BİR İNSAN / BİR DÜNYA
BİRCAN USALLI SİLAN
Söyleşi: Büşra ARSLAN
“Lisedeki edebiyat öğretmenim Ruhnevaz Deringör'ün "Sen bu çeneyle ya gazeteci olursun ya da avukat" dediği geliyor aklıma ve hep gülümsüyorum...”
Dergimizin bu sayısına Gazeteci, Yazar ve Menajer olarak bir çok başarıya imza atmış, bir çok ünlü ismin kariyer yolculuğuna eşlik etmiş bir Cumhuriyet Kadınını, Bircan Usallı Silan’ı konuk ettik.
Söyleşi için yaptığımız hazırlık esnasında da gördük ki hayatı dolu dolu yaşamış çok güçlü yönleri olan birisiniz. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Hepimiz kendi koşullarımıza göre hayatımızı dolu dolu yaşıyoruz ya da yaşamalıyız diye düşünüyorum. Ben 18 yaşımdan bu yana yazarak, okuyarak hayatını sürdüren, kazanan biri olmaktan dolayı çok mutluyum. Lisedeki edebiyat öğretmenim Ruhnevaz Deringör'ün "Sen bu çeneyle ya gazeteci olursun ya da avukat" dediği geliyor aklıma ve hep gülümsüyorum... Çünkü ben gazeteci oldum ve kendisi bir avukat olan Ümit Silan ile de evlendim... Üniversitenin iki yılında yalnızca çalışmadım onun dışında hep yazdım, söyleşiler, haberler yaptım ve mesleğimi iş gibi değil, yaşamımın bir parçası gibi gördüm. O yüzden hep mutlu oldum...
Benim için dünya bir yana oğlum bir yana durumu olduğu için, Umutcan ile daha fazla zaman geçiririm umuduyla gazeteciliği bırakıp menajerlik ve basın danışmanlığına başladım... Başlayış o başlayış... Son üç yıla kadar çok yoğun çalışmama karşın şimdilerde biraz daha sakinim...
Gazetecilik, yazarlık, menajerlik ve annelik. En çok hangisiyle kendinizi özdeşleştiriyor, en çok hangisi olmayı seviyorsunuz?
Annelik, gazetecilik, yazarlık, danışmanlık benim yaşamımın vazgeçilmezleri... Kendimi en çok ne hissediyorum diye soruyorsanız insan olmaya...
Bunların hepsi insan olmakla ilgili...
En çok neyi amaçladığımı sorarsanız iyi insan olmakla ilgili derdim var derim...
Ve anı yaşarken ne yazık ki şairin dediği gibi dünü yok varsayamıyorum ve yarını düşünmeden yapamıyorum...
Türk Edebiyatına önemli eserler kazandıran biri olarak, sizi yazmaya yönelten sebeplerden bahseder misiniz?
Magazin gazetecisi olmam nedeniyle çok kıymetli sanatçılarla yol arkadaşlığı yaptım... Örneğin bence bütün zamanların en unutulmaz oyuncularından biri olan Belgin Doruk ile bu vesile ile tanıştım. İllaki hayatını anlatması için çok uğraştım ve "Acı Dolu Yıllar" kitabını yazdım. O anlattı ben kaleme aldım. Ağladık, güldük... Yazılmayıp bize kalanlardan çıkardığım dersler bana hep yol gösterdi.
Ardından festivaller için pek çok biyografi yazdım...
Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik, Cüneyt Arkın, Filiz Akın, Kemal Sunal, Ziya Öztan, Sadri Alışık...
Filiz Akın’ın tüm kitaplarının yayına hazırlayanı oldum...
Ve oğlum 18 yaşına bastığında "İyi ki annenim senin" adlı bir kitap hediye ettim kendisine... Benim için en özel yayınım odur...
Ve ilk roman denemem Ve Aslında Bütün Senler Ben çıktı ortaya...
“Ve aslında bütün senler ben” adlı romanınız çok ses getirdi. Romanın başkahramanı Sezin’i bize anlatır mısınız? Sezin’in en çok neyi sizi etkiledi de O’nu romanınızın kahramanı yaptınız?
Çok sevdim bu kitabı. 5 binlerde kaldı sanıyorum satışı... Ama ben onu çok sevdim... Romanın kahramanı Sezin bana kendini yazdırdı. Aklımda hiçbir kurgu yoktu yazmaya başladığımda... Sonra sözcükler kendiliğinden aktı gitti...
Menajerlik serüveniniz nasıl başladı? Kimlerle çalıştınız?
Ben menajerlik şirketim olan N1’i çok sevgili dostum, ülkemizin en güzel sesi diye net bir şekilde söyleyeceğim Nilüfer ile kurduk... Gazeteciliği bırakır bırakmaz... Emel Sayın, Nükhet Duru, Kayahan, Nilüfer, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Selda Alkor, Fatma Girik, Cüneyt Arkın, Kadir İnanır, Ediz Hun, Aydan Şener, Selma Güneri, Serdar Gökhan, Halil Ergün, Kerem Alışık, Perihan Savaş, Hale Soygazi, Rozet Hubeş, Nazan Şoray... Şenay Gürler, Yonca Evcimik, Kadim Yaşar, Yiğit Çelebi, Ahu-Suat Sungur, Hülya Darcan, Evrim Akın, Bahar Erdeniz… İlk anda aklıma gelen isimler...
Filiz Akın, Fatma Girik, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit… Toplumumuz onları uzaktan uzağa sevdi. Onlara yakın olmak nasıl bir duygu ? Onları Onlar yapan özelliklerini birer cümleyle özetler misiniz?
Bunların kimiyle 3 yıl kimiyle beş yıl, bazılarıyla da ömrümüz yettikçe beraber olmaya niyetimiz var. Son kategoriye girenler üç-beş kişidir. Ve benim için iş değil yaşam arkadaşıdırlar... Bana yol gösteren, önümü aydınlatan çok kıymet verdiğim dostlardır... Kiminden sabrı, kiminden dik durmayı, kiminden su gibi aydın olmayı öğrendim... Benim için çok farklı bir deneyim oldu bu yaşam... Mesela Cemil İpekçi'den her şeyden bir anda vazgeçsem de kendinden geçmemeyi öğrendim...Zeki Müren ile yalnızca gazeteci ilişkim vardı ama o kadar zarifti ki, telefonu kapatırken onun o hep iyi niyet dolu sözleri gelir aklıma... Yaklaşık on yıldır basın danışmanlığını yaptığım Ferhat Göçer'den kendim ile dalga geçmeyi öğrendim mesela… Türkan Şoray bana insanların önce gözlerine, sonra kalplerine ve sonra da ellerine dokunmayı öğretti... Hülya Koçyiğit ile ise gerçek sevginin ve saygının sınavını öyle güzel verdik ki.. İki ayrı siyasi noktada bile biz birbirimizi kırmadan saygı ve sevgi dolu olmayı öğrendik...
Filiz Akın, Fatma Girik, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit… Toplumumuz onları uzaktan uzağa sevdi. Onlara yakın olmak nasıl bir duygu ? Onları Onlar yapan özelliklerini birer cümleyle özetler misiniz?
Onlara bu kadar yakın olmak, onların kardeşi, dostu, iş arkadaşı olmak o kadar kıymetli ki...
Türkan Şoray'ın omzunda ağlıyorsun, Hülya Koçyiğit gözyaşını siliyor, canım Fatma ablam "Hop yok öyle pes etmek kalk bakalım " diyor sırtımı okşarken ve beyaz orkidem Filiz Akın, yaşamanın aslında direnmek olduğunu öyle güzel ifade ediyor ki... Ve canım Selda Alkor melekleriyle bana bir cennet armağan ediyor... Gerçekten çok sıra dışı bir durum bu ve ben ne kadar şanslı olduğumu biliyorum ve Tanrıma hep Bircan Usallı Silan olduğum için teşekkür ediyorum.
Onların sırrı samimiyetleri, mütevazi duruşları ve iyi insan olmayı seçmiş olmaları...
Bu isimler sohbet için, söyleşi için gittikleri yerlerde halen salonları tıklım tıklım dolduruyorlarsa, insanlar onlarla tek bir kare fotoğraf için deli oluyorlarsa kalplerde çok doğru bir yerden dokunmuş olmalılar...
Ülkemizde sinemanın gidişatını nasıl görüyorsunuz? Bu dünyanın eskileriyle yenilerini kıyaslar mısınız?
Ülkemizde sinemanın gidişatı teknik ve oyunculuk olarak şahane... Gerçekçi ve duru yaklaşımlarını çok seviyorum bu iş kolundaki emekçi dostlarımızın. Dünyada adı duyulan ve tarzı olan bir sinemamızın olması gerçekten çok heyecan verici...
Daha önceden çekilmiş bir filmde başrol oyuncusu olma şansınız olsaydı, bu hangi film olurdu ve bu filmde kiminle yer almak isterdiniz?
Bir filmde başrolüm olsaydı... Hiç düşünmemiştim bu soruyu şu an ilk kez böyle bir soru ile karşılaşıyorum ... Galibe Yılmaz Güney ile Hülya Koçyiğit'in Zeyno filminde Zeyno olmak isterdim... Ya da Yılmaz Güney ile Filiz Akın'ın Umutsuzlar filminde Çiğdem olmak isterdim... Ya da Yılmaz Güney ile Fatma Girik'in Acı filminde olmak isterdim...
Ve Türkan Şoray'ın Sultan rolünde...
Ne kadar çok etkilenmişim demek ki...
O kadar güzel ve anlamı olan filmlerdi ki...
Boşuna değil bir daha bir daha bıkmadan usanmadan seyrediyor olmamız...
İyi ki annenim senin” adlı eserinizin ışığında gençlere neler söylemek istersiniz?
Oğlum için yaptığım kitapta tüm anne ve babalara "Biz çocuklarımızın efendisi, sahibi değiliz" diyorum. "Yalnızca onlara göz kulak olmak, sırtlarını dayadıkları ağaç olmak görevimiz... Ve hep onları destekleyeceğimizin o derin duygusunu hissettirmek görevimiz" diyorum...
Gençlere ise oğluma adadığım “Hayata Her Şey Dahildir Oğlum" şiirimi armağan etmek istiyorum...
Hayata her şey dahildir oğlum
Bunu sakın unutma
Susmamacasına ağlamak
Delicesine gülmek Aldatmak için acısa da
Aldatılmak ruhun duymasa da
Hayata her şey dahildir oğlum
Bunu sakın unutma...
Bazen bir başarıdır peşinde koştuğun
Bazen hep yaşamanı dilediğim mutluluk
Bazen iyi kötüdür
Kötü de iyi
Ayrımına kendin varmalısın oğlum
Unutma cehenneme giden yollar
Her nasılsa iyi niyet taşlarından yapılmıştır
Sen kendi cennetini yaratırsın eminim
Yeter ki sevgiyi hiç unutmasın
O canımın içi yüreğin...
Sevdiğine sarılmaktan hiç korkma oğlum
Hele sevdiğini söylemekten asla
Bazen bir kadına
Bazen de çocuğuna
Bir de babanla bana
İnan bu en güzel duygudur oğlum
Dostlar çok önemlidir...
İki gözümün bir çiçeği
İnsanlar kırılgandır, narindir
Koru incitme sakın onları
Hayata her şey dahildir oğlum
Doruktaki başarı da
Dibe vuran başarısızlık da
Acı veren, dönülmez ayrılık da...
Sen benim yaşamımdaki en güzelsin
En özelsin
Gün gelir de gidersem
Kim bilir belki baban da arkamdan gelirse
Unutma sen asla yalnız değilsin...
Yüreğin gücün, cesaretin
Biliyorum ki oğlun ve karın
Cennetinde yaşıyorsundur
Bunu her şeyden çok isterim
İnan bana canım oğlum