GelişimErzurumYazı

DOĞU’DA BİR STRATEJİK MİRAS; ERZURUM TABYALARI

Erzurum şehri Anadolu’nun Doğu kapısı olarak bilinir ve bu özelliği ile askeri bakımdan savunmanın ilk yapıldığı bir bölge olarak öne çıkar. Aynı zamanda ticaret ve ulaşım yolları üzerinde bir düğüm noktası olması onun sadece askeri değil ekonomik alanda da önemini artırır. Nitekim doğudan ve kuzeyden gelen ve Anadolu içlerine kadar uzanan yaklaşma istikametlerinin ve ulaşım yollarının birleşmesinin yarattığı jeostratejik değer, tarihi süreç içerisinde özellikle önemini yitirmemiş ve şehrin daima savunma ağırlıklı bir “müstahkem mevki” olarak kalmasını sağlamıştır.


19.yüzyılda genel olarak savunma anlayışı; şehirlerin müstahkem mevkiler halinde bölge savunması, bölgelerin de birleşerek öncelikle sınır boyunca hatlar halindedir. Bir bakıma henüz derinlikte ve kademeli bir savunma anlayışı gelişmemiştir. Dönemin savunma anlayışına göre şehri ele geçirmek, şehrin bulunduğu bölgeyi kontrol etmek demektir. Çünkü şehrin ele geçirilmesi ile ticaret yolları kontrol altına alınmış, tarım alanları ve buna dayalı vergi sisteminin sağladığı gelire sahip olunmuştur. Erzurum şehri bu bakımdan önemli bir özellik taşır. Merkezde Erzurum Ovası ile birlikte çevresindeki Pasinler Ovası ve Erzincan Ovası ekonomik değerini artırmış ve şehrin elde bulundurulması ve korunmasını zorunlu kılmıştır. Bu maksatla Erzurum şehrinin savunmasını sağlayacak müstahkem mevkiler ise dönemin en önemli yapıları olan kaleler ve onu uzaktan koruyacak olan tabyalardır.

Şehrin merkezinde yer alan Erzurum kalesi inşa tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 5. yüzyılın ilk yarısında Romalılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Tarih boyunca Assurlular, Sasaniler, Persler, Araplar, Romalılar ve Bizanslılar arasında sık sık el değiştiren Erzurum Kalesi, 11. yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. Bir iç kale ile bunu çevreleyen dış kaleden oluşan kalenin halen iç kalesi sağlam kalmış olmasına rağmen, şehri çevreleyen dış kale surları yok olmuştur. Osmanlı Devletinin hâkimiyetinde uzun yıllar kalan kale, yerleşim yerlerinin kale dışına çıkması, ordu teşkilatlarının ayrı kışlalarda konuşlanması ve doğu sınırının uzak bir bölge olarak kabul gören Kafkaslardan geçmesi nedeni ile 18. yüzyıldan itibaren şehrin içerisinde bir mevki olarak kalmış ve askeri stratejik bakımdan eski önemini kaybetmiştir. Bununla birlikte 19. yüzyılın başından itibaren giderek artan Osmanlı-Rus harpleri neticesinde Doğu sınırının sürekli değişerek Batum-Kars-Ağrı hattına yaklaşması savunma anlayışını tekrar öne çıkarmıştır. Nitekim 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonunda sınır, Erzurum doğusundan geçecektir.

Her ne kadar Avrupa’da orduların hareket tarzında kale fetihleri veya şehir kuşatmaları artık önemini yitirse de dönemin savunma anlayışında şehirlerin korunmasında hala müstahkem mevkiler olarak tanımlanan kale-şehir mevkilerini elde bulundurmak önceliklidir. Bu genel savunma düşüncesinde ancak değişen bazı esaslar vardır; örneğin şehrin elde bulundurulmasında artık kale tahkimatı değil şehre gelen yollar üzerinde yapılan ve tabya adı verilen bölge tahkimatı öne çıkmaktadır. Bir bakıma dış kale ve onları birbirine bağlayan surlar bu görevi yerine getirmiş olmaktadır.

“Tabya, müstahkem mevkilerin tesir sahasını büyütmek ve mevkîi düşmanın kara ateşlerinden korumak üzere yer yer vücuda getirilmiş etrafı kapalı tahkimat tesisleridir. Bunları ileri mevzi makamında kullanılmak ve bir geçidi kapamak üzere müstakil bir vazife ifa edenlerine tevkif tabyası denir. Eksiden müstahkem mevkiler yani kaleler, daima müstahkem bir muhit halinde inşa edilirdi. Bundan dolayı müstahkem mevkilerin etrafına çepeçevre tabyalar hattı bulunurdu.” Tabyalar hattı ile Erzurum şehri de çevrelenmiş ve bugün kalenin olmayan dış surlarının görevini yerine getirecek şekilde teşkil edilmiştir. Erzurum tabyaları yapılış tarihi ve maksadına göre üç kuşak halinde ifade edilmektedir.

Birinci Kuşak Tabyalar;

1820 yılında Kalenin mukavemetini artırmak maksadıyla şehrin hemen doğu tarafına kale surları da onarılmak suretiyle toprak tabyalar inşa edilmiş ve içlerine topçu birlikleri konuşlandırılmıştır. Bugün Hasan Basri mahallesinde bulunan bu toprak yığını halindeki tabya şehrin ilk tabyasıdır.

İkinci Kuşak Tabyalar;

1828-1829, 1853-1856 Osmanlı-Rus harplerinden alınan derslerle şehir yakınında toprak tabyaların uzun menzilli topların atışından şehri koruyamayacağı anlaşılmıştır. Şehrin uzaktan savunulması gerekli görüldüğünden doğudan gelecek Rus tehlikesini önlemek ve zamanın uzun menzilli silahlarına karşı koymak üzere şehre göre daha yüksek olan mevkilere birer direnek noktası teşkil ederek çepeçevre savunma fikri kabul edilmiştir. Buna göre önce Sultan Abdülmecid zamanında Top dağının şehre bakan yamacında Mecidiye Tabyası ile şehrin kuzey batısında Büyük Kiremitlik Tabya inşasına başlanmış ve 1856’da tamamlanmıştır. 1867 yılında ise Sultan Abdülaziz döneminde bu tabyaları takviye edecek şekilde Aziziye Tabyası ve Küçük Kiremitlik Tabyası yapılmıştır. Böylelikle iç kale merkez olmak üzere 1.5 km.lik bir yarıçap mesafesinde şehrin kuzey doğusu ve doğusu kapatılarak uzun menzilli topçu ateşlerine karşı şehir 3.5 km. mesafeden şehrin merkezi korunmuş olur. Bu esnada Fazıl Ahmet Paşa başkanlığında bir heyet bu tahkimatın Top Dağı kısmının kuvvetlendirilmesine karar vererek Toparlaktan gelen yol ile Müşlükümbet düzlüğünü de kapatacak şekilde bir tabyanın yapılmasına karar vermiştir. Bu maksatla başlatılan çalışmalara 3000 gönüllü Erzurumlu da katılmış ve Ahali Tabyası adı verilen tahkimat 1874’de bitmiştir. Bu tabyalar 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi’nde Rus birliklerinin ilerlemesine engel olmuş ve faydası görülmüştür.

Üçüncü Kuşak Tabyalar;

Bununla birlikte topların menzillerindeki artış nedeniyle şehrin savunmasının Palandöken, Deveboynu ve Gürcü Boğazı’ndan da yapılmasına ihtiyaç duyulması üzerine bölgeyi yerinde incelemek üzere Şahap Paşa başkanlığında bir heyet daha teşkil edilmiş ve yapılan inceleme sonucunda altı grup halinde tabya yapılmasına karar verilmiştir. Buna göre;

Birinci Grup; Doğuda üzerinde role istasyonu bulunan Ağzıaçık Tabyası ve Toparlak Tabyası,
İkinci Grup; Kuzeydoğuda ortalama 9 km. uzaktaki yükseklikte teşkil edilen Dolangez Tabyası ve Çobandede Tabyası,
Üçüncü Grup; Yaklaşık 20 km. kuzeyde bulunan Tafta Tabyası ve Karagöbek Tabyası,
Dördüncü Grup; Doğuda 8 km. uzaklıkta yer alan Uzun Ahmet Tabyası ve Höyükler Tabya,
Beşinci Grup; Kuzeydoğuda 3 km. uzaklıkta Sivişli Tabya’dır. Bu tabyaların inşası da 1896’da tamamlanmıştır.
Tabyaların cephanelikleri, dehliz koğuşları, erzak ambarları dönemin top mühimmatına karşı dayanıklı yapılmış ve bütün tesisler tabyaların altında birbirine geçiş sağlayacak şekilde birleştirilmiştir. Kış aylarının en zor şartlarında bile her biri iki taburdan fazla kuvveti barındırabilecek tarzda inşa edilmiştir.
1911yılında ise yeniden yapılan incelemeler sonrasında tabyaların arasında sahra usulüne göre tahkimat yapılması, destek noktaları tesis edilmesi ve topçu mevzilerinin oluşturulması istenmiştir. 6 m. genişliğinde bir sıralı tel engeli, Uzunahmet bölgesinde mayın sahası oluşturulmuş ve 45 km.lik alana tabyalara arasında olacak şekilde 700 top mevzi yapılmıştır. Ancak Sarıkamış harekâtında arzu edilen başarının sağlanamaması ve Rus ilerlemesinin başlaması üzerine çalışmalar tamamlanamamıştır. 1918’de Osmanlı Ordusu’nun Kafkaslara ileri harekâtı başlayınca Erzurum ve Tabyalarda Rus işgaline son verilmiş ve yeniden savunma için tertiplenmeye geçilmiştir.

İkinci Dünya Harbi sırasında ise kısmen ıslah edilen ve elden geçirilen Tabyalar, çağın savunma anlayışına göre direnek noktası/bölgesi esasına göre tertip ve tahkim edilmiştir. Günümüzde ise askeri-stratejik bir öneminin şu an için olmadığı ancak tarihi ve kültürel değerleri yüksek olan tabyalar, dönemin Türk askeri stratejik düşüncesinin bize bir mirasıdır. Aynı zamanda Erzurum halkının başta Nene Hatun olmak üzere Ordusu ile birlikte verdiği mücadelesinin simgeleştiği yerdir. Gelecek nesillere aktarılmak üzere tarihi bir anıt olarak korunmalıdır.

Kaynakça;
1. Vehbi Kocagüney, Erzurum Kalesi ve Savaşları, Askeri Matbaa, İstanbul 1942.
2. Selahaddin Kip, Askeri Kamus, Vakit Matbaası, İstanbul 1939.
3. İbrahim Hakkı Konyalı, Erzurum Tarihi, Türk Yazarlar Birliği Vakfı Yayını, Ankara 2010.
4. Osman Geçten, “Aziziye ve Mecidiye Tabyalarının Askeri Tahkimat Yapısı Olarak Mimari Özelliklerinin İncelenmesi”, Türk Bilim ve Araştırma Vakfı Dergisi, (1-11), S.1, Cilt 10, 2017.

Dr. A. Cüneyt KÜSMEZ