GelişimErzurumYazı

TORTUM’DAN GELEN IŞIK: TORTUM ELEKTRİK SANTRALİ’NİN KISA HİKAYESİ

Tortum Şelalesi’nden elektrik üretme fikri, Osmanlı Döneminin sonlarından itibaren dillendirilmişti. 1896’da Erzurum Belediye Tabibi olarak göreve başlayan ve ardından Erzurum Sağlık Müdürü olarak uzun süre memlekete hizmet eden Doktor Şerif Bey, I. Dünya Savaşı öncesinde hazırlamış olduğu kitapta, Tortum Şelalesi hakkında şunları yazmıştı:
“Mezkûr şelâlenin Anadolu Vilayât-ı Şahânesinin hiçbirinde emsâline tesâdüf etmek mümkün değildir. Bu cihetden işbu şelâleden istihsâl edilecek elektrik bilâ-mübâlağa vilâyetin her bir ihtiyacât-ı cereyânına kâfi derecededir.” Bu dönemde Tortum Şelalesi’nden istifade etmek mümkün olmadı. Osmanlı döneminin sonlarında Erzurum’daki birkaç un fabrikasında mazot ve benzinle çalışan motorlar kullanılma ya başlanmıştı. Değirmenler bu motorlarla çalıştırılmaktaydı. Erzurum şehri elektrikle Rus işgali döneminde tanıştı. I. Dünya Savaşı sırasında 1916’da şehri işgal eden Ruslar, Erzurum’a çok sayıda elektrik motorları getirdi. İşte bu motorlarla şehirdeki bazı binalar ve elektrikle aydınlatıldı. Buna dair bilgiyi, Erzurum Lisesi Tabi İlimler Muallimi Hüseyin Hüsnü Bey tarafından kaleme alınan ve Sebilürreşad Mecmuası’nın 21 Mart 1921 tarihli sayısında çıkan “Erzurum Mektubu” isimli yazıdan öğreniyoruz:
“Ruslardan kalma elektrik makineleri vesaire de pek mebzul. Şehir Ruslar zamanında elektrikle tenvir edilirken (aydınlatılırken) elyevm (gaz motorunda kullanılan) gazın okkası yüz kuruşa…”

Milli Mücadele dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında, şehirdeki bazı binalar basit elektrik motorlarıyla aydınlatılmaktaydı. Bu dönemde, milli ekonomi anlayışının bir sonucu olarak, su ve kömür gibi yerli kaynaklardan elektrik üretmek için bazı adımlar atıldı; fakat bunlardan bir sonuç alınamadı. Cumhuriyet döneminde ilk kez 1930’ların ortalarında Tortum Şelalesi ciddi bir şekilde gündeme geldi. 1938’de Tortum Şelalesi’nden elektrik üretimiyle ilgili ilk etütler yapıldı.

Tortum Şelalesi’ni tetkik etmek üzere Haziran 1938’de üç mühendisten oluşan bir heyet Erzurum’a geldi. Heyetin yaptığı ilk etütlere göre, şelaleden 40.000 beygir kuvvetinde elektrik elde edilebilecekti. Bu kuvvetten tamamen istifade edilmesi halinde elde edilecek elektrikle birçok fabrikaları işletmek kabil olabileceği gibi Erzurum ve civar vi2 GELİŞİM ERZURUM layetlerin de bütün ihtiyaçları temin edilebilecekti.

Zikredilen mühendisleri tarafından İktisat Vekaleti’ne verilen raporlara göre, elektrik üretiminin 3 milyon liraya gerçekleşebileceği anlaşılmıştı. Yine aynı yıl Vali Vekili Hilmi Balcı, Müteahhit Mustafa Topçu ve bazı kişilerle Şelaleye gitmişti. Taşhan’daki elektrik santralini kurmuş olan Mustafa Topçu, şelaleden elde edilecek elektrikten 100-150 km.lik bir sahayı istifade ettirmek için kurulacak bir fabrikanın 1.5 milyon liraya yapılabileceğini tespit etmiş ve bu durum derhal Nafia Vekaleti’ne bildirilmişti. Vekalet Mustafa Topçu’nun bu müracaatını kabul edince incelemelere başlanmıştı. Bu incelemeler 1939 yılı içinde devam etmiştir. Bu arada, Erzurum’a gelme sözü veren Cumhurbaşkanı İnönü’ye bu işin arz edilerek, kendisinden yardım istenmesine karar verilmiştir. Fakat bu teşebbüsten bir sonuç alınamamıştır. 1940’larda Nafıa Vekaleti bu konuyla ilgilenmeye başlamıştır. Bu tarihlerde Erzurum’da bulunan Necip Fazıl Kısakürek, konu hakkında Son Telgraf Gazetesi’nde bir yazı kaleme almıştır. Yazı şöyledir: “Tortum Şelalesi Nafia Vekilliğinin gözüne çarpmış. Burada büyük bir elektrik santrali kurup Erzurum ve civarına elektrik cereyanı vermek düşünülüyormuş. Şelaleden temin edilebilecek kudret 50.000 beygirlik. Muazzam bir kudret. Bütün İstanbul’un bütün elektrik cereyanını temin eden kudrete müsavi. Gereken tesislerin yapılabilmesi, sulh fiyatlarına göre 6 milyon Türk lirasına bağlı. İnsan bu haberi duyunca, birden bire mes’ut oluyor, değil mi?
Fakat ben bu haberden birden bire mes’ut olmadım; ve onu bana bildiren mütehassısa bir dikkat ve itirazda bulundum. Dedim ki: -Pek güzel, pek güzel amma, Erzurum’da şimdiki elektrik istihsal kudreti sadece 200 beygirlik bir (Dizel) motorundan ibaret. Bu motor iyi ve kötü bütün Erzurum’u idare ediyor. Buraya 50.000 beygirlik bir istihsal kudretine göre bir cereyan getirilince, sadece getirilmiş olmakla hiçbir şey ifade etmez; ayni zamanda kendisine göre, kendisiyle mütenasip bir istihlak (tüketim) manzumesine malik olmazsa, hatta gülünç bir netice doğurur… Dava bu cereyanı Erzurum’a getirdikten sonra Erzurum’da ona göre de bir iş ve faaliyet zemini kurmak, yani muazzam bir sanayi manzumesi tesis edip, hem vapuru, hem de onun seferini ve yolcularını bir arada temin etmek değil midir?
Necip Fazıl bu yazdıklarında son derece haklıdır. Çünkü bu yazının kaleme alındığı 1943 yılı itibarıyla sanayi tesisi olarak askeriyeye ait Silah Fabrikası, Baltacıoğlu Deri Fabrikası ve Doğu Kiremit Fabrikası dışında herhangi bir tesisten bahsetmek mümkün değildir. 1940’ların sonuna doğru özel sektör tarafından Aziziye ve Palandöken gibi birkaç un fabrikası açılmıştı. Bunların dışında elektrikle çalışan 8 büyük marangoz atölyesi, motorlu vasıtaların tamirini ve bazı yedek parçalarını yapan 4 tamir atölyesi mevcuttu.

Tortum Elektrik Santrali gerçek anlamda Demokrat Parti döneminde ele alınmış ve neticelendirilmiştir. Bu dönem Erzurum’un yeni sanayi tesislerine kavuştuğu bir dönemdir. DP iktidarının sona erdiği 1960 yılına kadar Et Kombinası, Şeker Fabrikası, Pasinler Tuğla Fabrikası, Yem Fabrikası ve Atatürk Üniversitesi gibi büyük kurum ve kuruluşlar ortaya çıkmış ve bunların ciddi bir elektrik ihtiyacı hasıl olmuştur.
Bu dönem aynı zamanda şehrin nüfusunun hızlı bir şekilde artış gösterdiği dönemdir.
Erzurumlular, Tortum Elektrik Santrali hakkında önemli bir teşebbüste bulunmuşlar ve bir dernek kurmuşlardır. Tortum Şelalesi ile Erzurum’u Aydınlatma ve Kalkındırma Derneği, 17 Mayıs 1950’de, Erzurum milletvekillerine gayelerini anlatmak için toplantı yapmışlardır. Dernek Başkanı Sebahattin Solakoğlu, derneğin tarihçesini ve gayelerini anlatarak bu davayı ele almalarını ve dört sene zarfında Tortum Şelalesi yapılmazsa Erzurum’a gelmemelerini söylemiştir. 7 Ekim 1950 Cumartesi gecesi Tortum Şelalesi Derneğinin teşebbüsü ile şehir kulübünde bir toplantı yapılmıştır. Yapılan müzakereler sonunda Tortum şelalesinden Erzurum’a elektrik getirilmesi için bir şirketin kurulmasına karar verilmiştir. Hükümet bu şirkete 4 milyon liralık bir hisse ile katılmayı kararlaştırmıştır. Şirketin statüsünü tespit için belediye Başkanı Şevket Arı, Dernek Başkanı Solakoğlu, İş ve Ziraat Bankası Müdürleri, Fabrikatör Cevat Ilıcalı ve Mustafa Keskiner’den oluşan bir komisyon seçilmiştir. Erzincan Milletvekili olan Erzurum’un tanınmış simalarından Ziya Soylu, Cumhuriyet Caddesi’nde Foto Bingör’ün bitişiğinde 25-30 000 lira değerinde olan iki evini Tortum Şelalesi ile Erzurum Işıklandırma ve Kalkındırma Derneği’ne bağışlamıştır. Soylu’nun bu davranışı, 5 000’e yakın üyesi olan derneği sevindirmiştir.


Bu arada, Tortum Şelalesi’nden elektrik üreterek Erzurum ve havalisinin elektrik tüketimini mümkün olduğu kadar kolay ve ucuz fiyatla karşılamak işiyle uğraşmak üzere merkezi Erzurum’da olmak üzere 50 yıl süreyle ve 1 milyon Türk lirası sermaye ile Tortum Şelalesi Hidroelektrik Anonim Ortaklığı’nın kurulmasına Bakanlar Kurulu’nun 17.4.1951 tarihli toplantısında izin verilmiştir.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes’in 1950’deki Erzurum ziyaretinde gündeme gelen Tortum elektrik tesisatı için 1951 bütçesine 1.000.000 liralık tahsisat konulmuştur. Bu tahsisat, Erzurum milletvekillerinin gayretiyle daha sonra 2.000.000 liraya çıkarılmıştır.

Tortum Elektrik santrali projesinin tatbikatına 1951’de Erzurum Belediyesi adına İller Bankası tarafından başlandı ve tesisat 1 Ağustos 1952’de ihale edildi. 12 Fakat projenin bölgenin jeolojik şartlarına uygun olmayan kısımları, faaliyetlere başlandıktan sonra tespit edildiği için, önemli oranda değiştirildi ve iş uzadı. Özellikle yabancı malzeme satıcılarıyla yapılan yeni anlaşmalar nedeniyle iş oldukça pahalıya geldi. İlk proje tatbik edilemediği için, masraflar da önemli oranda arttı. 1957 yılına gelindiğinde; santralin büyük inşaat ve tesisatı, transformatörler ve Erzurum şehrinin birinci plandaki elektrik şebekesinin 17 milyon liraya mal olacağı ve 1958’de tamamlanacağı hesaplanmıştı. Santralin projesi iki kademede yapılmak üzere düzenlenmişti. Birinci kademe 10.500, ikinci kademede 16.000 kilovat elektrik üretimi planlanmıştı.13 1960 yılına gelindiğinde, santralin inşaat masrafı 30 milyon lirayı geçmişti. Santralin tamamı ise 52 milyon liraya mal olacaktır.
Bu arada, şehrin elektrik şebekesini Tortum Santrali’nden gelecek elektriğe göre düzenlemek için 1953-55 yılları arasında bazı çalışmalar yapıldı. Yeni elektrik şebekesinin ihalesi 1953 yılında yapılırken, abonelerin tesisatları gözden geçirilmeye başlandı. Tesisatlarını fenni usullere ve talimatlara göre düzenlemeyen abonelerin elektrikleri kesildi. Şebekenin yenilenmesi sırasında yaklaşık 15 yıl önce yapılan eski şebekedeki malzemenin önemli oranda yandığı veya bir şekilde çürüdüğü görüldü. Bunun nedeni, şebekenin noksan olmasından ziyade, abone branşman ve kolonlarının bozuk veya gayri fenni olmasıydı. Yapılan sıkı takip neticesinde 1955 yılı sonlarına kadar şehirdeki 4.000 abonenin %80’i kolonlarını yeniledi. Yeni şebekenin yapımı yaklaşık 1.000.000 liraya mal olmuştu.

Tortum Elektrik Santrali yapımının uzaması, şehirde ciddi eleştiri konusu oldu. 11 Kasım 1959 tarihli Hürsöz Gazetesi’nde, Başvekil Adnan Menderes’in temel atma merasimi için Tortum’a gidişinin fotoğrafı verilerek altına şunlar yazılmıştı: “Dokuz yıldan beri Erzurum’un beklediği Tortum Hidroelektrik Santrali’nin ikmali bu gidişle daha yıllarca devam edecek. Fakat temel atma merasimine yukarıdaki resimde görüldüğü gibi, başta Başvekilimiz olmak üzere süratle gidilmişti. Süratle inşaat başlandı. Gerisi malum… Temel atma merasiminde gösterilen hassasiyet inşaatın ikmalinde gösterilse idi ne iyi olurdu…”

Nihayet 1959 yılının sonlarına gelindiğinde, Tortum Elektrik Santrali işi son safhasına geldi. Böylece Belediye Başkanı Edip Somunoğlu, Tortum Elektrik Santrali’nden 1 Mart 1960 tarihinde Erzurum’a tek türbinle elektrik verileceğini müjdeledi. Fakat bu mümkün olmadı. Gecikmenin temel nedeni şehir elektrik şebekesinin tam anlamıyla bitirilememesiydi.
Adnan Menderes’in Başbakan olduktan hemen sonra gerçekleşen Erzurum seyahati sonrasında hükümet tarafından programa alınan Tortum Elektrik Santrali, DP iktidarının 10. Yılında Mayıs 1960’ta işletmeye açıldı.
Başlangıçta sadece Erzurum şehrine elektir veren Tortum hidroelektrik santrali 1960’ta iki ünite ile işletmeye açılmış ve şehre tecrübe mahiyetindeki ilk elektrik 4 Mayıs gecesi verilmiştir. Bu tarihte elektriğin kilovatını 75 kuruşa alan halk, bundan sonra daha az elektrik ücreti ödemeye başlayacaktır.
Aslında Başbakan Adnan Menderes’in de katılımıyla yapılacak büyük törenlerle hizmete sokulması planlanan bu santral, 27 Mayıs İhtilali’nin gerçekleşmesi üzerine sessiz sedasız hizmete girmiştir.
Tortum Elektrik Santrali’nden elektrik üretilerek Erzurum şehrine verilmesi, Erzurum için adeta bir devrim olmuştu. Yaklaşık 40 yıldır basit elektrik motorlarına mahkum olan ve çok cüzi bir kısmı bu nimetten yararlanan Erzurum, bu sayede bol miktarda elektriğe kavuşmuştu. Santralin yapılmasından önce elektrik motorlarından 1.800 kilovat saat civarında elektrik üretilirken, Santral’in devreye girmesiyle birlikte sarfiyat 4.000 kilovat saatin üzerine çıkmıştır. içinde elektrik abonesi sayısı 10.000’i geçmişti. Buna rağmen hanelerin yarısından fazlası hala elektrikten mahrumdu.20 1966 yılına gelindiğinde ise, şehirdeki yaklaşık 18.000 evin 11.000’i elektrik abonesiydi.

1 Ocak 1961’den itibaren geçerli olacak yeni tarifeye göre; meskenlerde elektriğin kilovatı 75 kuruştan 31 kuruşa inmişti. Ayrıca ticarethanelerde 36 kuruş, sanayi cereyanının kilovatı da 23 kuruş olarak belirlenmişti. Böylece elektrik ücretlerinde ciddi bir indirime gidilmişti. Bu tarihte üretilen elektriğin önemli bir kısmı kullanılmadığı için böyle bir indirime gidilmişti. Aynı zamanda evlerde elektrikli soba ve ocak gibi araçların kullanımı ilk kez bu dönemde gündeme gelmiştir. Sonuçta Santral’in yapılmasından önce elektrik çok pahalı olduğu için bundan yeterince istifade edemeyen halk, şimdi bol ve ucuz elektriğe kavuşmuştu. 1962 yılının sonlarında Erzurum’daki evlerin yaklaşık üçte biri elektrikli ısıtıcı kullanmaktaydı.

Diğer taraftan Tortum Hidroelektrik Santralinin yapılması, Erzurum Belediyesi’ne oldukça pahalıya mal olmuştur. Bu iş için 20 yıllık faiziyle birlikte İller Bankası’na yaklaşık 70.000.000 lira borçlanılmıştır. Tortum Santralinde ilk etapta devreye sokulan tek türbinden 6.000 kilovat şehre verilmeye başlanmıştı. Tortum Elektrik Santrali’nde başlangıçta 4 ünite yapılacaktı. Buna rağmen öncelikle 2 türbin monte edilmiştir. Bu iki türbinin gücü 15760 PS idi. Bu haliyle 1960’ta işletmeyle açılmıştı. Bununla birlikte ikinci türbin kısa süre sonra arızalanmış ve tamir için Almanya’ya gönderilmişti.
Tortum Elektrik Santrali’nden gelen elektriğin şehre dağıtılması için Kavak Kapı Santral Binası’nın yanına bir tevzi evi (indirici ve dağıtıcı merkez) yapıldı. Fakat buradaki kablo tesisatının yetersiz oluşu nedeniyle, sonraki aylada şehre tam voltaj verilemedi. Şehir tevzi şebekesi ancak 1961 yılında yenilendi ve şehre tam olarak elektrik verilmeye başlandı. Tortum’dan bu suretle bol miktarda elektrik enerjisinin gelmesi üzerine, belediyenin yıllardan beri kullandığı dizel motorlara artık ihtiyaç kalmamıştı. Bu motorların bir kısmı, yedek olarak tutulmuş bir kısmı ise sonraki dönemde ihtiyacı olan ilçelere verilmeye başlandı. Bunlardan birisi Aşkale Belediyesi’ne satılmış ve böylece Aşkale’de bir elektrik santrali kurulmuştu. Santralin açılışı 17 Ocak 1961’de törenle açılmış ve böylece Aşkale elektriğe kavuşmuştu 1965 yılına gelindiğinde Tortum Elektrik Santrali’ndeki 2 adet 7.000 MVA.lık türbin jeneratör grubundan 98 km.lik havai hatla Erzurum’a elektrik alınmaktaydı. Bu elektrikten Erzurum şehri ile birlikte şehre 15 km. uzaklıktaki Ilıca Kasabası istifade etmekteydi. Ayrıca Hasankale de Tortum Elektrik Santrali’nden elektrik almaktaydı. Aynı yıl, şehrin yakınındaki köylere de elektrik verilmeye başlanmıştı. Mesela Ocak 1965’te şehre 1 km. mesafedeki Kân (Dadaş) Köyü’ne Tortum Elektrik Santrali’nden elektrik verilmişti. Belirtilen tarihte sadece köy okuluna, camiye ve bir gazinoya elektrik bağlanmıştı. Diğer evler elektriği kullanabilecek altyapıya sahip olmadığı için, buralara elektrik verilememişti.
Bu arada 1970 yılına gelindiğinde, ürettiği elektriğin bir kısmı boşa giden Tortum Elektrik Santrali’nden Erzurum’un bütün ilçelerine ve Karadeniz Bölgesi’ne elektrik verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu tarihe kadar Santral’den Erzurum ile Hasankale, Dumlu, Ilıca, Aşkale ve Karabıyık’a elektrik verilebilmiştir. Şimdi ise 8.400 kilovat olan Santral’in gücünün 15.200 kilovata çıkarılarak yukarıda belirtilen yerlere de elektrik verilmesi için çalışmalara başlanmıştır. Böylece Tortum Elektrik Santrali’nin Türkiye’de en çok elektrik üreten santral haline getirilmesi planlanmıştır.32 Sonuç olarak toplam dört türbinle gücü 36.760 PS’ye yükseltilen Elektrik Santrali bu haliyle 29 Şubat 1972’de hizmete sokulmuştur.

Diğer taraftan belediye meclisinin 8 Nisan 1972 tarihli toplantısında, Tortum Hidroelektrik Santrali ile buradaki lojman vesair tesislerin ve 98 kilometrelik havi hattında Türkiye Elektrik Kurumu’na devri kabul edilmiştir. Böylece, belediyenin bin bir güçlükle yaptırdığı Tortum Hidroelektrik Tesisleri, kanun gereğince yok pahasına belediyenin elinden alınmış ve belediye 1976 yılına gelindiğinde Türkiye Elektrik Kurumu’na 60 milyon lira borçlu hale gelmiştir. Belediyenin her gün biraz daha artan bu borcu ödemesi imkansız hale gelmiştir.

Prof. Dr. Murat KÜÇÜKUĞURLU