Oyun, tarihin eski dönemlerinden beri insan hayatında yer edinmiştir. Bir milletin kültür çeşitliliğinin bir yansıması olan oyunlar, milletlerin yaşamlarının özgür ve doğal bir biçimde dışavurumudur. Türkçenin diğer lehçelerinde de hemen hemen aynı olan “oyun” kelimesi Tükmence, Kırgızca, Nogayca, Karakalpakçada oyun; Kazakçada oyın, Altayca, Teleütçe, Şorca ve Sagaycada oin; Kazan Tatarcasında uyın, Tatarcada uin şeklinde geçmektedir. Oyun, her halkın ve milletin kültürünün bir ifadesi, gelecek nesillere kültürü taşıyan bir faaliyettir. Oyunun kültürden de önce olduğunu ifade eden Johan Huizinga, hayvanların, insanoğlunun doğuştan itibaren oynadığını vurgulamaktadır. Huizinga, oyun için gerçeğin belli bir temsili olduğundan bahseder ve “oyunu kültürün içinde, bizzat kültürden önce var olan, kültüre eşlik eden ve bu kültüre başlangıcından içinde yaşadığımız döneme kadar damgasını vuran, verili bir bizatihilik olarak” değerlendirir. Dolayısıyla kültür, oyun ortamında doğmuştur. Huizinga, kültürün oyunla ilişkisini şöyle açıklamaktadır: “Kültür oyun biçiminde doğar, kültür başlangıçtan itibaren oynanan bir şeydir. Oyunun kültüre dönüştüğünü değil de tamamen tersine, kültürün ilk aşamalarından itibaren bir oyunun çizgilerini taşıdığını ve oyun biçimleri altında ve oyun ortamında geliştiğini anlamak gerekir.
Kökbörü oyunu, cirite benzeyen atlı bir oyundur. Oyunda kullanılacak oğlağın başı kesilerek içine saman doldurulduktan sonra karnı dikilir ve o gece su içinde bırakılarak daha da ağırlaşması sağlanır. Böylece oğlak, kırk kiloyu aşan bir ağırlığa gelir. Oyuna başlamadan önce ön hazırlık olarak oyun alanının tam ortasına kireçle geniş ve büyük bir daire çizilmektedir. Bu daire “halhal ya da adalet çemberi” adını taşır. Oyuncular bu dairenin etrafına dizilir. Hakemler oğlağı meydanın yüksekçe bir noktasına götürür. İşaret verilince atlı oyuncular hızla hakemlerin bulunduğu yere doğru atlarını koşturur. Hakemler oğlağı oyuncuların üzerine fırlatır ve oyuncular oğlağın atıldığı yerden oğlağı kapmaya çalışır. Oğlağı ilk anda ele geçirmek, atın gücüne bağlıdır. Oğlak, ilk on metreye ulaşan atlılar tarafından kapıldığı için geniş göğüslü atlar seçilmektedir. Oğlak bir süre çekiştirildikten sonra en kuvvetli oyuncu kimse o oyuncunun elinde kalır. Oğlağı kapan oyuncu ya da binici, oğlağı eğerin üstüne yerleştirir ve sıkıca tutarak sol elinde dizgin, sağ elinde kamçı ile beraber dörtnala işaret direğinin olduğu yere doğru atını koşturur. Atlının bu şekilde eğer üzerinde durması çok zor olup maharet istemektedir. Diğer biniciler oğlağı bu atlının elinden almaya çalışır. Oğlağı ele geçirmek için herkes oğlağı sıkar, iter ve çeker. Binicilerin arasında çok zor bir boğuşma yaşanır. Nihayet oğlağı birisi ele geçirir ve mücadele tekrar başlar. Binici, adalet çemberini oğlağıyla bir defa dönebilirse bir puan kazanır. Daha sonra oğlağı yere atar. Yere attıktan sonra başkası alır. Kim bu şekilde en fazla puanı toplarsa oyunu o kazanmaktadır.
Bugün Kırgızistan’da “Kok Bore, Kop Kare ya da Olak Tartış” adıyla hem çocuklar hem de büyükler tarafından oynanan kökbörü oyunu; şekil, biçim, gerekli araç ve gereçler değişmeden nesilden nesile aktarılarak korunmuştur. Kırgızların millî oyunu olarak oynanan bu oyun, en eski savaş oyunu olarak tanımlanmaktadır.
Kökbörü oyunu, adında mitolojik ve ritüelistik kökeni çağrıştıran bir oyundur. Kök (Gök) kelimesi Eski Türkçede gök, gök rengi, mavi anlamındadır. ve “kö-“ kelimesinin “yukarıda olmak” anlamı da mevcuttur. “Bir şeyi gök rengine büründürmek veya gök sözü ile beraber söylemek, o şeyi kutsal saymak veya aralarında Tanrı ile ilgili bir bağ kurmak, isteğinden ileri gelmeli idi.” görüşü, “kökbörü” kelimesindeki “kök (gök)” kelimesinin de vurgulanmak istenen anlamıdır. Türklerin gök-böri, gök-kurt, Tanrı-kurt demelerinin sebebi de budur. “Börü” ya da “kurt” kelimesi üstünlük, büyüklük yiğitlik anlamında olup Kırgız Türkleri yiğit ve seçkin olan kişilere “Kök börü” demektedir. Dolayısıyla Kırgız edebiyatında yiğitlik ve bahadırlık sembolü olarak böri kelimesi kullanılmaktadır. Kutadgu Bilig’te hakan anlamına gelen “Gök böri” kelimesi “Gök-kurt” anlamında yiğitlik, alplık ve hakanlığın sembolü olarak kullanılmıştır.
Doğan Kaya (2005, s. 303-304), Türkiye’de bu oyundan ilk söz eden kişinin Ziya Gökalp olduğunu ve ayrıca Dr. Rıza Nur’un da Türk Tarihi adlı eserinde bahsettiğini ifade ederek şunları aktarmıştır: “… eski Türklerde totem sayılan bozkurt (gökbörü) ile bağlı bir anane mahsulüdür. Kurt menkıbesi, Kırgızların gökbörü tesmiye ettikleri oyunda tecelli eder”. Ayrıca kökbörünün çıkışına dair bir efsanenin olduğunu ifade etmektedir. Efsaneye göre; çok eskiden bir köyün bütün erkekleri savaşa gider. Erkeksiz kalan köye gelen kurtlar hayvanlara zarar vermeye başlar. Bunun üzerine köylüler kurtların bazılarını bıçakla, okla ya da ezerek öldürürler. Canlı kalan kurtları da at üzerinde birbirlerine atarak eğlenirler. Zamanla bu oyun bir gelenek haline gelir. Oynadıkları oyunun adına da kökbörü “bozkurt” derler. Kurtların azalmaya başlamasıyla da oyun aracı olarak kurt yerine tekeyi kullanırlar. Daha olgunlaşmamış erkekler de teke yerine “ulak (oğlak)” ile oynarlar. Kökbörü oynayan kişilere de kahramanlıkları ve süratleri dolayısıyla “kökbörü” demişlerdir. Kırgız destanlarında da yer alması kökbörü oyununun kaynağının eskilere dayandığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Kökbörü oyununun nasıl ortaya çıktığı ile ilgili ikinci görüş ise Köktürk ve Göktürk kelimelerine dikkat çekmektedir. “Kökbörü”, “kökkurt” anlamı taşımaktadır. Türklerin tarihte kökbörüler olarak anılmasıyla, Göktürklerde bu oyunu oynayanların cesaretinden dolayı Kökbörüler denmesi arasında bir bağlantı kurulmaktadır.
Kırgız Destanlarında “Kökbörü” Oyunları
İncelenen 13 destanda kökbörü oyunu geçmektedir. Bu destanlardan Canıl Mirza ve Kocacaş’ta evlilik toyunda; Bagış ve Kız Darıyka’da doğum toyunda, Kurmanbek, Kurmanbek Sarıkunan ve Manas Cusup Mamay da savaş sonrası ve Bagış’ta ise kağan tayininden sonra düzenlenen eğlencede kökbörü oyunları yer almaktadır.
Toylarda Oynanan Kökbörü
Türk kültür hayatında önemli bir yere sahip toylar; birlik ve beraberliği sağlayan yeme, içme, çalgı, oyun gibi eğlencelerin olduğu törenlerdir. Türkler çeşitli sebeplerle toy tertip etmiş olup bunlar; ilk av toyu, kutlama toyları, akın sonucu yapılan toylar, ölüm ve ölü aşı toyları, ad verme toyları, çocuk için dilek dileme toyları, uğurlama ve düğün toylarıdır.
Doğum toyları, Türk destanlarında çokça karşımıza çıkmaktadır. Doğum, hem ailenin hem de toplumun devamı için çok önemlidir. Dünyaya gelen çocuk için toy tertip edilir. Kız Darıyka Destanı’nda Darıyka’nın “Şaysında” adını verdikleri bir çocuğu olur. Şaysında’nın doğumu için bir toy düzenlenir. Bu toyda Kırgız millî oyunlarından pek çok oyun oynanır. Bunların içinde kökbörü, cambı atma, tıyın enmey, mızrak müsabakası, güreş ve diğer oyunlar bulunmaktadır. Kökbörü oyunu bu destanda “ulak tartuu/oğlak çekişme” adıyla yer almaktadır. Çocuğunun doğumunun kutlanması için düzenlenen toyda oyunların en önemli işlevi eğlenmedir. Kız Darıyka Destanı’nda oynanan “oğlak çekişme” eğlence amaçlı oynanmıştır.
Bagış Destanı’nda da Bagış’ın oğlu Toytoy’un beşik toyunda çeşitli oyunlar oynanır. Bu oyunlarda baş ödül olarak beş yüz elli beş at, bin yılkı, üç bin koyun, on gümüş para, yüz altın belirlenir. Bu toyda pehlivanlar güreşmekte, yayalar karşılaşıp münakaşa etmekte, çakmak oyunu oynanmakta ve ödüller verilmektedir. Ayrıca “ulak tart (kökbörü)” oyununun da oynandığı “Ulak tartıp köpçülük/Ulak tartıp hepsi” dizeleriyle anlatılmıştır. Oyunun sonunda da oyuncuların “Baarısında bayge bar/Hepsinde ödül var” sözleriyle ödül kazandıkları ifade edilmiştir (Akyüz Öztokmak, 2019, s. 455). Bu destanda anlatılan “ulak tart” oyunu da eğlence amacıyla oynanmıştır. Ayrıca kökbörü oyununun açık bir alanda, “ortada” oynandığı görülmektedir.
Türklerde önemli toylardan bir diğeri evlenme toylarıdır. Düğün ile toy, eş anlamlı olup insanın eğlence ihtiyacının karşılansında işlevseldir. Toy ailenin oluşumunu sağlayan çok yönlü bir şenliktir. Ali Şir Nevai’nin dediği gibi “kız göçürür toylar”, Türk eğlencesinin başat unsurudur. Eğlenmek için bir olay, bir hareket ya da sevinçli bir sebep olmalıdır. Evlilik de eğlenmek için iyi bir vesiledir. Eğlence, toplum için anlamlı bir yaşantı hâline dönüşmüştür ve toplumsal hayatın anlatı ortamını oluşturmakta, sosyal eğilimleri yansıtmaktadır (Özdemir, 1999, s. 31-32). Toplum her sevinci bir törenle kutlamış, kendini bu şekilde ifade etmiştir. Törenlerin içinde yer alan oyunlar aracılığıyla da eğlenmeyi bilmiştir. Böylelikle oyun, kültürel çeşitliliğin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamıştır. Yapılan yarışlar, güreşler ve at yarışları eğlence haline dönüşmüştür (Ögel, 2001, s. 269).
Canıl Mırza Destanı’nda Kalmuk beylerinden Erdene Bey ile Canıl için bir toy düzenlenir ve bu toyda otuz gün boyunca oyunlar oynanır. Kız oyunu, salıncak oyunu, at yarışı, er vuruşması (güreşi), kökbörü oyunu oynanan oyunlardandır. Kökbörü oyunu destanda, “Kuturganday kökbörü (Caynakova, 2004, s. 57)/Kudurmuş gibi kökbörü oyunu” (Aça, 2004, s. 57) dizeleriyle verilmiştir Kökbörü oyunu için kullanılan “kudurmuş gibi” ifadesi “taşkınlık göstermek, aşırı davranışlarda bulunmak” anlamındadır. Bu ifadeden anlaşılıyor ki oyun, çok hareketli ve çetin bir oyundur.
Kocacaş Destanı’nda bir gün Karakoca adlı bir bey mektup yazarak herkese ulaştırır. Bu mektupta, bir toy düzenleyeceğini ve kızı Zulayka’yı, Zulayka’nın istediği birisiyle başlık parası almadan evlendireceğinin haberini verir. Kızı için uygun olan damat adaylarını yarışa davet eder. Kızı Zulayka, gelen adayları görmek için minareye çıkar ancak pek çok aday içinden hiçbirini beğenmez. Gelenler, Zulayka’nın kibirli olduğunu söyleyip köylerine dönerler. Başka kimsenin olup olmadığını soran Zulayka Kocacaş’ın gelmediğini öğrenir. Kocacaş altı aydır köyde değildir, dağlarda avlanmaktadır. Zulayka, haber salıp Kocacaş’ın da gelmesini ister. Bu sırada köyüne gelen Kocacaş, halkının ısrarı üzerine kızı merak eder. Avcı Kocacaş, üstünü değiştirmeden avcı kıyafetiyle Zulayka’yı görmeye gider. Zulayka evlenmeyi kabul eder ve babası toy düzenler. Toya civardaki beylerin hepsi davet edilir. Toy bir hafta sürer. Toyda “ulak tarttırıp/oğlak kapma” oyunu oynatılır.
Kağan Tayininden Sonra Oynanan Kökbörü
Tahta çıkma töreni, Türk devlet gelenek ve törenleri içerisinde önemli törenlerden biridir. Taht, egemenliğin sembolüdür. Kağanın tahta oturması için törenler düzenlenmektedir. Kırgız destanlarında kağan tayin edildikten sonra düzenlenen “kağan toyu” ile karşılaşılmaktadır. Kağan, töreyi temsil ettiği için toylar aracılığıyla halkın desteğini alır, gelecekle ilgili planlarını aktarır, halka gücünü gösterme fırsatı bulur (Çelepi, 2017, s. 23). Bagış Destanı’nda kağan tayininden sonra bir toy düzenlenmiş ve kökbörü oyunu oynanmıştır. Oynanan bu oyun eğlence amaçlı olup âdeta devletin gücünün simgesidir. Destanda Bagış, Cediger halkının başına yönetici olması sebebiyle toy tertip etmiştir. Bu toyda tay yarışı ve “Kökbörü-ulak tartışıp/Kökbörü-ulak oynayıp” (Akyüz Öztokmak, 2019, s. 292) eğlenilir. Burada kökbörü oyununun eğlence amaçlı oynanan bir oyun olmakla birlikte bir güç gösterisi olarak kağanın gücünü temsil ettiği de söylenebilir.
Savaş Sonrası Oynanan Kökbörü
Kırgız destanlarında kazanılan bir savaşın ardından kökbörü oyununun oynandığı görülmektedir. Manas Cusup Mamay da, Çon Cindi (Manas) kazandığı zaferlerden sonra Koşoy’a konuk olur. Koşoy da Çon Cindi gibi çok güçlüdür. Koşoy, Çon Cindi’yi ağırlamak için toy düzenler. Bu eğlencede oynanan pek çok oyun arasında kökbörü oyunu da vardır.
Yukarıdaki mısralardan eğlence düzenlemenin hürmet göstergesi olduğu da anlaşılmaktadır.
Bu destanda kökbörünün oynandığı bir başka savaş sonrası toyu daha vardır. Manas, Kalmuklardan Költöy’ü yenerek Kırgız topraklarını geri alır. Bu zaferi kutlamak için Manas’ın babası Cakıp Bay bir eğlence düzenler. Zafer sonrası yapılan bu eğlencede pek çok oyun oynanır, bunlar içinde at üzerinde teke kapma yarışması “kök börü” de vardır: “Kök börü tartıp, kunan çaao/Kök börü çekişip tay yarıştırıp” (İnayet, 2017, s. 238) eğlenilir. Adı geçen destanda Kırgız halkının bilgelerinden Bakay, Manas’ın kazandığı zafer için düzenlenen eğlenceden bahsederken “Ulak tartıp oynudun/Oğlak çekişip eğlendiniz” (İnayet, 2017, s. 240) diyerek bu oyunun oynandığına değinir. Kökbörü oyununun buradaki işlevi, eğlence ve zaferi kutlamaktır. Kurmanbek Destanı’nda Kaşkar Hanı Akkan, çok güçlü bir handır ve Kurmanbek’in Kalmuklarla yaptığı savaşı duyar. Kurmanbek’in yolunu bekler. Akkan; Kurmanbek’i ve kırk yiğidini davullarla, zurnalarla ve “kökbörü tarttırıp/kökbörü oyunuyla” karşılar.
Burada toy, Kurmanbek’in savaşı kazandığını halka duyurmak amacıyla düzenlenmiştir. Kurmanbek’i kökbörü oyunu ile karşılamak gücün, kahramanlığın bir göstergesidir. Çünkü toyda oynanan kökbörü; meziyet, güç, kuvvet ve bahadırlık gerektirir. Bu meziyetlerin hepsi bu oyunu oynayan halkta vardır. Aynı zamanda zafer kazanıldığından eğlenmek için oynatılmıştır.
Oyuncular
Kökbörü oyununun geçtiği destanlarda oyuncu sayısından bahsedilmemekte ancak erkekler tarafından oynanan bir oyun olduğu ifade edilmektedir. İki takım ya da grup arasında oynanan bir oyundur. Oldukça çetin bir oyun olan kökbörü geniş göğüslü atlarla oynanmaktadır (Çay, 1991, s. 140). Türkistan kökenli olup savaşçıların kendilerini barış zamanlarında zinde tutmak için oynadıkları bu oyunun oyuncularının daha çok erkeklerden oluşması doğaldır. Oyun seyredildiği zaman tam bir savaş oyunu havası izlenimi vermektedir. Hatta Altaylarda kökbörü oyununu oynayan oyunculara “Böriler” denilmektedir. Oyun, teke tek ya da gruplar arasında oynanan atlı bir oyundur. Cesaret, algılama sürati, refleks, denge gibi özellikleri olan stratejik bir oyundur. İyi bir binicilik ve ata hâkimiyeti gerektirmektedir (Tüzün, 2010, s. 34). Kökbörü oyununa zengin, fakir herkes katılabilmekte ancak birbirine düşman olanlar karşı kaşıya getirilmemektedir (Yıldız, 2002, s. 58).
Kırgızlarda “kızbörü” adı verilen bir oyun daha vardır. Evlilik törenlerinde oynanan bu oyunda kesilmiş hayvan, kız tarafından kaçırılır ve damat tarafı da gelini kovalayarak hayvanı gelinin elinden almaya çalışır (Tüzün, 2010, s. 34). Bu oyun, gelinin iyi bir binici, savunucu ve güçlü biri olduğunu kanıtlaması için oynanmaktadır (Yıldız, 2002, s. 58). Kökbörü erkek oyuncuların oynadığı bir oyun iken kızbörü, kızların ve erkeklerin karışık oynadığı bir oyundur. Ancak incelenen destanlarda kızbörüye rastlanmamıştır.
Sonuç
Kökbörü oyununun destanlarda yer alması destanın yapısıyla ilişkilidir. Destanın akışı içerisinde yer alan kökbörü; oyuncuların gücünü, hızını, çevikliğini ve bahadırlığını göstermek amacıyla destan anlatıcısının başvurduğu bir anlatım tekniğinin çerçevesi içinde değerlendirilebilir. Kırgız destanlarında kökbörünün oynandığı törenler ve eğlenceler aynı zamanda oyunun bağlamını oluşturmaktadır. Açık mekânlarda oynanan oyunların eğlence, sınama ve yarış amaçlı oynandığı görülmüştür. İncelenen destanların farklı bölümlerinde, farklı eğlenceler ve toylarda kökbörü oyununun geçtiği tespit edilmiştir. Metinlerde doğum öncesi ve doğum anı ile ilgili fazla bir bulgu olmasa da doğum sonrası düzenlenen eğlencelere ve bu eğlencelerdeki oyunlara yer verilmiştir. Ayrıca Manas Cusup Mamay Varyantı’nda Manas’ın çocuklarla oyunu esnasında kökbörü oyununun oynandığı alan olan “daire” ve kökbörü kelimesinin eş anlamı “oğlak kapışma, oo torpok” kelimeleri ile benzetmeler yapılmıştır. Kurmanbek Destanı’nda da “kök börü” kelimesi ile ilgili bir benzetme bulunmaktadır. Destandaki kahramanların “kökbörü”ye ve bu oyundaki unsurlara benzetilmesi kökbörü oyununun sadece bir oyun değil, hem anlamı bakımından hem de kültürel bir unsur olarak bir sembol hâline geldiğini göstermektedir. Kırgız destanlarında geçen kökbörü oyununda oyuncular erkeklerden oluşmaktadır. Oyuna fakir ya da zengin tüm halkın katılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Günümüzde evlenme törenlerinde “kızbörü” adıyla kızların katılımıyla da oynanan oyuna, incelenen destanlarda rastlanmamıştır. Kökbörü oyunu oyuncuların ve atın uyumunu gerektiren bir oyundur. Atın hızlı ve çevik olması kadar oyuncunun da ata sahip olması ve at üstündeki başarısı çok önemlidir. Dolayısıyla at hâkimiyetini ve savaş yeteneğini de artıran bir oyundur. Oyuncular yaş itibariyle evlenme yaşındadır. Bu yaşın kaç olduğu ifade edilmemiştir. Oyun kurallarına mütemadiyen uyan oyuncular, maharet ve güçleriyle oyunu kazanmakta ve oyunun sonundaki ödülleri de almaktadırlar. Ancak sadece Bagış Destanı’nda oyunun sonunda kazanılan ödüllerden bahsedilmiştir. Oyunun sonunda kaybeden kişilere ceza verilmemektedir. Türkler bu tarz oyunlar ile hem askerî yeteneklerini geliştirmişler hem de eğlenmişlerdir. Kökbörü oynayarak at kullanma kabiliyetlerini de geliştiren gençler bu oyun aracılığıyla savaşa da hazırlamışlar, savaş talimleri yapmışlardır. Sonuç olarak; “kök” ve “börü” kelimelerinin birleşiminden oluşan oyunun adı ritüelistik ve mitolojik unsurlar barındırmakta, kutsal anlamlar ifade etmektedir. Bir milletin varoluş anlatısı olan destanlar, kökbörü oyununun nesilden nesile aktarılmasında ve yaşatılmasında rol oynamıştır. Oyunun günümüze kadar ulaşmasında toyların ve eğlencelerin etkili olduğu görülmüştür. Günümüzde başta Kırgızistan olmak üzere Türk dünyasında kökbörü oyunu bilinmekte ve yaşatılmaktadır.