GelişimErzurumYazı

ARAFTA KALMI? B?R MODERNLE?ME H?KAYES?: TÜRK MODERNLE?MES?

Bat?-d??? modernle?me deneyimleri içinde özgün bir yere sahip Türk modernle?mesinin küreselle?me olgu ve süreçleri ile farkl? modernlikler ba?lam?nda de?erlendirilip de?erlendirilemeyece?i ya da Türk modernle?mesinin bu uzun erimli yolculu?unun kendi tarz?n? in?a edip etmedi?ine karar vermek güç olsa da baz? de?erlendirmeler yapabilmek için yeterli birikime sahip oldu?umuzu dü?ünüyorum.
Türk modernle?mesi, “oldu?u ?eyi güçlendirerek” varl???n? devam ettirmekle; “oldu?u ?eyi de?i?tirerek” var olmak aras?ndaki büyük fark?n gerilimlerini tepeden t?rna?a ya?ayan (ve ya?atan) bir tarihselli?e sahiptir. Bu nedenle ilgili süreç, önünde sonunda, bir karar verme sürecinin zorluklar?, sanc?lar?, tereddütleri ve gel-gitleri üzerinden okunmal?d?r.
III. Selim-II. Mahmut dönemleri ve Tanzimat Ferman?na (1839) at?fta bulunulsa da, Türk modernle?mesinin ba?lang?c?n? takvimlendirmek san?ld??? kadar kolay de?ildir. Çünkü karar vermek de verilen karar?n niteli?i de tart??mal?d?r. Burada zorlu?u yaratan, modernlik ve modernle?menin nas?l al?mlanaca?? konusundaki büyük uzla??ms?zl?kt?r. Bu yüzden Türk modernle?me tarihi, bir bak?ma arafta kalm??l???n tarihidir.

Cihana hükmetmeyi test etmi?, bununla ilgili anlat?larla kültürlenmi? bir co?rafyan?n siyasi elitleri de s?radan insanlar? da ‘oldu?u ?eyi de?i?tirme stratejisine’ kar?? hep bir mesafe içinde olmu?lard?r. Bu mesafenin özellikle siyasi elitler aç?s?ndan (tebaan?n karar alma mekanizmlar? içinde yerinin olmad???n? ak?lda tutarak) tüm bir Osmanl?-Türk modernle?me evresini kapsad???n? söylemek yanl?? olmaz. 19. Yüzy?ldan itibaren çok daha belirgin hale gelmeye ba?layan çökü?e ra?men, Osmanl?, belirli aç?lardan kendisini cihan?n merkezinde görme al??kanl???n? devam ettirmektedir. Sözelimi 1839 Tanzimat Ferman?’n?n “müsavat” yakla??m?n?n Osmanl? Müslümanlar? taraf?ndan yad?rganma biçiminin yo?unlu?una bak?lacak olursa “oldu?u ?eyi de?i?tirmek” gibi bir stratejinin henüz seçenek dahi olmad??? görülecektir. Kald? ki, Tanzimat’tan onlarca y?l sonra bile, II. Abdülhamit’in Cuma Selaml?klar?n?n ihti?am?, düzeni ve en önemlisi bu törenlere kat?l?m?n boyutlar? (yabanc? temsilciliklerin, devlet adamlar?n?n ve bas?n?n ilgisi) Osmanl?n?n kendi kendini konumland?rd??? ayr?cal?kl? yerin sadece Osmanl? zihin dünyas?n?n de?il, ayn? zamanda, k?smi de olsa, d?? dünya taraf?ndan da payla??ld???n? göstermektedir.
Bu büyülü bak???n, yani oldu?u ?eyin her ne olursa olsun biricikli?i anlay???n?n esasl? bir sars?nt? geçirdi?i Balkan Harbi sonras?nda kafalar?n bir hayli kar??t??? söylenebilirse de, Osmanl? Türk modernle?mesinin üç evresinde de (Tanzimat, II. Abdülhamit ve ?ttihat Terakki) ‘olunan ?eye sadakat’ devam etmi?tir. Bu yüzden, her ?eye ra?men, kulak verilmesi gereken kayna??n kendi içimizde, yani ?slam geçmi?imizde ve atalar?m?z?n çizdi?i istikametler do?rultusunda olu?mu? düzende oldu?u vurgusu tüm bir Osmanl?-Türk modernle?mesi evresine hakim olmu?tur.
D??ar?s?n?n tarifledi?i ?ekliyle hasta olmas?na hastad?r belki, ama güçlenecek ve aya?a kalkacak adam ayn? adamd?r. Yüzy?llard?r devleti ve toplumu yöneten Osmano?ullar?’ndan bir ba? ve atalardan kalma düzenin devam?d?r istenen. Öyle ki, 1920’de TBMM aç?ld???nda ve duvar?na as?lan “Hakimiyet Milletindir” sözü içeriden çok ARAFTA KALMI? B?R MODERNLE?ME H?KAYES?: TÜRK MODERNLE?MES? Prof. Dr. Mevlüt ÖZBEN OCAK 2024 21 d??ar?da yank? bulmu? ve Kurtulu? Sava??’n?n gidi?at?n? etkilemi?tir.
Türk modernle?me tarihinde ‘oldu?u ?eyi de?i?tirerek’ var olma stratejisinin uygulamaya konulmas? Cumhuriyet dönemi ile birlikte olmu?tur. Kurucu elitlerin (asl?nda bir tek Mustafa Kemal Atatürk’ün kafas?nda çoktand?r netle?mi? bir konudur) karar? olarak yeni devlet, deyim yerinde olursa, her eskiyi dü?man saym?? ve devletin ad?n? zikrederken de yeni s?fat?n? kullanmaktan geri durmam??t?r. “Yeni Türkiye”, oldu?u ?eyi de?i?tirerek var olma karar?n?n mücessem misali olmak istemektedir. Bunun için geçmi?i yüzy?llarca onurla s?rt?nda ta??m?? sembollerle, gelece?i ?an ve ?erefle s?rtlanacak sembollerin de?i?imini içeren bir Ink?lap süreci devreye sokulmu?tur. Örne?in yeni devletin ba?kenti de yeni olmal?d?r ?iar?yla Ankara ba?kent yap?lm??t?r. Di?er tüm sebeplerinin yan?nda, maziyi ve eski düzeni hat?rlatan ?stanbul’un ba?kent olarak kalmas?na bir de “karars?zl???n” sembolizminin eklemlenece?ini dü?ünen kurucu elitler, radikal bir kararla, Ankara’n?n ba?kent olmas?n? yasala?t?rm??lard?r (13 Ekim 1923). Benzer bir kararl?l?k, kendisini Hilafetin kald?r?lmas?nda da (1924) göstermektedir. II. Abdülhamid’in, her ne kadar dünyevi ve politik maksatla kullanm?? olsa da, aktive eti?i halifeli?e saltanat?n ilgas?ndan (1922) sonra bir de eski düzenin özlemini çekenlerin toplanma merkezi olma özelli?i eklenince Cumhuriyet Yönetimi tereddüt etmeden Hilafetle vedala?m??t?r. Di?er tüm kurumsal dönü?üm a?lar?yla birlikte dü?ünüldü?ünde kendisinden önceki Osmanl?-Türk modernle?mesinin devletlü ki?ilerinin karas?zl???n?n, Cumhuriyetin kurucu kadrosunda kararl?l??a evrildi?ini söyleyebiliriz.
Türk modernle?mesinin asli özelli?i olan devletlü ki?ilerce yukar?dan a?a?? tatbik olunan seyir içindeki ilk k?r?lma, -1946 seçimlerini saymazsak- 1950 y?l?nda çok partili sisteme geçilmesi ile birlikte olmu?tur. Karar? ilk kez sorulan politik toplulu?un (ulusun) seçim sonuçlar?na yans?yan tercihi, bu seferde bamba?ka bir alanda “karars?zl???n” en güçlü i?areti olarak okunmu?tur. Modernle?me ad?na, oldu?u ?eyi de?i?tirerek var olma karar?n? birkaç on y?l önce vermi? bulunan devletten farkl? olarak ortaya ç?km??t?r ki, ayn? kararl?l?k a?a??larda, toplum kat?nda yoktur.
Hakl? olarak bir kültür devrimi olarak da anla??lmas? gereken Cumhuriyet modernle?mesinin muhatab? oldu?u kentli nüfusun azl???, söz konusu devrimin dönü?türücü gücünü k?s?tlam??t?r. Yakla??k yirmi bin nüfuslu, yollar? çamurlu bir Anadolu kasabas? olan Ankara’n?n imar edilmesi, tüm Türkiye için bir ?ey ifade etmemektedir. Öyle ki, 1950’lerin ortalar?na gelinceye kadar ülkenin ?ehirlerinin bütünüyle karayolu vas?tas?yla birbirine henüz ba?lanmam?? oldu?unu hat?rlatmak bu bak?mdan anlaml?d?r.
II. Dünya Sava?? sonras?n?n yeni dünya düzeninde ?ekillenmeye ba?layan iki kutuplulu?un ABD taraf?nda olmay? taahhüt etmi? olan Türkiye’nin, bunun da bir gere?i olarak geçmi? bulundu?u genel oy prensibine dayal? demokrasi rejiminde kar??la?t??? ilk ?ey söz konusu “karars?zl?k” olmu?tur. Siyaset erbab?n?n pragmatizminin, içindeki hazineyi fark etmesinin güç olmad??? bu karars?zl???n, sonraki on y?llarda, her seferinde yat?r?m yap?lan ve yönlendirilen bir olgu oldu?unun da alt?n? çizmek gerekir. Ba?ka bir deyi?le, 1950’den sonra, Türk modernle?mesinin arafta kalm??l???, en az?ndan siyaset kurumunca, bir ?ikayet konusu de?il; her fraksiyonun kendisi için fayda gördü?ü bir politik yat?r?m meselesine dönü?mü?tür.
1950’den sonra Türk modernle?mesinde dikkatlice izlenmesi gereken yenilik, ‘millet iradesi’ esas?n?n siyaseten 22 GEL???M ERZURUM üstlendi?i ?ekillendirici rol ve karar vericili?e olan etkisidir. Öyle ki, TBMM’de parti grubunda ba?vekil s?fat?yla vekillere seslenen Adnan Menderes’in ‘siz isterseniz Halife’yi bile geri getirebilirsiniz’ derken kastetti?i son ?ey ya da kastetmedi?i tek ?ey, Halife’yi geri getirmektir. Ba?vekil Menderes’in Demokrat Parti vekillerinin kafas?na sokmak istedi?i ?ey, milletin iradesinin kendilerinde oldu?unun fark?na varmalar?d?r. 1950’ye kadar egemenli?in millette oldu?u ön kabulünden hareketle, millete ra?men millet ad?na muktedir olanlarla; 1950’den sonra, dönem dönem, millet iradesinin her ?eyden üstün oldu?u ön kabulüyle, milletin siyaseten yeter bir k?sm?n?n oylar?yla muktedir olmaya çal??anlar Türk modernle?mesinin en çeki?meli aktörlerini olu?turmu?lard?r.
Oysa gerçekte millet iradesi nas?l konumland?r?lmal?d?r? Millet iradesini belirleyen tek ?ey genel seçimler midir? Millet iradesi seçimler marifetiyle el de?i?tirebilecek bir ?ey midir? Ve benzeri sorular?n Türk modernle?me tarihinin özellikle 1950 sonras?n? kapsayacak ?ekilde yeniden dü?ünülmesi ve de?erlendirilmesinin modernle?me serüvenimizi araftal???n?n izah edilebilirli?i aç?s?ndan son derece önemli oldu?unu söyleyebiliriz.

Türk modernle?mesinin araftal???n?n, yani kararl?l?kla-karars?zl???n iç içeli?inin tesirleri her dönemde ve ya?am kesitinde kar??m?za ç?kmaktad?r. Ba?ta politik alan olmak üzere neredeyse tüm sahalarda temayüz etme mücadelesinin bu ana aks üzerinden (kararl?l?k-karars?zl?k ya da kakarl?l?k-kar?? kararl?l?k) i?ledi?ini söyleyebiliriz. Bir bak?ma, kültür sava?lar?n?n ya da ya?am tarz? farkl?l?klar?n?n mücadelesinin de kayna?? ve/veya nedeni, modernle?me serüvenimizdir. Toplumun kararl? kesimlerinin de karars?z ya da kar??-kararl? kesimlerinin kendilerine göre deneyimledikleri zorluklar ve üstesinde gelmekte güçlük ya?ad?klar? çeli?kiler hep olmu?tur. Buna göre, kendini bir kültür devrimi olarak ortaya koyan cumhuriyet döneminin mecburi kültür de?i?melerine muhatap olan toplum kesimleri bir tarafta; farkl? olarak serbest kültür de?i?melerine de maruz kalmakla birlikte karars?zl?k veya kar??-kararl?l?k içinde olmaya devam edenler di?er tarafta…
Modernle?me serüvenimizin söz konusu fay hatlar?n?n k?r?l?mlar?n?n her seferinde ürettikleri birbirinin tekrar? gibidir. Buna göre modernle?me, baz? taraflar için iyimser bir ilericili?in e?siz bir kayna?? iken; ba?ka taraflar için ise de?erler bak?m?ndan sürekli geri gidi?e neden olan kötücül bir ?eydir. Kafalar kar???kt?r; modernle?menin nüfuz etmeye ba?lad??? her yerden feryatlar yükselmektedir neredeyse… Nurettin Topçu gibi beyinler bile ‘garb?n makine g?c?rt?s?” ile dolup ta?an cemiyet hayat?nda kültürümüz ve de?erlerimizin korunmas? için dikkatli olmak gerekti?inden dem vururlar.
Türk modernle?mesinin arafta kalm??l???na ve bundan kaynakl? kültür çat??malar?na sadece siyaset kurumu yat?r?m yapmam??; irili ufakl? birçok grup sosyolojik anlamda bölünmü?lü?ün en dramatik ve yer yer tehlikeli de olabilen bölünmesi “biz” ve “onlar” üzerinden temayüz etme mücadelesi vermi?tir.

Tüm bu olup-bitenler içinde Türk modernle?mesinin de?i?mez, kal?c? ve güçlü imgesi olarak devlete de bir parantez açmak gerekir. Kemal Tahir’in deyimiyle meziyetleri devlet kurmak olan Türklerin modernle?me serüveninde de devletin oynad??? rolün rastlant?sal olmamas? anla??labilir bir ?eydir. Toplumun neredeyse büyük bir bölümünün üzerinde ittifak etti?i nokta, devletin önemi ve de?eridir. ?ster millete ait oldu?u teorize edilmi? bir egemenlik, isterse de millete ait oldu?u her seçimde yeniden s?nanmak durumunda kalan bir irade kaynak olarak kullans?n; Türk modernle?me tarihinin en güçlü ve gözde aktörü devlettir. Bat?-d??? modernle?me biçimlerinin do?as?na da uygun olacak ?ekilde Türk modernle?mesinin her a?amas?nda, her tonunda ve her karar ya da karas?zl???nda devlet vard?r. Özellikle 12 Eylül 1980 sonras?n?n kurgusu ve sonras?n? da bu ba?lam etraf?nda de?erlendirmek gerekir.

Sonuç olarak arafta olma ve her seferinde büyük bir maharetle güncellenen ve çe?itlendirilen biz ve onlar bölünmesinin hikayesi olan Türk modernle?mesinin haleti ruhiyesini siyasi sahada en iyi yans?tan söz Sabahattin Zaim’in ?u sözüdür:
“Özal bizdendir, onlar? idare etmeye çal???yor; Demirel onlardand?r, bizi idare etmeye çal???yor”…

Prof. Dr. Mevlüt ÖZBEN