüler sanatç?lar?n isimleri a??rl?k kazan?r. O dönem do?an çocuklarda ayn? isimler s?k görülür. Ailelerinin inançlar?n?n, siyasi dü?üncelerinin, sosyal konumlar?n?n ya da toplumsal yarg?lar?n?n canl? kan?tlar? olarak dola??rlar.
?simler bireysel bir kimlik sembolü oldu?u gibi verilme biçimi kültürel bir kaynaktan beslendi?i ve hem isim verilen çocu?un hem de ailenin toplumsal olarak kendilerini gerçekle?tirmelerinin bir ön ?art? oldu?u için de toplumsal bir semboldür. Bu nedenle sadece isimlere bak?larak bile ço?u zaman bireyin hangi milletten ve dinden oldu?u büyük oranda tahmin edilebilir. Bu anlamda bireysel anlamda bir bayrak gibidir. Pierre Bourdieu’ye (1997: 24) göre de isim vermek temsili belirleyen ve sonsuzlu?a ta??yan bir süreçtir. ?sim verilirken hem çocu?un ta??mas? beklenen karakter özelikleri ve de?erler bütününe hem de ailenin kendini tarif etme biçimine bir at?fta bulunulmaktad?r. Bu anlamda ismi verenin be?enileri, e?ilimleri, dünya görü?ü, dinî kimli?i, vb. birçok konuda i?aretler veren önemli dilsel sembollerdir (Karahan 2009: 17).
Her toplumda oldu?u gibi Türk toplumunda da çocuklara isim verme pratikleri kendine özgü kültürel dinamiklere dayanmakta, verilen isimlerin kar??l?k buldu?u anlam ve sembol dünyas? bulunmakta, verilen isimler belli bir de?erler sistemine tekabül etmektedir. ?simlerin kendisi kadar, isim verme sürecini etkileyen kültürel etkenler ayn? zamanda bir millet olarak Türklerin millî haf?zas? ve kimli?i ile de ili?kilidir. Türklerde çocuklara koyulan isimler ve isim verme biçimleri de tarih içerisinde dönü?mü?, bu dönü?ümün bizzat kendisi toplumsal de?i?meyi yans?tan önemli bir parametre olmu?tur. Türk Milletinin yak?n denilebilecek tarihinde de bu de?i?im fark edilebilecek bir seviyede olmu?, 30-40 y?l gibi milletlerin tarihi bak?m?ndan çok k?sa olarak de?erlendirilebilecek sürelerde bile çocuklara verilen isimlerde büyük de?i?imler ya?anm??t?r. Bu de?i?im Türk toplumunun ya?ad??? toplumsal de?i?imle paralel gitti?i gibi, ayn? zamanda küresel kültürel etkileri de ta??makta, Türkiye’nin siyasal atmosferinden izler de bar?nd?rmaktad?r.
Türklerde ?sim Verme Kültürünün De?i?imi: Tarihsel Çerçeve ?sim bir gelene?in sonucunda oldu?u gibi ailenin gelecek tasavvurunu da yans?tan ve bu anlamda bir köprü vazifesi de gören bir araçt?r. Bu nedenle ailenin kendisini tarih ve toplum içerisinde nerede konumlad???n? ve çocu?unun da bir ideal olarak nerede konumlanmas?n? gerekti?ini gösteren bir i?arettir. Çocuklara isim vermek toplumsal bir süreçtir. Bu nedenle de isim verme süreçlerinde dinî, millî, s?n?fsal, politik vb. tercihler ayn? toplum içerisinde bile farkl? isim tercih etme e?ilimleri ortaya ç?karabilmekte, bu e?ilimleri anla??labilmesi toplumsal ili?kileri ve de?i?imi anlamak için de önemli veriler olabilmektedir (Lieberson vd 1992: 515). Modern öncesi toplumlarda isim gelene?in ve ruhaniyeti temsil eden isimler a??rl?ktayken ve isimler geçmi?le bugünü birbirini ba?larken, modern toplumlarda isim art?k bireysel tercih meselesi olmu?, gelenekten kopmu?, geleneksel toplumun anlam sistemiyle temas? gev?emi?tir. Eski Türk gelene?inde, Dede Korkut Destanlar?ndan da bilindi?i üzere, çocu?a her zaman do?ar do?maz isim konulmaz, genelde çocuk ancak bir kahramanl?k, ba?ar? veya beceri gösterdi?i zaman ona bu niteli?iyle alakal? bir isim verilirdi (Köse 2014: 292). Dede Korkut’un “o zamanda bir o?lan ba? kesmese kan dökmezse ad koymazlard?” (Ergin 1958: 62-63) sözü Eski Türk gelene?indeki isim verme prati?ini göstermesi bak?m?ndan önemlidir ve Dirse Han o?lu Bo?aç Han’?n ismi azg?n bir bo?ay? öldürdükten sonra verilmi?tir (Sar?ta? 2009: 423). Dede Korkut hikâyelerinde ad verme hadiselerinden çokça bahsedilmesi Türklerin eski tarihlerden beri ad verme prati?ine özel bir önem verdi?ini, sembolik bir anlam atfetti?ini göstermektedir (Uca 2004: 150). “Rásonyi (Rásonyi 1988: 22- 26) Türk isim sistemini ‘totemistik isimler, ruhlara ya da yarat?c?ya (koruma veya temenni) i?aret verme amac?yla isim verme, çocu?un do?du?u zaman ve mekânla ilgili rastlant?lar? isim verme, kadere (kötülü?ü, kötü ruhlar? ?a??rtma, ?ükran? ifade etme vb.) mesaj anlam?nda isimler, güzel duygular? ve tabiattaki güzellikleri yans?tan isimler ile rütbe ve unvan isimleri' gibi yedi ana ba?l?kta toplar” (Rásonyi 1988’den akt. Çelik 2006: 47). Yine Eski Türklerde bars/pars, arslan, to?ril, bo?a (buka), bori, tay, teke, bu?ra, do?an gibi hayvan isimleri çocuklara verilmekteydi (Amano?lu 1999:64) (Karado?an 2003: 110-116). Eski Türklerde isim verme kültürünün önemli dinamiklerinden biri de renk kültüydü; lakap ve isim ayr?m?n?n çok olmamas? ve renklerin sembolize etti?i anlam sistemi bunun ba?l?ca sebepleriydi (Karado?an 2004: 98). “Siz k?yamet gününde hem kendi ad?n?zla hem de babalar?n?z?n ad?yla ça??r?lacaks?n?z; bu sebeple kendinize güzel ad koyunuz” (?slam Ansiklopedisi 1988: 333 akt. Sar?ta? 2009: 423) hadisinin ve dinin kültürlerdeki belirleyici rolünün de etkisiyle Türk ad verme kültüründe ?slamiyet’in etkisi fazlas?yla görülmeye ba?lanm?? ama pratikte yine Türkler özgün bir ?slami isim verme prati?ine de sahip olmu?lard?r. Mesela Hz. Muhammed’den mülhem ‘Muhammed’ ismi tüm ?slam dünyas?nda çok yayg?nken Türkler aras?nda bu ismi ve Peygamberin ad?n? gündelik hayattaki olumsuzluklardan korumak için bu ismin ‘Mehmed, Ahmed’ versiyonlar? tercih edilmi?tir. Kadim Türk kültüründen gelen isimlerle ?slami isimlerin bir arada var olmas? uzun yüzy?llar boyunca devam etmi?tir. Türk Modernle?mesinin ba?lamas?yla Türklerdeki isimler de de?i?meye, edebiyat eserlerinde geçen Bihter, Behlül, Neriman, Suzan, Aysel, Nalan, Bihruz gibi isimler daha çok tercih edilmeye ba?lam?? (Çelik 2006:56), özellikle 1900’lü y?llarla birlikte Türk isimlerinde modern ideolojiler ba?lam?nda yükselmeye ba?lam?? milliyetçili?in izleri Orta Asya Türk isimlerinin say?s?nda ciddi bir art??la görülmü?tür. ?simlerde Türkle?me ve milliyetçile?me dinamiklerini Türk Modernle?mesinin 1900’lerden sonraki a?amas?nda görebiliriz (Ba?göz 1983: 205). Esen Y?ld?r?m’?n çal??mas?na göre Cumhuriyet’in kurulu?undan 1960’a kadar geçen sürede en çok koyulan isimler listesinde büyük bir farkl?la?ma gözlemlenmemi?tir ve çocuklara en çok koyulan 20 isim Mehmet, Mustafa, Ahmet, Ali, ?brahim, ?smail, Hüseyin, Hasan, Osman, Fatma, Ay?e, Emine, Hatice, Zeynep ve Meryem ba?ta olmak üzere geleneksel ?slami isimlerden olu?maktad?r (Y?ld?r?m 2016:917). Buna yöresel olarak manevi dinî sembollerden biri haline gelmi? tasavvuf ehlinin isimlerinin verilmesi de eklenebilir; mesela Aksaray yöresinde ‘Çapan’, Sivas yöresinde ‘Ahmet Turan’ veya Kahramanmara? yöresinde Ökke? isminin verilmesi buna örnek olarak gösterilebilir (Peker 2007: 125). Türkiye’nin sanayile?me sürecinin h?z kazand??? 1950’li y?llarla birlikte ba?ka bir önemli toplumsal de?i?me dinami?i Türkiye’nin toplumsal de?i?imini h?zland?ran ba?ka bir öncü faktör olmu?tur: Kentle?me. H?zl? kentle?me beraberinde geni? ailelerin da??l?p çekirdek ailelere dönü?tü?ü bir aile yap?s?n? ortaya ç?karm??t?r. Türkiye’nin kültürel de?i?im dinamiklerine bak?ld???nda 1950’lere kadar kent-k?r nüfus dengesinin hemen hemen sabit oldu?u, 1950’ler sonras? artan kalk?nma h?z? neticesinde kentlere do?ru nüfus hareketlerinin görüldü?ü bir süreçten bahsedebiliriz. Bu 1950’lere kadar toplumun büyük ço?unlu?unun geleneksel, k?rmerkezli kültürünün devam etmesi demek oldu?u gibi, bu geleneksel kültürün hâkimiyetinin devam? olarak da geleneksel isim verme pratiklerinin devam etti?i anlam?na gelmektedir. Türkiye’nin kentle?me hikâyesine paralel olarak isimlerde de tedrici bir de?i?im ya?anm??, politik görü?lerle odakl? ve kültür-sanat eserlerinin etkiledi?i bir isim verme prati?i geleneksel isimlerin yan?nda var olmaya ba?lam??t?r. Bu kentle?me ve bireyle?me dinami?i ayn? zamanda güçlü bir politizasyon süreciyle paralel gitmi?tir. Bu geleneksel isimlerin yan?na edebiyat, sinema ve kültür dünyas?n?n da etkisiyle baz? popüler isimlerin geldi?i ve bunlara da politizasyonun da etkisiyle baz? politik sembollerin en çok koyulan isimler listesini belirledi?i bir süreci getirmi?tir (Ba?göz 1976: 164). Özelikle 1960’lardan 1990’lare kadar Murat, Bülent, Turan, Ula?, Hakan, Serkan, Metin, Erkan, Emrah, U?ur; Özlem, Yasemin, Dilek, Tu?ba, Derya, Hülya, Filiz, Arzu, P?nar, Sibel, Çi?dem, Sevgi, Deniz, Mahir, Alparslan, Abdülhamit, Fatih, Tarkan, O?uzhan gibi isimler çocuklara en çok koyulan isimler listelerinde geleneksel isimlerle birlikte yer alm??lard?r (Y?ld?r?m 2016). ?simlerin siyasalla?mas?na örnek olarak 1960 Darbesi sonras? halk?n darbeye tepki olarak daha önce en çok koyulan ilk 100 isim listesine hiçbir zaman girmemi? ‘Adnan’ isminin 31. S?radan girmesine sebep olacak ?ekilde çocuklar?na koyuldu?u görülmü?tür (Yegin 2020: 112). Mesela Murat isminin 1980’lerde ilk üçe girmesi Ye?ilçam filmlerinde ba?rol karakterlerinin ad?n?n ‘Murat’ olmas? ve Cüneyt Ark?n’?n canland?rd??? Kara Murat filmleriyle aç?klanmaktad?r (Köse 2014: 297). 1990 sonras? dönemde ise geleneksel isimlerin giderek öneminin azald???, ‘modernite’ kavram?yla alakas? son derece tart??mal? bir ?ekilde ‘modern’ olarak tan?mlanan baz? isimlerin a??rl?k kazand??? bir dönem ya?anm??t?r. Onur, Deniz, ?pek, Can, Pelin, Merve, Gamze, Zeynep, Burak, Bü?ra, Enes gibi isimlerin yayg?nla?maya ba?lad??? bu dönem, referans? din olarak gözüken isimlerin bile gelenekten farkl?, yeni ve özgün olarak kar??m?za ç?kt??? isimler olarak dikkati çekmi?tir. 1990’larla birlikte isimlerdeki politizasyonun yava? yava? azalma e?ilimi göstermesi bireylerin politik çat??ma ve kutupla?malar?n getirdi?i problemlerden korunma refleksiyle aç?klanabilir. Bu refleks de büyük oranda 12 Eylül Darbesi ile birlikte in?a edilmi?, insanlar politik kimliklerinin belirgin hale gelmesinden çekinme e?ilimi göstermeye ba?lam??lard?r. Yine de politik isim verme dinami?i tamamen yok olmam??, belli konjonktürel ?artlara göre kendisini devam ettirmi?tir.
2000’li Y?llarda Toplum, Kültürel Yabanc?la?ma ve ?simlerin De?i?imi: 2000’li y?llara gelindi?inde Türk Modernle?mesi art?k toplumsal anlamda ba?ka bir a?amaya geçmi?, 1950’ye kadar nüfusunun yakla??k %70’i köylerde ya?ayan bir toplumdan nüfusun %75’i kentlerde ya?ayan bir topluma evrilmi?tir. Bu sadece mekânsal bir de?i?imi de?il ayn? zamanda cemaatten (community) cemiyete geçi?le birlikte geni? aileden çekirdek aileye, cemaat yap?lar?ndan birey merkezli bir topluma, kentli, orta-s?n?fla?an, tüketim düzeyi artan ve küresel etkile?imi daha yo?un, e?itimli ve meslekle?me düzeyi yükselmi? bir topluma geçi?i ifade etmektedir. Kentli, orta-s?n?fla?m?? yeni Türk ailesi tipi geni? aileden çekirdek aileye geçmi? durumdayken, bu ayn? zamanda çocuk say?s?n?n dü?tü?ü, tek veya iki çocuklu ailelerin bask?n oldu?u ve a??r? bireyle?me e?iliminin yükseldi?i bir toplumsal yap?y? da beraberinde getirmi?tir. Bu a??r? bireyle?me Türkiye’de çocuk-merkezli bir aile tipi ortaya ç?karm??, çocuklar sadece modern toplumlar?n çocuk yeti?tirme pratiklerine tabi olmam??, daha fazlas? ebeveynin çocuklar? üzerinden statü elde etmek istedi?i, kendi yoksunlar?n? çocuklar?n?n edinimleri üzerinden tatmin etmeye çal??t?klar?, lüks tüketimi çocuklar üzerinden yapt?klar? bir aile hayat?n? yaratm??t?r. Çocuklar?n lüks tüketiminden, özel okullar?na, hobilerinden e?itim ve kariyer ba?ar?lar?na kadar ebeveynler kendi do?duklar? geleneksel veya yeni-kentli aile tipinde ya?ayamad?klar? çocukluklar?n?n ac?s?n? kendi çocuklar? üzerinden tatmin etme yoluna gidebilmektedirler. ??te bu noktada çocuklar?na koyduklar? isimler de bu statü elde etme yönteminin bir dura?? olarak göze çarpmaktad?r. 2000 y?l?ndan 2018’e gelindi?inde geleneksel isimlere sahip olan çocuklar?n say?s?nda sürekli bir dü?ü? oldu?u; ailelerin çocuklar?na yeni, farkl?, özgün isimler verme e?iliminin artt??? gözlemlenmi?tir. 2000’li y?llarla birlikte daha önce Türklerde hemen hemen hiç görülmemi? yeni isimlerin uydurulmas? söz konusu olmu?tur. Türkiye’de geleneksel geni? ailelerin yerini çekirdek ailelere b?rakmas?yla isim koyma pratiklerinde, büyükanne ve dedenin belirleyicili?i yerini anne-baban?n belirleyici oldu?u bir isim verme prati?ine b?rakm??t?r (Çelik 2006: 49). 2000’li y?llarda yukar?da anlat?lan toplumsal dönü?üm a?amas?na geçilmesiyle çocuklara verilen isimlerde de önemli de?i?imler gözlemlenmi?tir. Bu de?i?imlerin ba??nda farkl?, özgün, yeni-türedi isimler vermeye çal??mak ve bu isimleri vermenin de ‘modernlik’ oldu?unu varsaymak vard?r. Bu isimlere bak?ld???nda da daha önce Türklerde isim olarak fazla veya hiç görülmemi? kelimelerden seçildi?i hatta bir k?sm?n?n Türkçe sözlük anlam?n?n bile olmad??? kelimelerin seçilmesi dikkat çekicidir. 2018 TÜ?K verilerine göre en çok verilen k?z isimler listesine bak?ld???nda, yeni-türedi isimlerden, k?zlar için Ecrin, Hira, Nisanur, Defne, Ya?mur, Miray, Ebrar, Simay. Mira, Arya, Duru, Derin, Su, Mina, Liya, Miya, Alya, Lila, Lilya, Lidya, Almira, Aden, Beren, Berra, Can s?n, Ceylin, Aleyna ve Azra gibilerin; erkekler için de Eymen, Emir, Ayaz, Ç?nar, Aras, Bar?n, Olgu, Olgay, Berkin, Rüzgâr, Atlas, Diren, Çiray, Deran, Nar gibi isim oldu?u iddia edilen kelimelerin ço?unun listeye girdi?ine tan?k oluyoruz (TÜ?K 2018). Aynur Köse’nin ara?t?rmas?nda isimlerin bir k?sm?n?n bizzat televizyon dizilerinde ilk kez duyulup yay?ld???, bu anlamda popüler kültürün ve dizilerin kültürel de?i?mede ve onun bir izdü?ümü olan isimlerin de?i?imindeki etkisinin bu anlamda büyük oldu?u niceliksel olarak da ortaya konulmu?tur (Köse 2014). Mesela en çok koyulan isim listelerinde yer almayan ‘Arda’ isminin Zerda Dizisi sonras?, ‘Emir’ isminin ‘Ad?n? Feriha Koydum’ dizisi sonras?, ‘Eren’ isminin ‘Evdeki Yabanc?’ dizisi sonras?, ‘Baran’ Haziran Gecesi dizisi sonras? hemen dizilerinin yay?nland??? senelerin ertesinde en üst s?ralara yükseldi?i ara?t?rmada görülmektedir (Köse 2014: 302). Yine ‘Asmin’ ismi A?k Bir Hayal Dizisi sonras?, ‘Polat’ ismi Kurtlar Vadisi Dizisi sonras?, ‘Mira’ ismi Medcezir Dizisi sonras?, ‘Havin’ ismi Haziran Gecesi Dizisi sonras?, ‘Yamaç’ ismi Çukur Dizisi sonras?, ‘Nefes’ ismi Sen Anlat Karadeniz Dizisi sonras? en çok koyulan isimler listesine girmi?, dizinin gösterime girdi?i senelerde üst s?ralarda kalm??, dizilerin gösterimden kald?r?lmas?yla liste d??? kalm??lard?r (Yegin 2020: 118- 120). Bu isimler o dizilerdeki ana karakterlerin adlar?d?r. Popüler kültürün çocuk isimlerine etkisi buradan tahmin edilebilir. “Bourdieu’nün günümüz ayaküstü h?zl? yemek yeme al??kanl???na at?fla kulland??? “kültürel fast-food” kavramla?t?rmas?, basit içerikli, kolay anla??lan çabuk unutulan, standartla?t?r?larak kitlelerin ortalama be?enisine sunulan, televizyon ba?ta olmak üzere tüm medya taraf?ndan yayg?nla?t?r?lan ve hazmedilmesi kolay bir kültürel g?daya denk gelmektedir” (Köse 2014: 96).
2000’li Y?llarda ?simlerin Yabanc?la?mas? Süreci ve Ünlülerin Çocuklar?na Koyduklar? ?simler: Popüler kültür gündelik hayat kültürünün yeniden üretilmesinde en önemli faktörlerden birini olu?turmakta (Oktay 1997: 20, akt. Köse 2014: 295) ve bu anlamda medya ve popüler isimlerin çocuklar?na koyduklar? isimler bu kültürün isim verme pratiklerine etki edecek kadar özendirici bir rol oynamas?na neden olmaktad?r. Türkiye’nin popüler isimlerinden baz?lar?n?n çocuklar?na koydu?u isimleri somut olarak ele ald???m?zda bu isimlerin geleneksel Türk isim kültüründen bir kopu?u ifade etti?i daha iyi anla??labilir: ?ark?c?lar Tarkan k?z?na Liya; Gülben Ergen o?ullar?na Ares ve Atlas; I??n Karaca k?z?na Sasha Mia; Küçük Emrah o?luna Elyesa, k?z?na Eleysa; Ozan Do?ulu k?zlar?na Arya, Lila, Elya; Demet Akal?n k?z?na Hira; Gül?en o?luna Azur Benan; Burak Kut k?z?na Aden; Volkan Konak k?z?na Derin; oyuncular Özgü Namal o?lunun ad?n? Nefes, k?z?n?n ad?n? Elem Su; Didem Uzel o?luna Leo; Akasya Asiltürkmen k?z?na Pera, Ba?ak Sayan o?luna Milan, Tuba Büyüküstün k?z?na Maya; oyuncular Burak Özçivit ve Fahriye Evcen o?ullar?na Karan; Ümit Erdim k?z?na Ses; Müge Boz k?z?na Vina; Zeynep Mansur k?z?na Mia; ve futbolcu Volkan Demirel ise k?zlar?na Yade ve Yeda; isimlerini vermi?tir. Bu tür yeni-türedi isimleri veren pek çok ba?ka ünlü isim de bulunmaktad?r ama bu kadar? bile bu isim verme gelene?inden kopu?u göstermesi bak?m?ndan önemli bir gösterge olacakt?r (www.haberler.com 2018). Dikkat edilirse bu isimlerin hemen hepsi daha önce Türk isim verme gelene?inde yeri olmayan, ‘özgün ve farkl?’ isim verme çabas? neticesinde gündeme gelip çocuklara koyulmu? isimlerdir. Burada dikkat çeken birkaç nokta bulunmaktad?r. Öncelikle fonetik olarak k?z isimlerinin ço?unun sonunun ‘-ya’ veya ‘-na’ hecesiyle bitmesidir. Bu alafranga k?z isimlerinde görünen bir özeliktir ve bu özeli?in fonetik olarak Türk k?z isimlerini etkiledi?i ve bu isimlerin bu fonetik kayg?ya göre türetildi?i/uyduruldu?udur. Anlamlar?n?n, Türk toplumunun geleneksel ve hatta modern kültüründe, anlam sisteminde bir kar??l???n?n bulunmad??? da ortadad?r. Erkek isimlerinde ise böyle bir anlam kayg?s?n?n bulunulmamas?n?n yan? s?ra fonetik bir kayg? da gözlemlenmemektedir. Ayr?ca ba?ka dikkat çeken bir nokta da bu isimlerde kullan?lan harf karakterlerine dikkat edildi?inde Türkçe Latin Alfabesinde kullanan ‘?’, ‘?’, ‘ö’, ‘ü’, ‘?’, ‘ç’ gibi Türkçe harf karakterlerinin geçmemesidir. Yani Türk anne-babalar çocuklara isim seçerken Türkçe harf karakteri geçmemesine ve ?ngilizceye uygun harf karakterlerden olu?an isimleri vermeye büyük özen göstermektedir. Bu da meselenin Bat? kolonyalizmi veya self-kolonyalizm boyutunu ortaya koymaktad?r. Bu isimleri neden koyuldu?una dair geli?tirilen anlat?larda ‘evrensel isimler’ koyma kayg?s? ifade edilmektedir. Yani geleneksel olan?n, millî olan?n özelikle tercih edilmemesi vurgulanmaktad?r. Burada ‘evrensel’den kast?n küreselle?me ideolojisi çerçevesinde yeniden ve farkl? bir ?ekilde in?a edilmi? Bat?-merkezci neo-kolonyalizm oldu?u ortadad?r. Çünkü ‘evrensel’ olarak kabul edilen isimler ne hikmetse ?ngilizce harf karakteri hassasiyeti gözetilerek ve kula?a alafranga gelecek ?ekilde seçilmektedir. Burada ilginç olan bir durum daha bulunmaktad?r. O da ‘Hira’, ‘Aleyna’, ‘Eymen’, ‘Emir’, ‘Mina’, ‘Etna’ gibi isimlerin ?slami kaynakl? gibi görülseler ve isimlerin anlam? soruldu?unda din kaynakl? aç?klamalar getirilmeye çal???lsalar bile bu isimler geleneksel Türk-?slam kültüründe olan isimler aras?nda bulunmamaktad?r. Yüzlerce ?slami isim aras?ndan bunlar?n (birço?unun da ?slami literatürde bir anlam? yoktur, mesela Aleyna ismi bir edatt?r ve tek ba??na anlams?zd?r) seçilmesinde yine k?z isimlerinin sonunun ‘-na’ veya ‘-ra’ ekleriyle bitmesi ve alafranga ça?r???m? yapmas?n?n etkisi oldu?u ve yine bu isimlerin dizilerden, popüler figürlerden esinlenerek koyulduklar?d?r. ?slami bir anlam bulma çabas? ise bir nevi anlams?z? anlaml?la?t?rma, kültürel yabanc?la?may? perdeleme çabas? olarak görülebilir. ?simlerdeki bu gelenekten kopu? ve Türk kültürünün anlam sistemi ile ili?kisiz, ala-franga foneti?i olan, Türkçe harf karakteri olmayan yeni-türedi isimlerin koyulmas? sürecinin ?üphesiz sosyolojik bir kökeni bulunmakta, Türkiye’nin köyden-kente do?ru ilerleyen ve son 60 y?ll?k hikâyesinin önemli bir bile?enini olu?turan kentle?me ve orta-s?n?fla?ma dinamikleri ile birlikte dü?ünmek gerekmektedir. Bu tarz bir kültürel yabanc?la?man?n mümkün olmas? ancak böyle bir geçi? toplumunda mümkün olabilir. Zira kentli, yüksek kültürün mensubu olan ve en az birkaç ku?akt?r kent kültürü içinde ya?am?? orta-s?n?flar dünyada daha çok gelenekseli benimsemekte, burada Türkiye’nin kent-merkezli geleneksel kültürünü kaybetti?i ve kentsoylu s?n?flar?n?n eksikli?iyle aç?klanabilecek bir sorun oldu?u söylenebilir. Kentle?me ve orta-s?n?fla?ma sürecini tamamlamam??, yar?-köylü toplumlarda kendi geleneklerini kaybetme ve ta?ral? kompleksiyle ‘modern’ olarak sunulana tutunma gibi tan?mlanabilecek problemli bir zihniyet olu?abilir. Nitekim kent kültürü, kent refleksleri, ince estetik zevkleri ve görgüsünün olu?umu için birkaç ku?a??n gerekli oldu?u, bu geçi? döneminde pek çok problemli durum ya?anaca?? gibi böyle daha önce çok fazla görülmemi? kar??lanabilecek isimlerin çocuklara koyularak ebeveynin kendi ya?ayamad???, idealize etti?i dünyay? çocu?unun isminde somutla?t?rmaya çal??t??? iddia edilebilir. Gerbner, popüler kültürün ve özelikle de televizyonun “bilinç ekme” yoluyla tercihleri ve kullan?mlar? tutumlar? etkiledi?ini iddia etmi?tir. (Gerbner 2002:55). Burada da popüler kültürün hem ürünleriyle hem de aktörleriyle toplumun bilincine do?rudan etki yapt???, benli?i gelenekten ve kültürden uzakla?t?racak ?ekilde yönlendirebildi?i görülmektedir. Zira ünlülerde önce görülen ve ilk ba?ta yad?rganabilen isimler zamanla benimsenebilmekte ve rol-model olarak kabul edilip çocuklara koyulabilmektedir. Her y?l en çok koyulan isimler listesine bu tür yeni isimlerin girmesi tesadüf de?ildir. Bu söz konusu isimleri çocuklar?na veren kesimlerin özelikle gelenekten kopu?u, yepyeni ve özgün bir isimle ortaya ç?karak ‘modern’ görünmeyi amaçlamas? ve yine özelikle fonetik ve yaz?m karakteri itibariyle alafranga ça?r???mlar? olan isimleri daha çok tercih etmeleri bir kültürel yabanc?la?ma haline ve benlik kayb?na i?aret etmektedir. “Kendi vücudu ile yabanc?la?an ki?i zaman içinde kendi ?ahsi süreklilik unsurlar?n? da kaybetmekte ve kendini sürekli olarak kendi d???nda tan?mlanm?? bir yanl?? benlik (false-self) ile alg?lamaya çal??maktad?r. ?ç benlik (inner self) ile d??a yans?yan benlik (embodied self) aras?ndaki uçurum aç?ld?kça bunal?mlar artmakta ve ki?i hem kendisiyle hem de çevresiyle ya?anan bir bunal?m labirentinin içine girmektedir” (Kutay 10.01.2020). Türkiye’nin Bat?l?la?ma hikâyesi tam da böyle bir kolonyalist y?k?m sürecinde gerçekle?ti?i ve buna direnebilecek kentsoylu bir yüksek kültür ve gelenekçili?in zay?f kald??? için köyden gelen yeni s?n?flar?n ne ta?ra gelenekselli?ine ne de kent-soylu bir yüksek kültüre sahip olmay?p geçi? toplumundaki arada kalm??l?klar? böyle bir amorf ve problemli bir yap? ortaya ç?karm??, benlik kaymas? ve kültürel yabanc?la?ma için ortam uygun hale gelmi? ve bunun en belirgin boyutlar?ndan biri de?i?en/ yabanc?la?an isimler olmu?tur. “Yabanc?la?ma kendinden uzakla?ma, temel özeliklerini yitirerek kendine kar??t bir duruma gelmeyi anlat?r” (Köso?lu 116). Sürekli farkl? ve özgün olmay? ö?ütleyen bir söylem in?a eden ama nihayetinde tüm dünyay? ‘evrenselcilik’ ad? alt?nda, millî kimlikleri yok edici, tek tiple?tirici- standartla?t?r?c? bir kültürel program takip eden küreselci söyleme uymaktad?r. “E?er insan kök salarsa, d??lay?c? olmaktad?r; e?er kökünden koparsa, kaybolma tehlikesi ya?amaktad?r. Bu iki e?ilimi sab?rla terbiye ederek, birini di?eriyle düzelterek, insana uygun ve onu a??rlayan bir dünya kurabiliriz, bir toplum in?a edebiliriz. Bu in?a, her gün yap?lmas? gerekli sürekli bir in?ad?r” (Bilgin 1999: 160). Modernle?me ile birlikte giden a??r? bireyle?me insan?n kendisini yüceltti?i, tanr?la?t?rd???, bir sürece evrilirken küreselle?me de bireyin bu evrimi tüketim kültürüne ve Bat?’n?n kültürel hegemonyas?n?n etkisiyle ‘köylülük’ olarak kodlad??? ve sadece ailenin ya?l? ku?aklar?n?n sahip olabilece?ini dü?ündü?ü geleneksel/millî kültürü önemsiz görmesine yol açabilmektedir. Bireyin bu kendisini tanr?la?t?rma sürecinde de kendi çocu?unu kendi yarat?c? gücünün eseri olarak görmesine yol açmakta ve ona koydu?u isim bu yüzden herkesten farkl? ve özgün olmak zorundaym?? gibi bir hisse kap?lmaktad?r. Zira bu yeni modern yarat?c? bireyin ‘yaratt???’ ?ey s?radan olamaz, ‘özel’ olmas? gerekir! ??te bu yeni ve farkl? isim bulmay? amaçlayan ruh hali kentle?mesini tamamlayamam??, sonradan ?ehirli ve yeni bireyle?mi? ki?ilerin içine dü?tü?ü bir kendini ispat sendromu olarak ortaya ç?kmaktad?r. Anlam?n, de?erin, sembolizmin önemi bu tür ki?iler için çok da önemli olmayabilir. Millî kimli?in, sembolizmin ve de?erlerinin önemsizli?i anlam?na gelecek bir self-kolonyalizmi de böylece kolayl?kla içselle?tirilebilmektedir. Bu ba?lamda, toplumun bütün kesimlerinin bu yabanc?la?man?n etkisinde oldu?unu söylemek de isabetli olmayacakt?r. Mesela, her ne kadar gelir seviyesi yüksek kesimlerin popüler kültürün bu isim verme dinami?inin etkisinde kald??? daha çok tahmin edilse de 15 Temmuz 2016 Darbe Giri?imi sonras?, daha önce hiç listede olmayan Ömer Halis isminin listeye en ba?larda girmesinin belli kesimlerde millî bilinç ve hislerin canl?l???n? göstermesi bak?m?ndan da önemlidir (Yegin 2020: 114).