ASKERÎ OKULLAR VE RES?M DERSLER?
18.Yüzy?la gelindi?inde Osmanl? Devleti’nin kaybetti?i sava?larda temel nedenin ça?da? geli?melere ayak uyduramay?? oldu?u anla??lmaya ba?lanm??t?. Tek çare, Bat? tekni?ine, medeniyetine ve fikriyat?na göre askerî okullar aç?lmas?yd?. Kara ordusunda oldu?u gibi donanmada da Çe?me Deniz Muharebesi (5 Temmuz 1770), bir deniz okulunun aç?lmas?n?n kaç?n?lmaz zorunluluk haline geldi?ini aç?kça göstermi?ti (Avc?, 1963: 1).
1773 y?l?nda tersane ve donanman?n geli?tirilmesi ve tersanede çal??anlar?n e?itilmesi amac?yla teknik bir okul olarak “Hendesehane-i Bahri” veya di?er ad?yla “Hendesehane” aç?ld?. 22 Ekim 1784 tarihinde Mühendishane-i Bahri-i Hümayun ad? ile yeni binas?nda faaliyete ba?layan okulda güverte ve gemi in?a subaylar? yeti?tiriliyordu (Dz.H.O.Tarihçesi). Okulda daha çok askerî amaçlarla yeni resim teknikleri ö?retilmeye ba?lanm??, böylece Bat? perspektif kurallar? ile nesneyi iki boyutlu yüzey üzerinde modle ederek göstermeye yarayan ???k-gölge uygulamas? gibi kurallar resim e?itiminin program? içinde yer alm??t?r (Tansu?, 2012: 51). Bu okul, ?stanbul Teknik Üniversitesi ile Deniz Harp Okulu’nun da çekirde?ini te?kil etmi?tir.
Kara ordusunda da özellikle teknik yönü a??rl?kl? olan istihkâm ve topçu s?n?flar?ndaki askerlerin hem kulland?klar? silah ve gereçlerin tekni?ini kavrayabilecek, hem de onlar?n kullan?lmas? için gerekli hesaplamalar? yapabilecek bilgi düzeyine ula?t?r?lmas? zorunlu bir ihtiyaçt?. Art?k, kulland?klar? topçu silahlar?n?n tekni?ini kavrayamayan veya hesaplamalar?n? do?ru yapamayan ordular?n muharebede ba?ar?l? olma ?ans? kalmam??t?. Bu gerçe?i bizzat III.Selim de görmü?; Ka??thane Topçu Talimgâh?nda yap?lan bir at?? tatbikat?n? izlerken topçuluk e?itiminin ve top ni?anc?l???n?n zay?f oldu?una ?ahit olmu?tu. Bunun sebeplerini sorarak inceleme yapt?ktan sonra, matematikçi ?smail Efendi’yi at?? yerine ça??rtm?? ve talim yanl??l?klar?yla vuru?lar onun sayesinde düzeltilmi?ti. III.Selim, tecrübesi ile topçulu?un ba?l? ba??na bir ilim oldu?una inanm?? ve okur-yazar matematikçi topçu subay? yeti?tirecek bir okulun aç?lmas?n?n zorunlu hale geldi?ini dü?ünmü?tü (Avc?, 1963: 11).
Böylece ordunun; haritac?, istihkâmc?, in?aat mühendisi ve topçu s?n?f? personelini, ça??n gerektirdi?i niteliklere sahip olarak yeti?tirmek amac?yla 1795 y?l?nda Mühendishane-i Berrî-i Hümayun kuruldu (Cebeci, 2020: 51). 1847’den itibaren mimarl?k e?itiminin de verildi?i bu okul, günümüzde “Topçu ve Füze Okulu’’ ad? ile Türk Silahl? Kuvvetleri’nin topçu s?n?f?na ait personelini yeti?tirmek üzere e?itim ve ö?retime devam etmektedir.
Askerî e?itimle ba?layan bu yenile?meler, özellikle askerî deniz okulunun aç?l???, Türk e?itim tarihinde yeni bir dönemin ba?lang?c? olarak kabul edilmektedir (Akyüz, 2020: 143).
Her iki mühendishanede de verilen baz? askerî ve teknik dersler için ö?rencilere öncelikle temel çizim becerisi kazand?r?lmas? gerekiyordu. Bu amaçla Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’da topçu ve istihkâm teknik dersleri ile belirli oranda matematik ve Frans?zca’n?n yan? s?ra resim dersleri de verilmekteydi (Ünal, 2006: 210). Örne?in Mühendishane-i Berrî-i Humayun’un birinci s?n?f?nda okutulan Resim ve Hüsn-i Hat derslerinin (Akyüz, 2020: 145), üst s?n?flarda okutulan çizime dayal? teknik ve askerî derslerde gereken becerinin ö?rencilere kazand?r?lmas? amac?yla programa dahil edildi?i söylenebilir. Benzer ?ekilde Harbiye’nin ders programlar?nda da resim ve çizim kurallar?yla do?rudan veya dolayl? olarak ba?lant?lar? bulunan Resim, Harita ?n?as?, Topo?rafya ve ?lm-i Menaz?r gibi dersler bulunmaktayd? (Akyüz, 2020; 147).
Harbiye ve Mühendishanedeki resim dersleri karakalem modellerden faydalan?larak, do?al nesnelere bakarak, kartpostal ve foto?raflardan yararlan?larak veriliyordu. Resim ve resimle ilgili derslerin ö?retilmesi sayesinde askerî okullara gerekli olan di?er derslerin ve bilgilerin daha iyi anla??lmas?, resimle ba??nt?l? alanlarda çal??t?r?lacak olan personelin yeti?tirilmesi sa?lan?yordu (Terzi, 2014: 143).
Bat?l? anlamda resim anlay???na geçi?te geleneksel resim sanat?ndaki baz? denemeler ile birlikte 19. yüzy?lda askerî okullardaki çal??ma ve çabalar bu geçi?e önemli ivmeler kazand?rm??t?r. Özellikle askerî okullar?n ders program?na konan resim dersleri ile ilgili geli?melerin sivil okullar? etkilemesi ve yurtd???ndan resim ö?retmenlerinin getirilmesi bu geli?meleri h?zland?rm??t?r. Bu aç?dan Mühendishanede 1793 y?l?nda verilmeye ba?lanan resim dersleri Türkiye’de resim e?itiminin ba?lang?c? olarak kabul edilmektedir (Aydo?an, 2010: 20).
Resim konusunda at?lan önemli ad?mlardan biri de 1864 y?l?nda Men?ei Muallimin ad?yla askerî okullara ö?retmen yeti?tirecek bir s?n?f?n te?kil edilmesi olmu?tur. Men?ei Muallim s?n?f?na harbiye mezunu subaylar aras?ndan, istekli ve ö?retmenlik yetene?i olanlar seçiliyor ve ilave e?itime al?n?yorlard?. Bunlardan iki y?l e?itim alanlar rü?tiyelerde, dört y?l e?itim alanlar ise askerî idadilerde ve Harbiye’de ö?retmen olarak görevlendiriliyordu. Bu s?n?flar?n resim ?ubesi “nazarî ve amelî cihetiyle çok ciddi ve çok istifadeli bir tarzda tertip edilmi?ti”. Resim ö?retmeni olarak yeti?tirilen ö?rencilere Hendese-i Resmiye, Menaz?r ve Gölge, Resm-i Hatti, Kara Kalem Resmi, Çini ile Resim, Boyal? Resim, Modelden Resim gibi dersler veriliyordu (Yetik, 2016: 12).
Askerî okullarda baz? dönemler yabanc? ressamlardan da e?itici olarak yararlan?lm??t?r. Örne?in, dönemin önemli ressamlar?ndan ?spanyol as?ll? ?iranz (Giuseppe Schranz), ?stanbul’a davet edilerek 1837-1841 y?llar? aras?nda Harbiye’de ö?retmen olarak görev yapmas? sa?lanm??, ö?rencilerin suluboya çal??malar?n? te?vik etmi?tir (Ba?aran, 2014: 32). Mösyo Kes (Pierre Ques) isimli Frans?z ressam ise çok daha uzun süreyle, 1846-1887 y?llar? aras?nda Harbiye ve Askerî ?dadide 40 y?l? a?an süreyle resim ö?retmenli?i yapm??t?r (Yetik, 2016: 13; Tansu?, 2012: 51).
Askerî okullarda resim derslerine çok önem verildi?ini görmekteyiz. Bu konuda Türk ordusunun resim e?itiminde hocalar?n kendi inisiyatiflerini kullanmalar?na müsaade etti?ini; daha iyi, daha rasyonel e?itimin önünü açt???n? anlatan Terzi (1997: 140), 1893 y?l?nda Kuleli Askerî Lisesi’ndeki resim e?itimini Sami Yetik’ten ?u ?ekilde aktarmaktad?r:
“Askerî liselerde o zaman?n programiyle resim dersine çok ehemniyet verilmi?, haftan?n bir günü sabahtan ak?ama kadar bu derse tahsis edilmi?ti. Müsait havalarda bütün s?n?f mektepten k?rlara ve deniz kenarlar?na götürülerek manga manga taksim edilir ve her manga bir muavinin nezareti alt?nda etüdlerine devam ederdi. Ya?murlu ve so?uk havalarda ise dershanede e?ya kompozisyonlar? kar??s?nda me?gul olunurdu. Lise birinci s?n?fta mücessem ?ekilleri ve e?yay? menaz?ra tefikan görüp çizmek ve gölgelemek usulleri gösterilir, lise ikinci s?n?fta suluboyaya ba?lan?r, son s?n?fta ise tabiattan istinsaha devam edilirdi”.
?lave etmek gerekir ki; günümüzde de askerî okullarda okutulan ve tüm subay ve astsubaylar?n ald???; “Topo?rafya’’ derslerinin önemli konular? çizime dayanmaktad?r. Ayr?ca her s?n?ftan tüm rütbeli askerî personele verilen “?leri Gözetleyicilik’’ derslerinde “manzara krokisi” çizimi önemli konulardan biridir. E?itim ve tatbikatlarda da uygulanan, aranan ve denetlenen manzara krokisi çizimi, ölçekli olarak, perspektif kurallar? uygulanarak yap?lmaktad?r. Ayr?ca her seviyede icra edilecek harekât?n planlama ve takibinde çe?itli krokiler yap?lmakta ve sürekli güncellenmektedir. Yap?lan bu krokileri sadece yapan?n de?il, görevli di?er personelin de anlayabilece?i, görev alan?na giren konularda geli?tirebilece?i standartlarda olmas? zorunludur.
Askerî okullarda e?itim gören sanatç?lar?n birço?u Avrupa’ya gönderilerek resim bilgilerini daha da art?rmalar?na imkân sa?lanm??t?r. 19.yy’da Ordu mensuplar?, özellikle de Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’dan yeti?enler, Avrupa deneyimlerini de de?erlendirerek Türk resim sanat?ndaki de?i?imlere önemli katk?da bulunmu?lard?r (Tansu?, 2011: 158).
ASKER RESSAMLAR
"Asker Ressamlar" olarak adland?r?lan bu ku?ak, sanat tarihimizde benzerine ba?ka kültürlerde rastlaman?n mümkün olmad??? bir i?levi üstlenmi?tir. Ya?l?boya resim tekni?ini, derinlikli ve ???k-gölgeli sanat anlay???n? yabanc? ve az?nl?k sanatç?lar?n tekelinden kurtarm??, ça?da? Avrupa resmiyle aram?zdaki mesafenin kapat?lmas?na öncülük etmi?lerdir. Bu nedenlerle birçok kaynakta onlardan övgüyle söz edilmi?, ama alanyaz?nda hak ettikleri ölçüde yer alamam??lard?r.
Bunun en önemli nedeni de o dönemde resimlerin, sergilenmek için de?il, saraya sunulmak için yap?l?yor olmas?yd?. Yap?lan esere sanatç?s? imza olarak ad?n? yazarken ad?n?n devam?na “kullar?” kelimesini de ilave etmekte ve onun yan?na da genellikle resmin yap?ld??? y?l? yazmaktayd?. Örne?in (Resim 1) ?eker Ahmet Pa?a yapt??? bir resmine “Ahmet Ali kullar? 1313” ?eklinde imza atm??t?r. Saray?n takdirini kazanmak, sanatç? aç?s?ndan ödüllerin en yücesiydi ve bunu hak edebilmi? olmak, üretilmi? eserin yerini buldu?unun da göstergesiydi (Özsezgin, 2014: 12).
Bu dönemde yeti?en sanatç?lar?n ço?u askerî okullarda ö?retmenlik yapm??, sonraki nesil askerî okul ö?rencilerinden resme ilgi ve yetene?i olanlar?n bu yolda geli?melerine destek olmu?lar, hatta baz? asker ressamlar emekli olduktan sonra da sivil okullarda resim ö?retmenli?i yaparak resim sanat?n?n yerle?mesine, yayg?nla?mas?na önemli ölçüde katk? sa?lam??lard?r (Terzi, 2014: 144).
Asker Ressamlar Ku?a?? ile ilgili yap?lan çal??malarda, ya? s?ras?na, alfabetik s?raya, okuduklar? okullara veya do?um tarihlerine göre farkl? s?n?fland?rmalar (Koç ve Kaplan, 2022: 56) yap?lmakta fakat genel bir bak?? içeren konumuz aç?s?ndan bu ayr?nt? gerekli görülmemektedir.
Birçok istisnas? olmas?na ra?men bir genelleme yapmak gerekirse; ya?ad?klar? dönem, ald?klar? e?itim ve yapt?klar? görevler gibi do?rudan sanat ya?amlar?n? etkileyen faktörler nedeniyle olu?an üslup farklar?n?n yan? s?ra ku?akta yer alan sanatç?lar?n ilk nesilleri primitif say?labilecek resimler yapm??lar, ku?a??n sonraki sanatç?lar? ise aç?k havada, do?adan çal??malar yaparak izlenimcili?e kayan eserler üretmi?lerdir. Ayr?ca seçilen konularda da benzer ?ekilde de?i?im olmu?, ba?lang?çta insan figürüne pek yer verilmeyen peyzaj ve natürmort türü resimler yap?lm??ken sonraki ku?aklara do?ru bu tür s?n?rlamalar olmadan, daha geni? bir tema yelpazesinde çal??m??lard?r.
Do?um y?l? itibariyle önceki asker ressamlar?n, kendilerinden sonrakileri yeti?tirdi?i veya yeti?tirilmesine katk? sa?lad??? da bir gerçektir. Örne?in; Osman Nuri Pa?a ve Süleyman Seyyid, Hoca Ali R?za’n?n; Hoca Ali R?za ve Osman Nuri Pa?a, Sami Yetik’in hocalar?d?r; Sami Yetik Naim Uludo?an’a hocal?k yapm??t?r, Naim Uludo?an’dan da Cihangir Ak?it resim dersleri alm??t?r. Cihangir Ak?it ise ileride k?saca aç?klanaca?? gibi yüzlerce Harbiyeliye atölye e?itimi vermi?, verilen bu e?itimlere Naim Uludo?an, Nüzhet ?slimyeli gibi asker ressamlar da katk? sa?lam??t?r. Nesilden nesile hocal?k ve ö?rencilik artarak devam ederken sanatç? say?s?n?n ço?almas?na paralel olarak üslupsal çe?itlilikte de art?? ya?anm??t?r.
Büyük bir bölümü bilinmese de yeti?en çok say?da asker ressam? anlatmak s?n?rl? sayfalarda mümkün olmayacakt?r. Bu nedenle burada asker ressamlar ku?a?? hakk?nda yeteri kadar fikir verebilece?i de?erlendirilen az say?da sanatç? örnek al?narak haklar?nda k?sa bilgilere yer verilmi?tir.
Ferik ?brahim Pa?a (1815-1891)
Sanat tarihimizde ilk Türk ressam? olarak bilinen Ferik ?brahim Pa?a 1815 do?umludur ve Nizâm-? Cedîd Yüzba??lar?ndan Konyal? Kulaks?z Mustafa Pa?a›n?n o?ludur (Dilmaç, 2009: 138).
1835 y?l?nda Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’u bitirerek Avrupa’ya giden 10 ö?renciden 2’si resim ö?renimi için gönderilmi?tir. Bunlardan birisi de Mülaz?m Sani ?brahim Efendiydi. ?brahim Efendi ö?renim için bir deyi?e göre Viyana’ya, di?er bir deyi?e göre de Londra’ya gönderilmi?tir. Ö?renimden hangi y?l döndü?ü bugün için bilinememektedir, ancak; Sultan Abdülmecid zaman?nda yurda döndü?ü, Padi?aha resim dersi verdi?i ve bir de portresini yapt??? bilinmektedir (Dilmaç, 2009: 138).
Yetik (2016: 15), Ressamlar?m?z adl? kitab?nda ondan ?u ?ekilde bahsetmektedir: “?brahim Pa?a’n?n devir itibariyle klasik ekolün en reel terbiyesini alan bir ressam oldu?una kendi hesab?ma inanaca??m geliyor. Çünkü dinledi?im hikâyeye göre Sultan Mecit’in çehresindeki çiçek bozuklar?n? rötu? etmeksizin sayarcas?na yap??? mükafat yerine kendisine ac? bir mücazat? davet etmi?, bir aral?k Bursa’ya sürgün edilmesine sebep olmu?tur.”
Hüsnü Yusuf Bey (1817-1861)
1837’de Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’dan mezun olmu?tur. 1848’de kola?as? rütbesiyle Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyûn’a resim ö?retmeni olarak atanm??, 1854 y?l?nda Bey?ehir ve Su?la Gölü kanal çal??malar? için mühendis olarak Konya bölgesinde görevlendirilmi?tir. Afyonkarahisar Mevlevihanesi, Mevlânâ Türbesi ve çevresini konu alan kroki ve resim çal??malar? yapm??t?r. 1855 y?l?nda Konya’da Karaviran Gölü’nün kayna??n?n de?i?tirilmesiyle ilgili görev alm??, bölgeyle ilgili be? parça harita çizmi?tir. 1856-57 y?llar?nda önce Viyana’da, daha sonra Paris’te sanat e?itimi alm??t?r. Bu dönemde Fransa’n?n sanat ortam?nda Barbizon Ekolü ve gerçekçi resim anlay??? hâkimdir (Cebeci, 2020: 65).
Sami Yetik (2016: 18), Hüsnü Yusuf’u “Müslüman Leonardo” olarak nitelemekte ve “Mimaride fevkalade ihtisas?, güzel sanatlara ilahi bir incizab? bulundu?u a?ikard?r. Ayasofya’n?n dahil ve hariç bütün inceliklerini muhafaza ederek küçük mikyasta güzel bir maketini vücuda getirebilmesi s?rf bu cezbenin tesiri alt?nda yorumlayan ruhunun bir çal??ma eseridir” demektedir.
Su birikintileri, uçsuz bucaks?z k?r görünümleri ve a?açlar?n yer ald??? do?a, o dönemdeki ço?u sanatç?n?n oldu?u gibi Hüsnü Yusuf Bey’in de ba?l?ca ilham kayna??yd?. 1858’de ?znik ve Bursa güzergâh? üzerinden Konya’ya gitmi?, yolculuk esnas?nda gördü?ü ilginç yap?lar?n görüntülerini kâ??da aktarm??, Ak?ehir ve ?shakl? kasabas?nda kroki çal??malar?yla birlikte notlar alm??t?r. 1861’de kaymakaml??a yükseltilmi? ve o y?l vefat etmi?tir (Cebeci, 2020: 65).
Ferik Tevfik Pa?a (1819-1866)
?lk e?itimini Enderun’da alm??, 1837 y?l?nda Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’dan mezun olmu?, Avrupa’ya resim e?itimi için gönderilmi?tir. Yurda döndükten sonra askerlik mesle?inde erkân? harp reisli?ine kadar yükselmi?tir.
Tevfik Pa?a, ressaml???n?n yan? s?ra ayn? zamanda çok ba?ar?l? da bir nakka? ve hattatt?r. Büyük zelzeleden sonra Bursa Ulu Cami’nin mihrab?n? tezyin ve nak?etmi?, ancak bu tezyinat sonradan acemi nakka? f?rçalar? ile bozulmu?tur (Yetik, 2016: 34).
Yap?tlar? bilinemedi?inden Ferik Tevfik Pa?a’n?n üslubu hakk?ndaki bilgiler söylentilere dayanmaktad?r (Tansu?, 2012: 365).
Osman Nuri Pa?a (1839-1906)
1857’de Harbiye son s?n?f ö?rencisiyken Saray’a al?nm??t?r. Avrupa’da resim e?itimi alm??t?r. Kuleli Askerî Lisesi’nde ve Harbiye’de resim ö?retmenli?i yapm??t?r.
Türk resminde kahramanl?k içeren konuda eser veren ilk ressam?m?zd?r (Preveze Tablosu).
Osman Nuri Pa?a’n?n ö?rencileri olarak; Hoca Ali R?za, Sami Yetik, Zekâi Pa?a, Ahmet Ziya Akbulut gibi sanatç?lar say?labilir (http://www.turkishpaintings.com)
Askerî Lise ö?rencilerinden resim yetene?i ile kendini gösterenleri defterine not alarak unutmad???, Harbiye’ye geçtikleri sene onlar? aray?p buldu?u ve resimhaneye devamlar?n? te?vik etti?i bilinmektedir (Yetik, 2016: s.35).
“Nuri Pa?a, bir zabit için resim yapmaman?n bir kusur, resimden anlamaman?n büyük bir irfan noksanl??? oldu?una katî bir kanaatle hüküm vermi? hocalardand?. Derslerde daima, orduda el i?lerinde maharetli zabitlerin k?ymetlerinden itibarlar?ndan bahsederdi. Güzel ve do?ru krokilerin meslekteki derece-i lüzumunu munis lisan?n?n tatl? ahengiyle anlatarak genç ruhlara kar?? sevdirmeye, sanat zevkini tatt?rmaya çok dikkat eder, ehemmiyet verirdi” (Yetik, 2016: s.35).
?eker Ahmet Pa?a (1841-1907)
1859’da Harbiye’den mezun olmu?tur. Resimlerinin Padi?ah Abdülaziz taraf?ndan be?enilmesi üzerine 1862’de Paris’e gönderilmi?, orada Mekteb-i Osmani’ye devam etmi?tir.
Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulunda Boulanger ve Gerome’un atölyelerinde çal??m??, eserleri yurt d???nda birçok sergiye kabul edilmi?tir (Tollu, 1967: 2). Avrupa’dan döndükten sonra T?bbiye’deki resim hocal???n?n yan? s?ra Beyaz?t, Zeyrek, Kaptan ?brahim Pa?a Rü?tiye mekteplerinde, Sultanahmet Sanat Mektebi’nde de resim ö?retmenli?i yapm??t?. Yapt??? bu görevleriyle memleket çocuklar?na ve onlar?n yak?n çevrelerine de sanat zevkini a??lamaya gayret ediyor, yapt??? eserleriyle onlara Bat?l? anlay??taki resimden zevk alma mutlulu?unu ya?at?yordu (Tollu, 1967: 4).
Avrupa resmiyle ilk köklü ba??nt?y? kuran ?eker Ahmet Pa?a, ?stanbul’da ilk ki?isel sergiyi açan ressam olarak da sanat tarihimize geçmi?tir (Tansu?, 2011: 159).
Yapt??? natürmortlarda oldu?u kadar peyzajlar?nda da realist bir tav?r sergiledi?i görülür. Peyzaj ve natürmortlar?nda daha çok koyu tonlar?, ????? ve renkleri kullan?m? ile Barok bir etki yaratarak derinlik sa?lam??t?r. Yapt??? manzara resimlerindeki titizli?i ve detaylar?ndaki ince i?çili?i aç?s?ndan dönemin sanatç?s? Courbet’den etkilendi?i dü?ünülmektedir. ?eker Ahmet Pa?a, klasisist-romantik bir e?itim görmesine ra?men, yer yer Courbert anlay???na yakla?an resimler yapm??t?r (Özp?nar, 2007: 19).
Süleyman Seyyid (1842-1913)
Ö?rencilik y?llar?nda kara kalem ve sulu boya resimleriyle ö?retmenlerinin dikkatini çekmi?, Maltal? Guiseppe Schrnaz ve Frans?z Pierre Ques’ten ders alm??t?r. 1862 y?l?nda Harbiye’den te?men olarak mezun olduktan sonra Sultan Abdülaziz taraf?ndan Paris’e gönderilmi?tir. Burada bir süre Robert Flari ve Gustave Bloulanger’nin yan?nda, daha sonra dokuz y?l kadar da Alaxandre Cabanel’in atölyesinde çal??m??, Paris Güzel Sanatlar Okulu’nu bitirmi?tir. Bir y?l Roma’da çal??t?ktan sonra ?stanbul’a dönmü?; bir müddet ressam Osman Nuri Pa?a’n?n yard?mc?l???n? yapt?ktan sonra Harp Okulu’nda resim ö?retmeni olarak atanm??t?r. 1880’de Kuleli Askerî ?dadisi›ne, 1884’te Askerî T?bbiye ?dadisi›ne geçmi? ve buradan 1910 y?l?nda emekliye ayr?lm??t?r. ?nas Sanayi-i Nefise Mektebi’nde ders naz?rl???, Orman ve Maadin Mektebi’nde Frans?zca ö?retmenli?i yapm??, Mülkiye Mektebi’nin kurulu?unda görev alm??t?r (Yetik, 2016: 51).
Üsküdar’da Nuh Kuyusu’nda büyük ah?ap bir evde ya?ayan Süleyman Seyyid, manzara resimlerinde çok sevdi?i Çaml?ca, K?s?kl?, Bulgurlu, Hekimba??, Dudullu, Kay??da??, Alemda?? ve Fenerbahçe’yi konu alm??t?r. Daha çok natürmortlar?yla tan?nan sanatç?, “Leylaklar” resmi ile Paris Sergisi’nde madalya alm??t?r. Natürmortlar?nda ?eker Ahmet Pa?a ve Hüseyin Zekâi Pa?a gibi ça?da?lar?n?n aksine meyve kompozisyonlar? yerine meyvenin kendisini ele alarak incelemi?tir. Örne?in, Portakall? Natürmort’unda meyvelerden olu?an bir kompozisyon yaratmaktan kaç?narak meyvenin özünü yakalayan, portrele?tiren yal?n bir anlat?m tercih etmi?tir. Perspektif ve geometrik sa?laml?k resimlerinde dikkat çekmektedir (https://arhm.ktb.gov.tr).
46 y?l süre ile askerî ve sivil okullarda ö?retmenli?in yan? s?ra, gazetelerde yazarl?k ve çevirmenlik de yapm??t?r (Yetik, 2016: 51).
Servili Ahmet Emin (1845-1892)
?stanbul›da do?an Servili Ahmet Emin, 1865’de Mühendishane-i Berrî-i Humayun’dan Topçu Mülaz?m (te?men) olarak mezun olmu? ve tophane resimhanesine atanm??t?r. Burada görev yapt??? y?llarda, görevi gere?i resimden çok foto?rafla me?gul olmu?tur (Yetik, 2016: 23). Foto?rafç?l??? az?nl?klar?n tekelinden kurtaran sanatç?lar?m?zdan biridir.
1892 y?l?na kadar Mühendishane’de ö?retmen olarak görev yapan sanatç?n?n günümüze ula?an az say?da resminden biri olan “Baalbek Harabeleri” d?? mekanda çal???lm??, kapal? kompozisyon olarak kurgulanm?? ve kapal? formlardan olu?an bir eseridir. Sanatç? aç?k-koyu renk z?tl??? ile kurgulam?? oldu?u kompozisyonunda, tek nokta ?????n? kullanarak arka plandan ön plana do?ru bir derinlik elde etmi?tir (Özp?nar, 2007: 41).
Resim ve foto?raf?n yan? s?ra, oymac?l?k ve heykel dallar?nda da ba?ar?l? çal??malar yapm??t?r (Yetik, 2016: 23).
Ya?am? sürekli çal??ma ile geçmi?, gecelerini dahi az uyku ve çok me?guliyetle geçirmi?tir. A??r? çal??maya ba?l? geçirdi?i uzun bir sinir rahats?zl??? sonucu 9 Ocak 1892’de vefat etmi?tir (Yetik, 2016: 25).
Kaymakam Ahmet ?ekür (1856-1951)
Ahmet ?ekür Bey; Emin Bey ve Hüsnü Melek Han?m’?n o?lu ve Türk havac?l?k tarihinde önemli yere sahip olan Tayyareci Vecihi Hürku?’un amcas?d?r (https://tayyarecivecihi.com). 1875’de Harbiye’den mezun olmu?, ayn? y?l Harbiye’ye tarama ve meç ö?retmeni olarak atanm??t?r.
1898 y?l?nda Harbiye’deki ö?retmenlik görevine ek olarak Meclis-i Maarif-i Askeriye üyeli?ine de tayin edilmi?tir (https://www.pulhane.com).
Hoca Ali R?za’n?n çok be?endi?i ve onun hakk?nda büyük ümitler besledi?i ö?rencilerindendir. Dönemin resim anlay??? içinde ele al?nd???nda inan?lmaz bir kompozisyon düzeni ve perspektif anlay??? yans?tan ?ekür’ün resimlerinin altyap?s?nda foto?raflar?n varl??? aç?kça belli olmaktad?r (Tarlakazan, 2017: 345).
Halil Pa?a (Sözel) (1857-1939)
Halil Pa?a, Mekatib-i Askeriye Nâz?r? (Askerî Okullar Komutan?) Ferik Selim Pa?a’n?n o?ludur. ?stanbul’da dünyaya gelmi?tir.
1874’de Mühendishane-i Berrî-i Hümayun’dan mezun olmu?tur. Yaver olarak atanm??, yaverli?in yan? s?ra Askerî Lisede resim ö?retmenli?i de yapm??t?r. 1880’de sanat?n? geli?tirmek üzere Paris’e gönderilmi?tir. Orada Güzel Sanatlar Akademisinde Gerome gibi ünlü sanatç?lar?n atölyelerinde sekiz y?l çal??m??, yurda döndükten sonra Harbiye ve T?bbiye’de resim ö?retmenli?i yapm??t?r. 1905 y?l?nda Müze-i Osmanî’nin müdür yard?mc?l??? görevine getirilmi?, 1906’da ise mirliva rütbesine terfi ettirilerek Harbiye Resimhanesine atanm??t?r. Halil Pa?a’n?n rütbesi, 1908 Me?rutiyet’inde uygulanan Tasfiye Yasas? ile yarbayl??a indirilmi? ve emekli edilmi?tir. 1917-1918 y?llar?nda Sanayi-i Nefise Mektebi Müdürlü?ü de yapan Halil Pa?a ya?am?n?n son y?llar?n? Abbas Hilmi Pa?a’n?n konu?u olarak M?s?r’da geçirmekteyken yurt özlemine dayanamam?? ve ?stanbul›a geri dönmü?tür (Terzi, 1994: 202-203).
Paris’te e?itim ald??? y?llarda klasik ve realist ak?m?n etkisinde kalm??, Empresyonizmi ülkemize getiren sanatç?lardan biri olmu?tur. Bo?az resimleri, yal?lar, kay?klar, resimlerinin konular? aras?ndad?r. Anatomi bilgisi belirgindir. Kad?n portreleri dikkat çekicidir. 1900’de Salon des Artistes Français’de sergiledi?i kad?n portresiyle bronz madalya, 1936 y?l?nda Viyana Uluslararas? sergisinde alt?n madalya kazanm??t?r (Tansu?, 2011: 270).
Hüseyin Zekâi Pa?a (1859-1919)
?stanbul’da do?mu?, ilk resim e?itimini Kuleli Askerî Lisesi’nde Süleyman Seyyid ve Osman Nuri Pa?a’dan alm??t?r. 1883 y?l?nda Harbiye’den mezun olmu?tur.
Ö?rencilik y?llar?nda yapt??? resimlerle Sultan II. Abdülhamid’in be?enisini kazanarak yaver s?n?f?na al?nm?? ve saray yaveri ?eker Ahmet Pa?a ile çal??maya ba?lam??t?r. 1907 y?l?nda Saray yaverli?ine atanm??, bu görevi s?ras?nda Y?ld?z Saray?’ndaki Silah Müzesi’nin kurulu?u için çal??malar yapm??t?r.
Ressaml???n?n yan? s?ra sanat eseri koleksiyonlar? yapan sanatç?n?n ayr?ca 1914 ve 1919 y?llar?nda yazd??? sanat tarihi kitaplar? da vard?r. Peyzaj ve natürmort çal??malar? bulunan sanatç?n?n ?stanbul resimleri aras?nda III. Ahmet Çe?mesi, Ayasofya Camii gibi an?tsal mimari betimlemeleri, ?stanbul’un çe?itli yerlerinden yapt??? peyzajlar say?labilir. Erken dönemlerinde primitiflerin foto?raftan çal???lm?? resimlerini and?ran bir üslupla çal??an sanatç?n?n daha geç dönem resimleri, aç?k havada çal???lm?? izlenimi veren ???k ve renk kullan?m?yla empresyonist bir üslubu ça?r??t?r?r (https://arhm.ktb.gov.tr/).
Bahriyeli ?smail Hakk? Bey (1863-1926)
1884 y?l?nda Mühendishane-i Bahri-i Hümayun’dan gemi in?aat mühendisi olarak mezun olmu?tur ve Bahriye Nezareti ?n?aat Dairesi’nde göreve ba?lam??t?r. 1895’de görevli olarak Almanya’da bulundu?u dönemde, maa?lar?n?n ödenmemesi nedeniyle görevinden istifa etmi?, geçimini sa?lamak için Hamburg’daki Alman deniz in?aat müesseselerinde mühendis olarak çal??mas?n?n yan? s?ra resim yap?p satm??t?r.
1908’de Me?rutiyetin ilan?ndan sonra göreve ba?lama daveti alarak yurda dönmü? ve Binba?? rütbesiyle Deniz ?n?aat Reisli?i görevine ba?lam??t?r. 1910 y?l?nda rütbesi yarbayl??a yükseltilmi?, üç y?l daha çal??t?ktan sonra 1913 y?l?nda emeklili?ini isteyerek denizle ilgili özel çal??ma hayat?na at?lm??t?r. Bu dönemde ?ahsi te?ebbüsü ile Pa?abahçe’de küçük, mütevaz? bir tezgâhta güzel motor tekneleri ve sandallar yapm??t?r. Bilgisinden ve tecrübesinden yararlan?lmak üzere, 1920 y?l?nda tekrar göreve ça?r?lm??, ?stinye’deki in?aat tezgâh?nda mühendis olarak vefat etti?i 1926 y?l?na kadar çal??m??t?r.
Hoca Ali R?za’n?n kay?nbiraderi olan Bahriyeli ?smail Hakk? Bey, tam anlam?yla deniz ressaml???n?n tekni?ine hakim, deniz ve gemileri bilen bir ressamd? (Yetik, 2016: 100-106).
Hoca Ali R?za (1858-1930)
1858’de Üsküdar’da do?du?u için sanat tarihine Üsküdarl? Hoca Ali R?za ad?yla geçti. Rü?tiye’deki ö?rencili?i s?ras?nda resim derslerindeki yetene?i ile dikkat çekmi?, askerî okullarda Osman Nuri Pa?a, Süleyman Seyyid Bey ve Mösyo Kess (Pierre Ques)’den resim dersleri alm??t?r. 1884’te te?men olarak Harbiye’yi bitirmi? ve bu okula resim ö?retmeni olarak görevlendirilmi?tir. Bu dönem resimlerinde ve daha sonraki y?llarda, do?up büyüdü?ü Üsküdar ve Karacaahmet’in sessiz kö?elerini, k?y? kahvelerini ve güne?li kayal?klar?n? konu olarak tercih etti?i görülür. Resim ö?retmenli?i yaparak çok say?da ö?renci yeti?tirmi?, resim derslerinde kullanmak üzere desen albümleri haz?rlam??t?r (https://arhm.ktb.gov.tr/)
?talya’ya resim ö?renimi için gönderilece?i dönemde Napoli’de ba?layan kolera salg?n? nedeniyle yurt d???na gidi?i ertelenmi?, daha sonra da gönderilmemi?tir. Harbiye’deki hocal???ndan ba?ka Numune-i Terakki Mektebi ve Çaml?ca K?z Lisesi’nde de resim ö?retmeni olarak görev yapm??t?r (Yetik, 2016: 83)
1909-1912 aras?nda Osmanl? Ressamlar Cemiyeti’nde ba?kanl?k yapm??t?r.
Üsküdar’?n ve Bo?az’?n zenginliklerle dolu tepelerine t?rman?r, bir kaya parças?ndan, bir yelkenliden, bir f?st?k a?ac? siluetinden, bir ?stanbul ah?ap evinden bin bir renk manzumesi ile ?aheserler yarat?rd?. Hoca Ali R?za için realizmin en zengin temsilcisi denilebilir. Eserlerinin say?s?n?n be? bin kadar oldu?u tahmin edilmektedir. 20 Mart 1930 tarihinde Üsküdar›da vefat etmi?tir. (https://arhm.ktb.gov.tr/).
Ahmet Ziya Akbulut (1869-1938)
Ahmet Ziya Akbulut, 1887 y?l?nda Harbiye’den mezun olmu?, resim e?itimini Kuleli Askerî Lisesi’nde Osman Nuri Pa?a’dan, Harbiye’de Hoca Ali R?za’dan alm??t?r. Mezuniyetinden sonra Erkan-? Harbiye resimhanesine atanarak 1894 y?l?na kadar burada çal??m??, yüzba??l??a yükselince Osman Nuri Pa?a’ya yard?mc? olarak Kuleli Askerî Lisesi’ne atanm??t?r. 1894 y?l?nda Ameli Menaz?r ve 1896 y?l?nda Usulü Ameliye-i Fenni Menaz?r adl? eserleri yay?nlanm??t?r. Ahmet Ziya Akbulut sanata oldu?u kadar, matematik ve astronomiye de merakl?yd?. “Takvimi Ziya” olarak adland?r?lan y?ll?k cep takvimi onun taraf?ndan haz?rlan?p yay?nlan?rd?. Prof. Dr. Mustafa Kaçar taraf?ndan sadele?tirilen “Güne? Saatleri Yap?m Klavuzu” isimli kitab? 2010 y?l?nda yay?nlanm??t?r. 1898 y?l?nda Mektep-i Askeriye matbaas? müdürlü?üne atanan Ahmet Ziya, 1905 y?l?nda binba?? olmu?, 1913 y?l?nda Osmanl? Ressamlar Cemiyeti ba?kanl???na getirilmi?tir. Bu cemiyetin gazetesinde de perspektif dersleri veren sanatç?, 1914 y?l?nda emekliye ayr?lm??t?r (https://arhm.ktb.gov.tr).
1938 y?l?na kadar Sanayi-i Nefise Mektebinde Ulumu Riyaziye ve Fenni Menaz?r ö?retmeni olarak ders veren sanatç?, son y?l?nda müdür muavini olarak da görev yapm??t?r. Eski Beyaz?t ?mareti, Sultan Ahmet Camii, Mihri?ah Sultan Camii belli ba?l? eserleri aras?nda yer almaktad?r. Sultanahmet Camii resimleri, ö?retmeni Osman Hamdi Bey›in ona mezuniyet görevi olarak verdi?i resimdir. Ahmet Ziya haftalarca at meydan?na giderek aç?k havada, Dikilita? yönünden caminin resmini yapar. Bu kapsamda yapt??? Sultan Ahmet Camii resimlerinin aras?na, Süleymaniye Camii resimlerini de kazand?r?r. Ankara Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunun önemli eserlerinden olan Mimar Sinan Türbesi de büyük olas?l?kla bu dönemde yap?lm??t?r (https://arhm.ktb.gov.tr).
Ahmet Ziya Akbulut, ö?retmen ve sanatç? olarak Türk resmine yapt??? hizmetlerinin yan? s?ra, perspektif kurallar ve bunlar?n uygulanmas? hakk?nda iki de kitap yazarak, yeni resim sorunlar?n?n bilimsel yönünü ayd?nlat?c? bir rol oynam??t?r (Tansu?, 2012: 60).
Diyarbak?rl? Tahsin (Siret) (1874-1937)
?stanbul’a, Askerî Lise’de ö?renim görmek için gelmi?tir. Nuri Pa?a’n?n ö?retim sistemi içinde sanat?n? geli?tirirken Kuleli Askerî Lisesi’nden Bo?aziçi’nin güzelliklerini özümsemi?, Harbiye’de Hoca Ali R?za’n?n ö?rencisi olmu?tur.
1895 y?l?nda Harbiye’den Süvari Te?men olarak mezun olmu?, deniz resimlerinde gösterdi?i üstün ba?ar?n?n yan? s?ra müzikteki maharetiyle de tan?nm?? bir sanatç?d?r (Yetik, 2016: 107).
1902’de Sanayi-i Nefise Mektebi’ne devam eden Diyarbak?rl? Tahsin’in, bu okuldaki kapal? atölye çal??ma yönteminden s?k?larak ayr?lm??t?r (Yetik, 2016: 110). 1918’e kadar Erkan-? Harbiye resimhanesinde ressam olarak çal??m??t?r. I.Dünya Sava?? y?llar?nda tedavi için Macaristan’a gönderilmi?, burada da tamburu ilgi ile dinlenmi?, resimleri çok be?enilmi?tir. ?stanbul’a evlenmi? olarak dönmü? ve haftada bir gün Beyo?lu Musevi Mektebi’nde resim ö?retmenli?i yapm??, di?er günlerde de Seyr-i Sefain ?daresi’nin (Denizcilik ??letmesinin) resimhanesinde çal??m??t?r. 1937 y?l?nda Kad?köy’deki evinde hayata gözlerini yummu?tur (Yetik, 2016: 111; https://arhm.ktb.gov.tr).
Mehmet Sami Yetik (1878-1945)
Kuleli Askerî Lisesi’ndeki e?itimi devam ederken ö?retmeni Osman Nuri Pa?a’n?n te?vikiyle resim çal??malar?na ba?lam??t?r. Harbiye’de Hoca Ali R?za’n?n ö?rencisi olmu? ve ondan çok etkilenmi?tir. Eyüp Baytar Mektebi’nde resim ö?retmeni olarak görev yaparken Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kaydolmu? ve buradan 1906 y?l?nda mezun olmu?tur. Mezuniyetinin ard?ndan resim ö?retmenli?i yaparken 1910 y?l?nda Paris’e resim e?itimine gönderilmi?, burada Akademi Julian’da Jean Paul Laurens’?n atölyesinde çal??m??t?r. Bu süreçte klasik biçemden uzakla??p izlenimcili?e yönelmi?, yurda döndükten sonra Avrupa’da gördü?ü yeniliklerin Sanayi-i Nefise programlar?na girmesi için giri?imlerde bulunmu?tur.
Osmanl? Ressamlar Cemiyeti kurucular? aras?nda yer alm??t?r (https://arhm.ktb.gov.tr)
Balkan ve Birinci Dünya Sava?lar?’nda ?dadi›den arkada?? Mehmet Ali Laga ile cephede görevlendirilmi?tir. Edirne cephesinde Hasan R?za ile tan??m??, bu sayede onun ya?malanan atölyesine sahip ç?km??, resimlerinin bir k?sm?n?n kurtar?lmas?n? sa?lam??t?r. Sava?ta esir dü?mesine ra?men Bulgar ressamlarla kurdu?u ili?kiler sayesinde esaretten kurtulmu?tur.
Cephedeki görevleri s?ras?nda yapt??? çizim ve eskizler, ?i?li Atölyesi’ndeki büyük boyutlu resimlerinin temelini olu?turmu?tur. Sava?tan sonra gazetelerde sanat konulu yaz?lar yazm??, orta dereceli okullar için iki albüm haz?rlam??t?r. 1940 y?l?nda “Ressamlar?m?z I” adl? kitab? yay?mlanm??t?r. Galatasaray, Ankara ve Viyana Sergileri’ne kat?lm??, 1945 y?l?nda kurulan Asker Ressamlar Derne?i’nin ilk kurucusu olmu?tur. Sava? resimleriyle tan?nan Sami Yetik’in manzara, natürmort ve portreleri de önemlidir. Hayat?n?n son y?llar?nda yapt??? resimlerde konu olarak Ankara manzaralar?na yönelmi?tir (https://arhm.ktb.gov.tr).
SONUÇ
Evrensel sanat dünyas?nda kabul gören Türk sanatç?lar?n?n say?s?n?n her geçen gün daha da artmas?n?n yan? s?ra ileti?im olanak ve teknolojilerinin de çok h?zl? geli?ti?i günümüzde art?k Türk resminin öncülük yapacak askerlere ihtiyac? kalmad??? gibi günümüz asker ressamlar?n?n da öncülük yapmak gibi bir iddias? bulunmamaktad?r. Amaçlar?, yeti?tikleri asker oca??nda, kendilerine verilen büyük emekleri bo?a ç?karmadan, kendilerinden önce yeti?mi? ku?aklara lay?k, ça?da? sanat anlay???ndan geri kalmayan eserlerle sanat ortam?nda var olmak. Bu yolda çal??malar?n? sürdürürken yeni yeti?ecek ku?aklarda sanata ilgiyi ve sevgiyi canl? tutmak, imkânlar elverdi?ince geli?tirmek, günümüz asker ressamlar?n? mutlu eden etkinlikler olacak, daha da güzellikler yarat?lmas?na her f?rsatta katk? sa?layacaklard?r.