GelişimErzurumYazı

NEDEN TÜRK ALTAY FELSEFES??

Evrenin, bilinen geçmi?i yan?nda bilinmeyen milyonlarca y?ll?k geçmi?i de var. Bu geçmi?i bilim insanlar? en hassas deneylerle ara?t?r?yor. Elde edilen her bulgu, bütün dünyay? ?a?k?na çeviriyor; ve o ana kadar yaz?lan tarihi alt üst ediyor. Sözgelimi, ‘Göbeklitepe’ ad? verilen ve geçmi?i on iki bin y?l öncesine giden uygarl?k, tüm dünyay? hem heyecanland?rd? hem de ?a?k?na çevirdi. Neticede ?unu biliyoruz ki evrende bilmedi?imiz ve henüz ke?fedilmemi? çok uygarl?klar var. Bu bilmedi?imiz; ke?fedilmeyi bekleyen uygarl?klardan bir tanesi de Türk uygarl???d?r.

?unu hat?rlatmak istiyorum: Alman Prof. Fritz Neumark, ‘E?er tarihten Türkler ç?kar?l?rsa tarih kalmaz!’ dü?üncesini payla??nca, ülkemizdeki kimi tarihçiler ?a??rd?. ‘Yani Türkler tarihin her döneminde ya?ad? m??’ dediler. Bu söz, kimi bilim insanlar?na ve Türk tarihiyle ilgilenenlere de bir güven verdi. Siz bu dü?ünceye kat?l?rs?n?z ya da kat?lmazs?n?z; o ayr? bir konu; ama ben önemsiyorum bu önermeyi. ?üphesiz Çinlilerin çok önemli tarihleri vard?r. Yunanl?lar?n, Araplar?n, Ruslar?n, ?ngilizlerin de tarihleri önemlidir; ve mutlaka ara?t?r?lmal?d?r. Ben kendi tarihimi ara?t?r?rken, fark?nda olmadan tüm dünyay? ö?renmi? oluyorum. Ve i?in tuhaf? Türk tarihini, önceleri, Çin kaynaklar?ndan, Roma, Heredot, Hint kaynaklar?ndan ö?reniyorduk. ?u anda ise elimizde binlerce kaynak ve bilgi birikimi var. ??te bu bilgi birikimi bizleri ‘Türk Altay Felsefesi’ ne götürdü. Ba?lang?çtan günümüze kadar, Türklerin ortaya koydu?u ola?anüstü bir uygarl???n oldu?unu ö?rendik; bu uygarl???n ad?, ‘Türk Altay Felsefesi’ dir.

‘Türk Altay Felsefesi’ kesinlikle hamasi duygularla dü?ünülmü?, geli?tirilmi? bir dü?ünce de?ildir. Tamamen bilme dayal?, bilim insanlar?n?n Arkeoloji (Kaz?lar arac?l??? ile geçmi? uygarl?klar? inceleme), Kimya, Co?rafya, Antropoloji (?nsan? inceleyen bilim dal?), Kronoloji (Tarihi olaylar?n s?ralamas?n? inceleme), Filoloji (Dilleri, diller aras? ili?kileri inceleme), Paleografi (Yaz?lar? inceleyen bilim dal?), Nümizmatik (Sikke, para, madalyonlar? inceleme), Sosyoloji (Toplumu inceleme), Etnografta (Kültürleri, gelenekleri inceleme), Epigrafi (Sert yüzeylerdeki kitabeleri inceleme), Topomoni (Yer adlar?n? inceleme), Heraldik (Bayrak, unvan, arma ve mühürleri inceleme…) konular?nda yapt?klar? incelemeler sonucunda, ‘Türk Altay Felsefesi’nin ne oldu?unu ve ilkelerini ö?renmi? olduk.

Elimizde çok önemli bilgiler, belgeler var. Sadece birkaç bilim insan?n?n ad?n? yazmakla yetiniyorum: ?.Kafeso?lu, H.Z.Ülken, A.Ta?a??l, M. Zekiyev, Ö. F. Erdem, Ö. Özden, Z. Gökalp, C.Özak?nc?, K.Mir?an, H.Tarcan, M. ?lmiye Ç??, D. Avc?o?lu, Murad Adji, D. Matlock, Albay James Churchward, Y.D. Bozku?, B. Ögel, Servet Somuncuo?lu, F. Eckhart, Jean Poul Roux, Attila Gürbüz, Cavan?ir Feyziyev, ‘E?er tarihten Türkler ç?kar?l?rsa tarih kalmaz!’ diyen Prof. Neumark, Salih Y?lmaz, Mehmet Çeriba?, R. Alimov, L. Potapov ve S. Meydan ve di?er bilim insanlar?… Bu insanlar ömürlerini Türk Tarihine adam??lard?r.
Bu bilim dallar? ve bilim insanlar? nedeniyle önümüz aç?k.

Makalemizde, binlerce belge aras?ndan sadece ‘Türk Altay Felsefesi’nin temel ilkelerini anlatmaya çal??aca??z. Amac?m?z 200 bin y?l önce Altay’a yerle?en Türkleri anlatmak de?il. 6.5 milyon km² lik büyük co?rafyada ya?ad?klar?n? da anlatmak istemiyoruz Türklerin. Paleolitik döneme kadar uzanan Türk izlerini, Prof. Sinan Ak?in’in, ‘Hunlar?n yaz?s? bile yoktu!’ de?i?ini; Türklerin fiziki yap?lar?n?, k?l?k k?yafetlerini de ele almayaca??z. MÖ. 2250’lerde Akad krallar?ndan Naram-Sin’in ?artamhari metinlerinde, Anadolu’da 17 krala kar?? sava?t??? anlat?l?r. Bu metinler Hattu?a? ar?ivinde, Hititçe kopyas?nda (KBo III, 13) okunmu?tur. Metnin 15. sat?r?nda ‘Türki kral? ?l?u-Nail, Kursaura kral? Ti?binki ile sava?t?m,’ der. Biz, ‘Neden Türk Altay Felsefesi?’ ba?l?kl? yaz?m?zda, bu Akad kral?n?n MÖ 3 binlerde, Türklerle ili?kilerini de anlatmayaca??z. ‘MU’ k?tas?n?, Amerikan yerlilerini, Çinlerle Türkler aras?ndaki tarihi ili?kileri de anlatmak istemiyoruz. Biz sadece bu binlerce y?ll?k tarihi süreçte Türk dü?ünce yap?s?n? ve bu dü?ünce yap?s?n?n ça?da?l??? üzerinde duraca??z.

Peki öyleyse, ‘Türk- Altay Felsefesi’ nedir? ve Neden TürkAltay Felsefesi?
Evet, do?rudur, dünya uygarl??? demirin bulunu?u, tar?m ve hayvanc?l?kla ba?lam??t?r. Üstelik bu ilk uygarl?k ad?mlar?nda Türklerin büyük paylar?n?n oldu?u da muhakkak; ama as?l önemli olan ?udur bizce: Uygar olmay? sadece ki?i ba??na dü?en gelirle; maddesel, ticari, ekonomik kalk?nmayla, geli?mi?likle aç?klayamay?z. Türk Altay Felsefesi’nde temel ilke: Türk uygarl???nda maddesel, ticari, ekonomik kalk?nma ve askeri gücün yan?nda son derece düzgün bir ‘Törenin’ (Hukukun) olmas?d?r. Türkler, ‘Töresiz (Hukuksuz) devlet olamaz!’, der. Bu olmazsa olmazd?r; hakan?n ve her ?eyin üstündedir; çünkü töre (hukuk) ulusun dirli?i ve birli?i içindir. Bu evrensel anlay???n yan?nda ‘Ya?ama gücü, mutluluk" anlam?na gelen KUT kavram? ise Altay felsefesinin temelidir. ‘KUT’, devlet yönetiminde güç, yarat?c?l?kta güç, yetki bak?m?ndan sahip olunan güç anlam?na gelir. ‘KUT’ sa38 GEL???M ERZURUM dece ‘HAKAN’a verilir. Hakan seçkin ki?idir, bilge, ahlakl?, yi?it, iyiliksever, yard?msever, cesur ki?idir. Hakan zeki, bilgili olmal?d?r. Taktikçi ve iyi bir kumandan olmas? gerekir. ‘KUT’ sahibi ayn? zamanda siyasi birli?in sahibidir. Hakan kibirlenmez, halk?na yukar?dan a?a?? bakmaz, hakanlar?n aya?? yerden kesilmez, halktan kopmaz. Bu yüzden hakanlarda ‘bilgelik’ aran?r. Bilge Ka?an, Timur, Atilla, Sultan Mehmet, Atatürk hem ba?bu?dur, hem de bilge hakanlard?r.

Binlerce y?l öncesinden bahsediyoruz. Bu belki de on bin y?l öncesi Türk sosyal hayat?n?n örne?idir. Bey, törenle hanl?k unvan?n? al?r. Bu, halk? yönetme yetkisidir ayn? zamanda. Türkler bu görevi kutsal sayarlar. Kutsal oldu?u için tören yap?l?r. ??in ilginç yan? bu kutsal görev hakan?n e?i taraf?ndan verilir. E?er bey evli de?ilse hakan olamaz. Düzenlenen törende Hakan?n e?i haz?r bulunmas? gerekir. Bey olan ka?an, halk?na köle gibi hizmet etmek zorundad?r. Bu bir töre gere?idir. Burada ikinci önemli olan kad?n ve erke?in e?itli?idir. Günümüzde dahi böylesine bir e?itlik söz konusu de?ildir. Bütün yurtta?lar, kad?n ve erkek e?ittir. Kad?n ve çocu?a el kalkmaz. Kad?n yönetici de olur sava?ç? da. Kad?n devlet de yönetir, beylik de kurabilir. ??te biz böyle toplumlara uygar toplumlar diyoruz. Türk sosyal hayat?nda kad?n?n toplumdaki yeri e?iyle bir, beraber ve e?ittir. Bir üçüncü önemli konu ise bu e?itlik sadece toplumun üst katmanlar?nda geçerli de?ildir; erinden han?na kadar bütün halk katmanlar?nda kad?n erkek ayn? töreye uyar. Dikkat ediniz bu yazd?klar?m, bu anlay??, bu dü?ünce, bu inanç, bu töreler bütünü ?sa’dan 8 bin y?l önce, ?slamiyet’ten ise yakla??k 9 bin y?l önce Türklerin hayat?nda uygulanmaktayd?.

Türk Altay Felsefesi ak?lc?d?r; övünme, kendini be?enme yoktur. Ka?garl? Mahmut, Divanü Lügati’t Türk’te, Türkler çok önemli i?ler yapsa da, çok büyük fedakarl?klar yapsa da, üstün i? yapt???n? bilmez görünür, der. Binlerce y?l öncesinin dü?üncesinde bahsediyoruz. Bu çok önemli bir özelliktir. Belgelere göre ak?lc?l?k, bilgi ve bilimsel anlay?? devletin ve toplumun en temel ilkesidir. Topra?? ekme, hayvanc?l?k, tekeri kullanma, ?sl?k çalan oklar hep bu anlay???n ürünüdür. Bu anlay?? üretime yöneliktir.

Yayg?n ve etkin ilkelerden biri de özgürlük ve ba??ms?zl?kt?r. Bu dü?üncenin ‘Solidarist’, yani dayan??mac? bir yap?s? vard?r. Devletin dört ana unsuru olan halk, ülke, egemenlik ve siyasi örgüt dayan??ma içerisindedir. Bu dört gücün, hakan?n, hakan ailesinin ve beylerin de üstünde hukuk ve adalet gelir. Sözgelimi, Türk Altay Felsefesinde halk adaletsizli?i, devletin mal?n?n çal?nmas?n?, zarara u?rat?lmas?n? asla kabul etmez; en büyük suç devlet mal?n?n çal?nmas? ve zarara u?rat?lmas?d?r. Cezas? a??rd?r.

Türk Altay Felsefesi bir bak?ma devlet demektir. Devletin örgütü ve devletin meclisi demektir. Yani dan??ma kurulu/ kenge? ya da toy devleti ayakta tutan güçlerdir. Karar verilmesinde çok önemli organlard?r. Bu bir Türk hukukudur. Eldeki belgelere göre ve Türk hukukuna göre hakanlar, ülkelerinde ya?ayan bütün halklara ve dinlere e?it ya?ama hakk? tan?r. Bu da bir Türk hukukudur. Günümüz dünyas?nda bile böylesine bir uygarl?k, böylesine bir hukuk anlay??? görülmemi?tir. Babür ?ah? ve Ekber ?ah? bu uygulama için örnek verebiliriz.

Türk Altay Felsefesi’nin evrensel de?erler diyebilece?imiz ve Orhun yaz?tlar?nda da anlat?lan dört temel erdemini de sizlere hat?rlatmak istiyorum. ?nsanl?k için de, Türkler için de ve özellikle günümüz dünyas? için de çok önemli erdemlerdir bunlar. H.Ziya Ülken, ‘Türk Tefekkürü’ adl? eserinde bu de?erleri ?öyle dile getirmi?tir:

1) Çal??kanl?k,
2) Vatan Sevgisi,
3) Cesaret-Kahramanl?k,
4) De?erlere Sayg?.

Evrensel dört de?er! Türk Altay Felsefesi’nin önemini kaybetmeyen dört ilkesi!
?nsanlar? ve aileleri, toplumlar? ve ülkeleri diri tutan, ayakta kalmas?n? sa?layan, erdemleriyle ya?atan da bu ilkeler de?il midir?
Türk Altay Felsefesi bir bak?ma de?erler sistemidir ve günümüz için çok önemlidir.

Özü, evrensel de?er diyebilece?imiz bu de?erler sistemini, günlük ya?ant?m?z?n her noktas?nda hayata geçirmeliyiz. Türk Altay Felsefesi asl?nda ‘saf’ olmakt?r. Ar?nmakt?r, bütün kötülüklerden uzakla?makt?r. ?lke ‘safl?k’t?r; ‘saf olmak’t?r. ‘Ruhun safl???’ ve ‘Ruhun temizli?i’dir. Bu safl???, bu ruh temizli?ini Türkler sembol olarak ’Nilüfer (lotus) Çiçe?i’ ile somutla?t?rm??lard?r. Bilindi?i gibi, Nilüfer Çiçe?i, çamurlu, kirli, bulan?k OCAK 2024 39 ve hatta batakl?k ortamlarda yeti?se bile yapraklar?n? ve çiçeklerini devaml? temizleyebilen bir bitkidir. Ayr?ca bu konuda ara?t?rma yapan Ya?ar Çoruhlu, "Lotus ?konografisi ve Uygur Sanat?nda Lotus" ba?l?kl? bilimsel makalesinde ’Nilüfer (lotus) Çiçe?i’ için ‘Kesinlik, yeryüzü, hürriyet, safl?k, temizlik’ gibi anlamlar?n oldu?unu da belirtmi?tir. Bu anlamda Nilüfer Çiçe?i (Lotus), batakl???n içerisinde kirlenmeden, dünyan?n içerisinde do?mu?; fakat bu her türlü kirlili?e ra?men dünyan?n üstünde tertemiz kalm??t?r. Yine Ya?ar Çoruhlu hocan?n verdi?i bilgilere göre, Altay bölgesinde yap?lan kaz?larda Nilüfer çiçe?ine rastlanm??t?r. Sinan Meydan’?n ‘Atatürk ve Kay?p K?ta Mu 2- Köken’ kitab?nda, Asya- Karakota kentinde bulunan Uygur kraliçesi ve e?inin resminde ‘Mu K?tas?’n?n sembolü olan Nilüfer Çiçe?inin betimlemesini gösterir. Paz?r?k kurgan?nda, bir ‘gem’in yanak kay???ndaki tokalarda, yine kurganlardan ç?kar?lan baz? tekstil ürünlerinde ve Göktürk dönemine ait baz? ta? sanduka parçalar?n?n üzerindeki süslemelerde, Nilüfer Çiçe?i motiflerine rastlanm??. Ayr?ca Maverahünnehir bölgesinde, Amuderya'’n?n kuzeyindeki Açina Tepe’deki Budist Viharas?’ndaki duvar resimlerinde de Nilüfer Çiçe?i örneklerine rastlanm??t?r. Anadolu’da dokunmu? kilimler ve hal?larda, Konya S?rçal? Mescit'te ejder ve lotus motifli hal? seccadelere bolca rastlanm??t?r. Bu örnekleri ço?altabiliriz. ?u gerçe?i bilmek laz?m: Türk Altay Felsefesi’nin sembolü olan ’Nilüfer (lotus) Çiçe?i’ günümüzde, ülkemizde ve tüm dünyada, her türlü siyasi veya ticari ç?karlar sebebiyle ikiyüzlülü?ün, riyakârl???n, iftiran?n, ihanetin, çürümü?lü?ün hâkim oldu?u toplumlarda safl??a, do?rulu?a, dürüstlü?e yeni bir ???k olabilir. E?itimde, ticarette, dinde, sporda, sanatta yeni kap?lar açabilir. Bu ???k, t?pk? Altay Cumhuriyeti'nden Halk Oyunlar? Ö?retmeni Anjilika Malçoyeva’n?n dedi?i gibi, "Temizlik çocu?un ruhunda do?u?tan vard?r. Bizim görevimiz onu geli?tirmektir." Bu, ?u anlama gelir: Türk Altay Felsefesi Türkiye’nin bir kurtulu? reçetesi olabilir. Muhtarl?klar, yerel yönetimler, valilikler, bakanl?klar, devletin tüm örgütleri Türk Altay Felsefesi’ni hayata geçirebilir. S?k??t?r?lm??, bask? alt?nda olan toplumlar bu reçeteyi uygulayabilir. Vak?flar, dernekler, sivil toplum kurulu?lar? bu reçeteyi uygulamal?d?r. E?itimde, siyasette, askeri alanlarda, sanayide, devlet yönetiminde, sanatta, sporda ve din i?lerinde Türk Altay Felsefesi, zihniyette devrim yapabilir.

Ülkemizde ya da dünyan?n birçok ülkesinde çürümü?, koku?mu?, yozla?m?? tüm kurum ve kurulu?lar, ticari i? yerleri, dini kavramlar üzerine kurulan vak?flar, mutlaka ’Nilüfer (lotus) Çiçe?i’ gibi safl???, temizli?i, özgürlü?ü, alçak gönüllü?ü ve gösteri?sizli?in sihirli gücüne inanarak yar?nlara haz?rlanmal?d?r.
Toplum hastad?r; ama hastaya verilecek reçete haz?rd?r, uygulanmal?d?r. ?hmal edilirse çürüme korkunç boyuta ula?abilir.

Mehmet DA?ISTANLI