ERZURUM KUTSAL EMANETİNİ BEKLİYOR
KARDEŞ KÖMEĞİ MÜZESİ’NİN 1 NUMARALI DEMİRBAŞI
Alparslan KOTAN
Tarih boyunca Rusya’nın sıcak denizlere inme politikasının stratejik hedeflerinden birisi coğrafi konumu itibariyle Anadolu’nun kilidi pozisyonunda bulunan Erzurum olmuştur. Erzurum platosunun ele geçirilmesi yoluyla Anadolu içinden İskenderun körfezine ulaşma planları kapsamında Ruslar son 200 sene içinde üç kere “Erzurum Operasyonu” gerçekleştirmişlerdir.
Rusların Erzurum’a gelişlerini yalnızca askerî operasyonlar çerçevesinde ele almak yanıltıcı olur. Şöyle ki Ruslar uzun yıllar boyunca Kafkasya ve Kuzey Doğu Anadolu bölgesinin ekonomisi, etnografyası, dilleri, tarihi, coğrafyası, kültürü ve sanatı üzerine hem bilim hem de istihbarat çalışmaları yapmışlardır. Bölgede uzun yıllar boyunca sürdürülen istihbarat faaliyetleri sonucunda Rusya’nın Tiflis’teki Kafkasya Genel Valiliği arşivinde 1843 yılı itibariyle Kafkasya ve Doğu Anadolu Bölgesi ile ilgili 43.514 dosya ve 877 ciltli defter oluşturulmuştur. 1880’li yılların sonuna doğru ise arşivdeki dosya sayısı 350.000’i geçmiştir.
İşgal hazırlığı yaptığı bölgeler ile ilgili olarak böylesine geniş çaplı bir istihbarat çalışması yapan Rusların 1829, 1878 ve 1916 işgallerinde Erzurum’da en çok ilgi gösterdikleri konulardan biri de şehrin tarihî ve kültürel zenginlikleri olmuştur. Bu işgallerde Erzurum’un bir çok önemli kültür ve sanat eseri Ruslar tarafından yağma edilerek Batum ve Tiflis üzerinden Rusya’ya götürülmüştür. Rusların gerek işgal dönemlerinde gerekse barış dönemlerinde Erzurum ve çevresinde en çok ilgilendikleri kültür unsurlarından birisi kitaplar olmuştur. İşgal dönemlerinde yağma ve gasp şeklinde görülen bu ilgi, barış zamanlarında ise hırsızlık ve satın alma şeklinde kendini göstermiştir.
Bu konuda verilebilecek en çarpıcı örneklerden biri 1848-1866 yılları arasında Rusya'nın Erzurum başkonsolosluğunu yapmış olan M. Alexandre Jaba’nın bölgedeki faaliyetleridir. Erzurum’da görev yaptığı süre içinde bölgenin kültürel yapısı hakkında oldukça detaylı çalışmalar yapan Jaba, Erzurum’dan topladığı çok sayıda yazma kitabı daha sonra British Museum’a satmıştır.
Charles Rieu tarafından 1888 yılında yayımlanan “Catalogue of The Turkish Manuscripts in The British Museum” isimli kataloğun ön sözünde belirtildiği üzere British Museum’un Türkçe El Yazmaları bölümünün temeli Rusya’nın Erzurum Başkonsolosu M. Alexandre Jaba’dan satın alınan 106 adet el yazması kitap ile atılmıştır.
16 Şubat 1916 tarihinde gerçekleşen son Rus işgali sonrasında ise Rusya Bilimler Akademisi tarafından işgal edilen Türkiye toprakları dahilindeki kültürel mirasın toplanması için bölgeye özel kültür ajanları gönderilmiştir. Bu amaçla Erzurum bölgesine ilk olarak Petrograd (St. Petersburg) Üniversitesi öğretim üyesi N. L. Okunev gönderilmiştir. Okunev ve ekibi Hasankale’den başlayan keşif seyahatleri sırasında Erzurum, Erzincan, Bayburt ve İspir’e uğramış ve buralardaki önemli tarihî abidelerden 500 adet fotoğraf çekimi gerçekleştirmiştir.
Rusya Bilimler Akademisi tarafından Doğu Anadolu Bölgesi’nde görevlendirilen diğer önemli oryantalist ise Ermeni asıllı kütüphaneci S. V. Ter-Avetisyan’dır. Erzurum’da ilk seferinde Kafkas Müzesi müdürü А. N. Kaznakov’la birlikte araştırmalar yapan Avetisyan Erzurum’daki Selçuklu dönemi yapıtlarından Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami, Yakutiye Medresesi, Kale ve şehrin çeşitli yerlerindeki türbelerle ilgili notlar alarak eserlerin fotoğraflarını çekmiştir. Bütün bu keşif seyahatleri sırasında özellikle bölgedeki yazma eserleri toplayan Rusya Bilimler Akademesi’nin özel görevli ajanları topladıkları elyazmalarını Tiflis’e ve oradan da St. Petersburg’a götürmüşlerdir.
Acı ve Yokluk Yıllarının Büyük Vefası – Kardeş Kömeği
1878 işgali ve sonrasındaki dönemde Rusların Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi’ne ve özellikle Erzurum’a yönelik stratejik çalışmaları Azerbaycan kamuoyu tarafından da yakından takip edilmekteydi. Balkan Savaşları ve sonrasında 1. Dünya Savaşı sırasında ise Azerbaycan Türkleri’nin Türkiye hassasiyetleri üst seviyeye çıkmıştır. 1905 yılında Bakü’de Hacı Zeynelabidin Tagiyev önderliğinde Azerbaycanlı zenginler ve aydınlar tarafından kurulan Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi Türkiye’de ve özellikle de Erzurum ve havalisinde önemli faaliyetler gerçekleştirmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivinde bulduğumuz bir belge Erzurum bölgesinde görev yapan Rus subaylarının ele geçirdikleri muhtelif kültür eserlerini ne yaptıklarına dair bize doğrudan fikir ve bilgi verdiği gibi Azerbaycan Türkleri’nin Türkiye ve Erzurum konusundaki hassasiyetlerini göstermesi bakımından da oldukça dikkat çekicidir.
17 Teşrinievvel 329 (30 Ekim 1913) tarihli bu belgeye göre 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi sırasında Erzurum’da yıkılan bir mescidin duvarından çıkan bir Kur’an-ı Kerim, bir Rus miralayı (albayı) tarafından alınır ve daha sonra Rusya’ya götürülür. Uzun yıllar sonra, 1913 yılında ise bu Kur’an-ı Kerim Rus albayı tarafından açık artırmayla satışa çıkarılır. Açık artırma sonucunda Bakü ağniyasından(zenginlerinden) Musa Nakizade (Ağa Musa Nagiyev) söz konusu Kur’an-ı Kerim’i satın alır ve Osmanlı Devleti Padişahı Sultan Mehmet Reşad’a hediye edilmek üzere Bakü Şehbenderliği’ne teslim eder. Kur’an-ı Kerim, Ağa Musa Nagiyev’in o sırada Bakü’de bir milyon Ruble’ye yakın bir para harcayarak Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi için yaptırmakta olduğu İsmailiye Binası’nın fotoğrafıyla birlikte Bakü Şehbenderliği tarafından İstanbul’a gönderilir. İstanbul’a gelen kutsal emanet dönemin sadrazamı Mehmed Said Halim Paşa imzalı yazıyla Sultan Mehmed Reşad’a takdim edilir.
“Rusya muharebesi esnasında Erzurum civarında hedm edilen bir mescidin duvarında zuhur ettiğini bilbeyan Rus miralaylarından biri canibinden füruht olunmakta iken bunun bir ecnebi yedinde kalmasına vicdanı kail olmayan Bakü ağniyasından Musa Nakizade tarafından hemen mübayağa ve nazargâhı hazreti hilafetpenahiye iğsal olunmak üzere mahallî mezkur şehbenderliği vesatatıyla irsal olunan Kur’an-ı Kerim nüsha-i şerifesiyle mumaileyhin orada Cemiyet-i Hayriyeyi İslamiye için bir milyon Ruble’ye karib bir meblağ sarfıyla inşa ettirmekte olduğu gayet cesim bir binanın elde edilen fotoğrafisi Hariciye Nezareti Celilesi’nin o babdaki tezkiresiyle savb-ı atufilerine irsal ve mumaileyhimin üçüncü rütbeden bir kıta Mecidî Nişanı ile taltifi hakkında Nezaret-i müşarünileyhanın diğer tezkiresi dünkü maruzat meyanında takdim kılınmıştır efendim.”
Fi 29 Zilkade 331, fi 17 Teşrinievvel 329 ( 30 Ekim 1913)
Sadrazam Mehmed Said
Konuyla ilgili yapılan diğer resmî yazışmalardan öğrendiğimize göre Sultan Mehmed Reşad Bakü’den gönderilen bu hediyeden çok memnun olmuş ve bundan dolayı Ağa Musa Nagiyev’in üçüncü rütbeden bir kıta Mecidî Nişanı ile taltif edilmesi ve kendisine “Mahzuziyet-i Seniye” tebliğ edilmesi uygun görülmüştür. Ayrıca bahis konusu olan Kur’an-ı Kerim’in Hazine-i Hassa’da muhafaza edilmesi bildirilmiştir.
Kardeş Kömeği Müzesi’nin 1 Numaralı Demirbaşı Nerede?
Yukarıda kısaca özetlediğimiz olay kuşkusuz ki Türkiye – Azerbaycan ilişkileri açısından çok önemli bir tarihî olaydır. Rus albayı tarafından götürülen Kur’an’ı Kerim’in Erzurum’da hangi mescidden veya camiden çıktığını ne yazık ki bilemiyoruz. Fakat Kur’an-ı Kerim’in 1913 yılında muhafaza edilmek üzere Hazine-i Hassa’ya devredildiğini biliyoruz.
Erzurum kamuoyuna çağrımız; Ağa Musa Nagiyev tarafından satın alınarak 1913’de İstanbul’a gönderilen Erzurum Kur’anı’nın, Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından 2024 yılı içerisinde tesisine karar verilen “Kardeş Kömeği Müzesi”nin envanter defterine 1 numaralı demirbaş olarak kaydedilmesi ve bu kutsal emanetin Erzurum’a geri getirilmesi hususunda mülkî ve idarî yetkililerin Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar ve ilgili kurumlar nezdinde gerekli girişimlere bir an önce başlamalarıdır.
“Kardeş Kömeği Müzesi” vesilesiyle Bakü Müslüman Cemiyet-i Hayriyesi’nin kurucu başkanı ulu Türk Hacı Zeynel Abidin Tagiyev’in; Erzurum Kur’an’ına sahip çıkarak onu Rus albayından satın alan ve İstanbul’a gönderen Cemiyetin 2. Başkanı Ağa Musa Nagiyev’in ve Erzurum ve havalisinde gönüllü olarak vazife gören bütün Cemiyet-i Hayriye üyelerinin isimlerinin yaşatılması, kökleri çok daha öncesine dayanmakla birlikte 1. Dünya Savaşı’nın acı ve yokluk dolu günlerinde can verme pahasına gösterilen eşsiz vefayla taçlanan Türkiye – Azerbaycan kardeşliğini daha da pekiştirecek ve gelecek nesillere güçlü bir miras olarak bırakacaktır.
Eşq olsun Bakü Müslüman Cemiyeti Hayriyesi’nin hatırasını Erzurum’da yaşatanlara...
Eşq olsun o büyük mirasa sahip çıkanlara ve yarınlarda çıkacaklara...
KAYNAKLAR
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi; MB.İ...; Dosya No:172/7; Belge Tarihi:H-03-02-1332.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi; MB.İ...; Dosya No:171/01/001; Belge Tarihi:H-01-12-1331.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi; MB.İ...; Dosya No:172/7/002; Belge Tarihi: Belge Tarihi:H-03-02-1332.
Alparslan KOTAN; “Erzurum’un Kayıp Kitapları”, Pusula Gazetesi, 13 Mart 2020.
Charles RIEU; Catalogue The Turkish Manuscripts; Sold At The British Museum; 1888.
İlhan AKÇAY; “Erzurum’dan Kaçırılan Yazmalar Hakkında”, Hür Söz Gazetesi, 26 Mart 1962.
Şahin DOĞAN; “Adolf Petroviç Berje ve Önemli Bir Eser AKAK”, Türk Dünyası Araştırmaları, Ocak-Şubat 2014, Sayı:208, Prof. Dr. Turan Yazgan’a Armağan Üçlemesi – 3, İstanbul, 2014.
Vüsale MUSALI; “Rus Belgelerine Göre Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Anadolu’dan St. Petersburg’a Götürülmüş Olan El Yazması Eserler”; KÜLTÜRK Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi, Sayı: 3, Kastamonu, 2021.