Sözlüklerde rihlet, intikal, hicret, ta??nma, nakil gibi farkl? kavramlarla ifade edilen göç, “Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya topluluklar?n bir ülkeden ba?ka bir ülkeye, bir yerle?im yerinden ba?ka bir yerle?im yerine gitme i?i, ta??nma, hicret, muhaceret” ?eklinde tan?mlan?r. Bu anlamlar?n?n d???nda 16. yüzy?ldan itibaren Türkçede “Dünyadan âhirete göçme, ölme, vefat” anlamlar?nda da kullan?lmaya ba?lanm??t?r göç. Bu anlam?yla da gerek Klasik, gerekse Modern Türk ?iirinde pek çok yerde kullan?lm??t?r. Hatta halk ?iirinin önde gelen isimlerinden Bayburtlu Zihni’nin “Vard?m ki yurdundan ayak göçürmü?” m?sra?yla ba?layan ko?mas? bu anlam?yla en yayg?n bilinen ?iirlerden birisidir. Manzum eserlerin d???nda roman, hikâye gibi modern dönemin ürünü olan türlerde de bu konu geni? olarak i?lenmi?tir. Bazen roman ya da hikâyenin ad? olmu?, bazen de kurgunun içinde konu, unsur olarak yer alm??t?r. Türk edebiyat?nda uzun y?llar hak etti?i yeri alamam??, unutulmu?/ unutturulmu? isimlerden birisi de Bahaeddin Özki?i’dir. O sadece romanlar?yla de?il, yazd??? öykülerle de Türk edebiyat?nda ayr? bir yerdedir.
Türk roman ve hikâyesinin önemli isimlerinden Bahaeddin Özki?i uzun y?llar Türk edebiyat?nda unutulmu?/unutturulmu? isimlerden birisidir. 2000’li y?llarda Milli E?itim Bakanl???n?n yüz temel eser serisi aras?nda bir roman?na yer verilmesiyle Özki?i tekrar gündeme gelmi?, okuyucunun nezdinde hak etti?i yeri geç de olsa bulmu?tur. Onun romanc?l??? ve hikâyecili?inden bahsetmek için k?saca hayat hikâyesine göz atmak gerekir. Çünkü roman ve hikâyelerindeki pek çok konunun, kelime ve kavram?n onun hayat?ndan izler ta??d???n? görmek mümkündür. Ayr?ca roman ve hikâyelerini çözümlemek için onun beslendi?i kaynaklar? da bilmek önemlidir. Mehmet Bahaeddin Özki?i 19 Haziran 1928’de Manisa’ya ba?l? Demirci’de dünyaya gelir. (Özki?i, 2007: 11; Erbay, 2007: 1)2 Yazar?n büyük dedesi 19. asr?n ikinci çeyre?inde Ba?dat’ta bulunan Halid-i Bagdadî’nin müritlerinden Ömer Efendi’dir. Ömer Efendi burada ilmî ve manevî geli?imini tamamlad?ktan sonra mür?idinin de i?areti ile Anadolu’ya gelerek Demirci’ye yerle?ir. Burada evlenen Ömer Efendi, çocuklar?ndan birisinin ad?n? da Halit koyar. Halit Efendi daha sonra ?stanbul Ça?alo?lu’na gelerek kurucusu Ahmet Ziyaeddin Gümü?hanevi3 olan dergâha ba?lanarak vazife al?r. ?ki o?lu olan Halit Efendi çocuklar?na Ömer Lütfi ve Ahmet isimlerini verir. Ömer Lütfi Efendi (1881-1948) medresede e?itim görmü?, dersiaml?k icazeti alm??, ilmihal yazm?? önemli bir isimdir (Özki?i, 2007: 7- 8; Yard?m, 2004:5). Nak?ibendî tarikat?n?n Halidî koluna ba?l? mutasavv?f bir ailenin çocu?u olarak Fatih’te büyüyen Bahaeddin Özki?i, ilk ve orta e?itimini Karagümrük’teki Ahmet Rasim ?lkokulu ile Karagümrük Ortaokulu’nda yapar. 1942 y?l?nda ortaokulun ard?ndan e?itimine Sultanahmet Sanat Enstisü’nde4 devam eder. Bu sanat okulunun Tesviyecilik bölümünden 1946 y?l?nda mezun olur. K?sa süre sonra çal??ma hayat?na at?lan Özki?i Devlet Denizyollar?’nda i?e ba?lar. Bu kurumda iki y?l usta olarak çal??t?ktan sonra 1948-1950 y?llar? aras?nda da Erzurum A?kale’de askerlik vazifesini tamamlar. Asker dönü?ü k?sa bir süre farkl? i? tecrübeleri ya?ayan Özki?i, Devlet Havayollar?’nda oto makinisti olarak çal??maya ba?ar. Yazarl?k serüveninin ba?lang?c?nda yazd??? metinleri bir vesile tan??t??? Ahmet Hamdi Tanp?nar’a gösteren yazar, onun “devam et evlad?m, sen on Sait Faik edersin” iltifat?n? al?r (Gümü?, 2006: 16). 1956 y?l?nda ?stanbul Teknik Üniversitesi’nde kendi alan?yla ilgili i?e ba?lar. Bir süre sonra da bilgi ve görgüsünü art?rmak, geli?tirmek için iki y?la yak?n Almanya’ya gönderilir. Dönü?te Fatma Özden Han?m’la tan??an ve evlenen Özki?i’nin bu evlili?inden Zeynep ad?nda bir k?zlar? olur. Yazarl?k serüveninin en velut y?llar? da bu evlilikten sonraki zamand?r. Ancak bu uzun sürmez. O, 1975 y?l?nda geçirdi?i beyin kanamas?ndan sonra vefat eder ve Edirnekap? Mezarl?g?’na defnedilir. (Yard?m, 2004: 4-6; Yard?m, 2012: 36-39; Erbay, 2007: 1-3). K?saca hayat hikâyesine yer verdi?imiz Bahaeddin Özki?i, Türk edebiyat?nda uzun y?llar hak etti?i yeri alamam?? isimlerdendir. O sadece romanlar?yla de?il, yazd??? öykülerinde de Türk edebiyat?nda ayr? bir yerdedir. Özki?i’yle ilgili son dönemde önemli çal??malar yap?lm??t?r ki, bunlardan birisi Cüneyt Iss?’n?n Hayat ve ?nsan?n Sokak’lar?nda Bahaeddin Özki?i’nin Öykücülü?ü’ dür.5 Iss?, onun öykülerini hem tematik hem de teknik aç?dan geni? bir ?ekilde ele al?p incelemi?tir. Öykülerindeki dini/ metafizik unsurlara geçmeden önce, neden unutulmu?/unutturulmu? olabilece?iyle ilgili birkaç noktaya de?inmek gerekir. 1975 y?l?nda aram?zdan ayr?lan Bahaeddin Özki?i, Sokakta adl? roman? 2004 y?l?nda Milli E?itim Bakanl??? taraf?ndan haz?rlanan yüz temel eser listesine al?n?ncaya kadar neredeyse unutulu? bir yazar konumundad?r. Hâlbuki roman ve öykülerinin önemli bir k?sm? daha önceden yay?mlanm??t?r. Bu listeye Sokakta roman? dâhil olunca6 ilk defa Ahmet Hakan Co?kun Sabah gazetesinde “Kim Bu Bahaeddin Özki?i?” ba?l?kl? yaz?s?nda “Olmas? gerekenlerin hepsi, yani Akif, Naz?m, Dostoyevski, Ahmet Ha?im, Peyami Safa, Orhan Veli filan listede. Ancak listede ad? söylendi?inde ‘o da kim yahu?’ denilecek bir yazar da var. A?ina olmad???m?z bu yazar?n ad? Bahaeddin Özki?i. Tavsiye edilen eserinin ad?: Sokakta. Merak etti?im ?u: Acaba gerçekten ‘hakk? teslim edilememi?’ bir yazarla m? kar?? kar??yay?z, yoksa ülkemizin en güzide müessesesi ‘torpil’ burada da m? devreye girdi?”7 ifadeleriyle meseleyi sorgulamaktad?r. Co?kun’un samimiyetle dile getirdi?i anla??lan bu merak?na Ahmet Kekeç, bakanl???n listesinde Özki?i’nin ad?n?n geçmesinden çok memnun oldu?unu aç?klad?ktan sonra, “Özki?i unutulmu?, gözden kaçm??, hakk? teslim edilmemi?, moda ifadesiyle ‘Dostoyevskiyen’ bir yazar. Tanp?nar’? seviyorsan?z, Özki?i’yi de seversiniz. Poe’nun grotesk dünyas?ndan ‘edebî hazlar’ dev?iriyorsan?z, Özki?i’yi de seversiniz. Dostoyevski’yi seviyorsa n?z, Özki?i’yi zaten seversiniz.”8 sözleriyle hakk?n? teslim eder. Mehmed Niyazi Özdemir de Zaman’daki makalesinde, Bahaeddin Özki?i’nin Sokakta roman?n?n tavsiye edilmesine baz? ki?ilerin ?a??rmas?na hayret etti?ini ifade ederek, “Sanat?n hiç de?i?meyecek özelli?i az sözle çok ?eyin anlat?lmas?, muhatab?n?n zihninde ça?r???mlara sebep olmas?d?r.” der. Özdemir devam?nda birisinin Özki?i’yi “Gogol”a benzetmesi hâlinde bunu yad?rgamayaca??n? da ilave eder.9 Onun d???nda ba?ka kalemler taraf?ndan da konu tart???lm?? ve bu ismin hak ederek listeye girdi?i ifade edilmi?tir.10 Ayr?ca dönemin edebi dergilerinde de Bahaeddin Özki?i’nin roman ve öykücülü?ü ile ilgili say?s? fazla olmasa da yaz?lar kaleme al?nm??t?r.11 Özki?i’nin geni? çevrelerde tan?namamas? ve dönemin edebiyat ortamlar?nda tutunamam?? olmas?n?n pek çok sebebi vard?r. Iss?’n?n maddeler hâlinde sundu?u bu gerekçeler aras?nda, Bir Ç?nar Vard? öykü kitab? d???ndaki eserlerinin kamuoyunda milliyetçi yay?nlar?yla öne ç?kan Ötüken Yay?nevi’nden ç?km?? olmas?; eserleri burada ç?km?? olsa bile bu çevrenin dü?ünce dünyas?na da tam oturmamas? ya da bu çevrenin de yazar? yeterince tan?mam?? olmas?; bir yazar için çok erken say?labilecek 48 ya? gibi genç ya?ta vefat etmesi; hikâye ve romanlar?n? kitap olarak yay?mlamadan önce dönemin dergi ve gazetelerinde ne?retmemesi gibi sebepler yer almaktad?r (Iss?, 2012: I-VII). Nesep ve aile muhiti olarak tasavvufî bir atmosfer içinde ?stanbul Fatih’te büyüyen Özki?i, Türk edebiyat?n?n iyi yazarlar?ndan ve “ermi?” romanc?lar?ndand?r. Do?u tefekkürü ve Bat? dü?üncesini iyi bilen Özki?i, gelenekten en iyi ?ekilde yararlanm?? ve bunu eserlerinde en iyi ?ekilde kullanm??t?r. Tasavvuf terbiyesiyle her hadisenin derinliklerindeki hikmetleri kavramaya ve anla(t)maya çal??m??t?r. Üç öykü kitab?n?n (Bir Ç?nar Vard?12, Göç Zaman?13 ve Papa?an Dedi ki.14) bir araya getirilmesiyle olu?an Göç Zaman? daha çok insan?n içine e?ilmesi, kendisiyle yüzle?mesi, kalbinin sesini dinlemesi, zaferin önce içerde kazan?lmas? gerekti?i gibi konular? i?leyen öykülerden kuruludur. Bu aç?dan bak?ld???nda Özki?i, insan olman?n, hayata geli? gayesinin, öncelikle nefsi köreltme noktas?nda ba?ar?l? olman?n, erdemli insan olman?n önemini sat?r aralar?nda hep vurgulayan bir yazar olmu?tur. Nitekim Ömer Lekesiz, burada yer alan öyküleri, “k?sa k?sa öyküde kurmaca tarz?n?, dilini, söylemini, bak?? aç?s?n?, felsefi yakla??m?n? kesinle?tirmi? bir yazar?n öyküleri” olarak tan?mlar (Lekesiz, 2004: 104). Özki?i’nin öykülerinde paradoksal bir anlat?m dikkat çeker. Buna yönelmesindeki as?l sebep ise, s?radan gerçekçili?i, gündelik anlat?m?, düz bir anlat?m için yeterli görmemesindendir. O öyküde geçen ki?ilerin psikolojik durumlar?n? vermek yerine do?rudan ruhsal çözümlemeyi tercih eder. Onun öykülerinde as?l ba?ka bir yön ise, metafiziktir. Metafizik öykü denildi?i zaman Türk edebiyat?nda akla gelen “tasavvuf kurumunun etkisiyle Hikmet’le yüklü olan, ontolojik bilgiye eri?meyi amaçlayan, sorunlu/ sorulu bir aray??? içeren, kesin bir ar?n??la tamamlanan ‘hikâye’ler anla??lmaktad?r.” (Lekesiz, 2017: 139; Gümü?, 2006: 42). Ömer Lekesiz’in tespitiyle “Tanp?nar’a göre daha do?ucu, Sezai Karakoç’a göre ise daha bat?c? olan Bahaeddin Özki?i, metafizi?i, ne Tanp?nar gibi modern anlat?n?n en geçerli imkân?, ne de Sezai Karakoç gibi bir Müslüman sanatç?n?n nihai dili olarak almaz. Tanr?’ya göre insan?n konumunu da Tanp?nar gibi ‘benlik’, bireysellik idraki olarak de?il, Sezai Karakoç gibi bir ‘kulluk ba??’ olarak benimser.” (Lekesiz, 2004: 105) Do?u? ve Göçü? Bahaeddin Özki?i’nin Göç Zaman?’nda yirmi sekiz öykü yer almaktad?r. Kitab?n ilk öyküsü “Do?u?” ad?n? ta??r. Asl?nda öykü bir do?um olay?n? anlatmaktad?r. S?k?nt? vermeyen, ancak umutla beklenen ?ey, “bir müjde tad?, bir erkek evlat veya bir tay?n do?um müjdesine benzer bir tatt?r.”(s.79). Ancak yazar öyküyü öyle kurgular ve öyle de?i?ik ba?lant?lar kurar ki, okuyucu ancak öykünün sonunda baban?n büyük bir hazla “do?du” demesiyle do?an?n güne? oldu?unu anlar. Do?um insan akl?n?n kolay kabul edemeyece?i, ola?anüstü, bir nevi mucizevi bir özellik ta??r. Bir kan p?ht?s?ndan meydana gelen insan, âlemlerin özü olarak yarat?c? taraf?ndan yarat?lm??t?r. Do?um, varolu? neticede olumlu ve güzel bir hadisedir. Anlat?c? bu olay gerçekle?meden önce do?uma haz?rlanm?? bir mekân ve ortam tasviri yapar. Yeni bir olay?n ortaya ç?kaca?? okuyucu taraf?ndan fark edilir, ancak bunun sonradan geceyle karanl??a bürünen her ?eyin yeniden güne?in do?u?uyla hayat bulmas? oldu?u anla??l?r. Tana adl? genç güne?in do?ma vaktine yak?n hissetti?i duygular?n? “… Kabilenin önderi, bilgini, hastalar? t?mar eden, ölülere kutsal sözler söyleyen” babas?yla payla?mas?yla ortaya ç?kar. Gün do?umu, yeni bir günle beraber, yeni bir hayata, yeni bir umuda da do?makt?r. Çocuk kendisi gibi babas?n?n da gün do?umunu izlemekte oldu?unu fark eder. Babas?yla konu?mak, onun duygular?n?, neler dü?ündü?ünü ö?renmek istese de o sadece susmas?n? i?aret eder. Söyledi?i tek kelime güne?in do?u?unun gerçekle?mesiyle “do?du” sözüdür. Özki?i’nin metafizi?i en iyi dile getirdi?i öykülerinden birisi Göç Zaman?’d?r. Yazar, ölümü “ney ahenginde ermi? bir ça?r?”ya, Azrail’i bir “münadi”ye, ruhun teslim edili? an?n? bir “göç zaman?”na, ahiret hayat?n? “ça?r?ld??? yerdeki çocuklara hikâyeler” anlatmaya dönü?türerek metafizik bir durumu hem bir anlat? imkân? hem de nihai bir dil olarak görmedi?ini gösterir. Ayr?ca o metafizi?i soyutlay?c? bir tarz olarak gördü?ü gibi, insan?n ölüm olgusu kar??s?ndaki sevimli, içselle?tirilmi? tutumunu da bilinçli bir teslim olu? sayar (Lekesiz, 2004: 105). Özki?i’nin öykü kitab?n?n da ad? olan Göç Zaman?’nda çocu?un zihin dünyas?ndan dedesinin ölümü dile getirilir. Çocuk fiziki olarak safl???, berrakl??? ve dolay?s?yla masumiyeti ifade eder. Dünya hayat?n?n henüz günaha batan yüzüyle kar??la?ma ya??na ula?mam?? çocuk için, her ?ey göründü?ü ?ekliyle ve temiz olarak yer al?r. Ölüm gibi daha çok ya?? ilerlemi? insanlarla ilgili oldu?u dü?ünülen bir durumu, anlat?c? çocu?un saf duygular? üzerinden verir. Burada çocuk üzerinden ölümün anlat?lm?? olmas? önemlidir. Çünkü ölüm gibi daha i?itildi?inde insana ürperti veren bu duygu, çocu?un masumiyet dünyas?ndan sevimli bir durum gibi de sunulmu? olur. Öyküde, dede ile torun aras?nda dile getirilen ölüm, bir anlamda bir süreli?ine ayr?l?k, daha sonra birbirini seven iki insan?n tekrar bulu?mas?na da kap? aralar. Böylece ölümün asl?nda geçici bir ayr?l?k oldu?u mesaj? da verilmi? olur. Göçe haz?rl?k a?amas?ndan sonra, göç zaman?n? duyuracak olan bir “münadi”- dir. Dedesinden bir “münadi”- nin sabaha kar?? gelerek “göç zaman? gelmi?tir” (s. 85) ça?r?s?n? çok defa dinleyen çocuk, sevgili dedesiyle birlikte böyle bir göçe haz?r oldu?unu göstermek için kaç gece sabaha kadar beklemi? ve uyuyakalm??t?r. Çocuk kendi zihin dünyas?nda bir araba canland?r?r, “denkler, kap-kacak, le?en ve mutlu insanlarla yüklü bir araba” (s. 85). Ancak anlat?c? dedesinden duydu?u “sabaha kar?? Münadi, Göç zaman?d?r diye ba??racak” ça?r?s?n? beklerken dedesinin yerinde olmad???n? “göçtü?ü”- nü fark eder. Hâlbuki bu sesi duymak için anlat?c? kaç defa sala ile Münadi’nin sesini birbirine kar??t?rm??, heyecanla yata??ndan f?rlam??t?r. Çocu?un dedesinin “ne e?yalar?n?, ne h?rkas?n? al”(a)madan nas?l “göçmü?” olabilece?ini dü?ünürken, belki de as?l suçlunun “münadi” oldu?unu, çünkü onun “Göç zaman?d?r’ dedikten sonra ‘acele et, acele et’ diye üstelemi?” de olabilece?ini hat?rlar. Neticede dede bu dünyadan göç etmi?tir ve torununun tasavvuruyla “Dede s?rt?ndaki yepyeni bir h?rka ile ça?r?ld??? yerlerdeki çocuklara hikâyeler anlatmaktad?r.” (s. 85). Dede “göç zaman?na” haz?rl?kl? olarak ya?am?? ve öyle gitmi?tir. Bu arada yazar, dedenin s?rt?ndaki yeni h?rkas?n?n kefen oldu?unu da simge yoluyla gösterir. Anlat?c?n?n “münadi” (Âl-i ?mran, 2/193) gibi dini referanslar? olan bir kavram? kullanmas? ayr?ca dikkate de?erdir. Çünkü anlat?c? “münadi”yi kullanarak bunun bilinen bir insan olmad???n?, do?aüstü bir yarat?k, bir melek oldu?unu imler. Dolay?s?yla ölüm kar??s?nda insan?n çaresizli?ini, dünyaya gelmekte oldu?u gibi göçerken de elinden bir ?ey gelmedi?i vurgulanm?? olur. Öyküde bir ba?ka önemli taraf ise, bu “münadi”- nin bir seher vaktinde göç zaman?n? duyurmas?d?r. Güne? do?madan geceyle sabah?n ayd?nl??? aras?ndaki bir vakti tan?mlayan seher vaktinin dini aç?dan da mühim bir zaman oldu?u hem ayetlerde hem de hadislerde dile getirmi?tir. Bereketli/verimli bir vakit olan seherle beraber r?z?klar?n da??t?ld???, ölümü simgeleyen geceden sonra dirili?i ifade eden bu vakit, ayn? zamanda insan zihninin de en temiz ve en verimli oldu?u bir zamand?r. Öyküde genel olarak gece uykusuyla ölüm sessizli?ine bürünen tabiat?n, seherle tekrar dirildi?i/ canland??? benzetmesiyle öldükten sonra dirilmeye de i?aret edilmi? olur. Dolay?s?yla çocukla dedeyi ölüm ay?rsa bile, göç zaman?ndan bir süre sonra ebedi olarak beraber olacaklard?r. Bu vesile ile dinin temel inanç meselelerinden birisi olan “öldükten sonra dirilme” öykünün anlam katmanlar? aras?na yerle?tirilmi?tir. “Bekleyenler” öyküsünde de anlat?c? misafir kald??? köyden “evin ya?l? adam?, kollar? abdest almak için s?val?”, “sabah ezan?” okunurken ve “gün a?ar?rken” yola ç?kar (s. 147). Yine “Hayal Ülkelerinden” öyküsünde “Annesiz bir evin korkutan yaln?zl???”nda karanl?k ve meçhul noktalara “bakmak korkusu içinde geli?en korku”larla sabahtan ak?ama i?e ç?karken dualar m?r?ldanan baban?n bekleni?i anlat?l?r. “K?rk?nc? Adam, Bekleyenler” ve “Açmad???m Kap?” hikâyelerinde de benzer bir konunun i?lendi?i görülür. Metafizikten bahsedilen her yerde simgecilikten söz etmek mümkündür. Bahaeddin Özki?i’nin öykülerinde de metafizik yöneli?te simgesellik önemli bir yer tutar. Daha do?rusu yazar anlatmak istediklerini simgesellik üzerinden anlat?r. “Kur?un Dünyas?ndan”da kur?un eriyi?inin suda farkl? ?ekiller almas?yla ba??m?za geleceklerin bugünden bilinmezli?i, “K?rk?nc? Adam”da, kendisini gerçekle?tirmeyi ve en yak?n?ndakinden bile uzakta kalmay?, “Nedenlerim”de sar?k, gözlük ve tespih gibi geleneksel de?erleri, “Bekleyenler”de ezan, esenlik ça?r?s?n?, “Açmad???m Kap?”da k?rk birinci kap?, ya?ant?n?n ve tutkular?n sonsuzlu?unu simgeler (Lekesiz, 2004: 106). “Dua” adl? öyküde, yakla??k bir y?l kadar önce çok sevdi?i arkada?? vefat eden içkiye dü?kün birisinin, arkada??n?n mezar?n? ziyaret etmesi ve onun etraf?nda geli?en hat?ralar konu edinilir. ?ki farkl? zamanda iki hat?rlay?? söz konusudur. Bunlardan birisi mezar ziyaretiyle arkada??n?n ölümü zaman?na geriye dönü?le hat?rlanan zaman, di?eri mezar? ziyaret an?nda gerçekle?en hat?ralar. Ancak anlat?c?, içki dü?künü de olsa bir insan?n bu al??kanl??? b?rakt???nda ya da sarho?lu?u geçince, sevdi?i arkada?? vas?tas?yla ölümü, dolay?s?yla dini hat?rlamas?n? öne ç?kar?r. Nitekim öyküde, anlat?c?n?n ziyarette mezar?n üstünde biten otlar? “Allah onlar? büyütmü?” diyerek yolmaktan vazgeçmesi, “çocukken ezberledi?i ayetlerden” akl?nda kalan ve her i?e ba?larken okunan “Bismillah”? birkaç kere tekrar etmesi, devam?nda ölen arkada?? Turgut’un çok sevdi?i “Her yer karanl?k” ?ark?s?n? okumas? (s. 40-41) gibi davran??lar?yla insan?n hayat?n ak?p giden serüveni içinde ne kadar tezat bir hayat sürdü?ü de verilmek istenir. Ölen insan?n arkas?ndan dua okunur, bunu ancak gelene?in ya da aileden k?smen ö?rendi?i bilgilerle gidenin arkas?ndan dua okuman?n fark?nda olanlar yapabilecek durumdad?r. Dini bilgisi eksik olanlar?n okuyaca?? dua “bismillah” d???nda ba?ka bir ?ey olmay?nca, bu kez ölenin çok sevdi?i bir türküye çevrilecektir. Anlat?c? bu mezarl?k sahnesiyle dini konularda yeterli bilgiye sahip olunmad??? zaman, ne kadar tezat bir durumla kar??la??laca??n? da ilginç bir ?ekilde ortaya koymu? olur. Yazar, öyküyle mezarl?klar?n korkulacak bir yer de?il, bilakis mezar ta?lar?nda kli?ele?mi? olarak yer alan “Bâki olan yaln?z Allah’t?r” anlam?na gelen “Hüve’l-bâki” yaz?s?n? anlat?c?ya okutarak, ölümden sonra da sonsuz bir hayat?n varl???n? vurgulam?? olur. Özki?i öykülerinde farkl? teknikler dener. Bunlardan birisi de mektuptur. Edebi bir tür olarak mektup ki?iden ki?iye ya da ki?iden gelece?e herhangi bir muhatab? olmayan bir zamana yaz?labilir. Özki?i’nin “Mektup” ba?l?kl? öyküsü bir dedenin, ölen torununun mezar?na konulmak üzere Allah’a yaz?lm?? bir mektubudur. Bir dede için o?uldan ziyade torun sevgisi daha de?erli oldu?u söylenegelir. Bu öyküde de dede, çok sevdi?i torununu kendisine bah?eden, her ?eyin yarat?c?s? Allah’a acizli?ini, güçsüzlü?ünü ve ona olan sevgisini mektupla dile getirir. Özki?i öykülerinde din adamlar?na da yer verir. Öykünün de ad? olan k?rç?l sakall?, küçük mescidin mütevaz? “Deli ?mam”? Sahih-i Buhari, ?slam Tarihi, Eflatun gibi hem Do?u’nun temel eserlerini hem de Bat? felsefesini okuyan birisidir. O, yapt??? vaazlar, etti?i nasihatlerle, bu dünyan?n gelip geçici oldu?unu, esas olan?n iyi ve güzel ahlak oldu?unu cemaatine anlat?r. ?mam yapt??? vaazda hep göçe ve göçülecek yere haz?rl?k yap?lmas?na i?aret eder:
“Cemaati müslimîn, Muhterem cemaat, ölüversin içinizdeki ‘BEN’15 .
Ben yok olsa, aç?lsa Bâb-? s?r.
Ölümden korkar m? tez ölen kimse!
Ölseniz - ölmeden ölseniz, Vücut erise, fenâ erise.
A?k-? ilâhi kan yerine deveran etse damarlar?n?zda Verseniz, cemaati müslimîn, hudutsuz verseniz, Verseniz ve verdi?inizi beklemeseniz.” (s. 55) “Her ?ey güzeldir her ?eyde hikmet vard?r.”, “Allah deyin ufuklar aç?ls?n. Allah deyin mü?kil yok olsun” (s. 57)
Anlat?c?n?n as?l i?aret etti?i ?ey insan?n içindeki “ben”i yani “nefsi”ni öldürmesidir. Çünkü benlik duygusu ölmü? insan?n, hayata ve bütün canl?lara bak??? de?i?ecektir. Ondaki bu duygunun kayna?? da dindir. “Ölmeden önce ölünüz” hadisini nefsini öldürmek, ölüme haz?r olmak, bu hayat?n devam? var anlam?nda de?i?ik cümlelerle ifade eder. (Iss?, 2014: 294.) Özki?i’nin öyküleri içinde biyografik okumaya da müsait olan öyküleri vard?r. Bunlardan birisi “Nedenlerim”- dir. Yazar?n unutulmu?/unutturulmu? olmas?n?n sebeplerinden birisi de bu öykü olabilir. Birinci tekil ?ah?s yani anlat?c?n?n çocukken ya?ad??? bir olay? ilerleyen bir zamanda geriye dönük olarak anlatmas?d?r. Anlat?c? ilkokul y?llar?nda iken babas?n?n imam olmas? dolay?s?yla ö?retmeni ve arkada?lar? taraf?ndan d??lanm??t?r. Çocuk bu ezikli?i ve d??lanm??l??? hep içinde hisseder. “Ben, ?mam Ömer Efendi’nin o?lu, ben ö?retmenin etkisinde kalm?? k?rk çocuk gözünde aforoz edilmi? yapayaln?z ö?renci, sevilmek ihtiyac?yla onlar?n saf?na geçmi?tim.” (s. 99). Anlat?c? bu duygular?ndan ancak onlara benzeyerek ya da onlardan birisi oldu?unu ispat ederek kurtulabilece?ini dü?ünür. Bunu sa?layacak bir ortam do?ar. Bir 23 Nisan etkinli?inde imam olan babas?n? alaya/dalgaya alan bir gösteri yapar. Gösteriye babas?n?n sand?ktan “a??rd???” sar???n? ba??na geçirerek ve “tel çerçeveli beyzi gözlü?ü”- nü burunun üstüne dü?ürerek, “Allah’?n bin bir güzel isminin an?ld??? kehribar tesbihi” de sol elinde tutarak ba?lar. Ancak anlat?c? yapt??? gösteriyle hocas?n?n ve arkada?lar?n?n büyük be?enisini ve alk???n? alsa da oyun bittikten k?sa süre sonra onlar?n sadece e?lendiklerini, kendisini aralar?na almad?klar? gerçe?iyle kar??la??r. Anlat?c? “kirliydim ve pi?mand?m. Gönlümde bir yara aç?lm?? kan?yordu. Y?llar geçti hala o yara kan?yor” (s.99) diyerek yapt?klar?ndan pi?manl?k duyar. Hatalardan Dönü? ve Af Dileme Bahaeddin Özki?i, öykülerinde insan?n yapm?? oldu?u hatalardan ve bunlara kar?? duydu?u pi?manl?klar? da dile getirir. Bunlardan birisi “Nedamet” adl? öyküdür. Küçük yaramaz bir çocuk günün ak??? içerisinde sokakta arkada?lar?na ve çevreye kar?? birçok yaramazl?klar yapar. Ancak çocuk da olsa pi?manl?k duyarak “Bi daha yapmam Allah” diyerek tövbe eder (s. 37). Çocu?un yapt??? kötülük/günahlara kar?? pi?manl?k duyarken okudu?u dualar, “annesinin namazda okurken akl?nda tutabildikleri”dir; onlar? da “hu?u” ile ve “inanarak” tekrar edip durur (Gümü?, 2006: 44). Anlat?c?n?n di?er pek çok öyküde i?ledi?i gibi burada da günah/suç/yaramazl?k gibi kötü fiiller çocuklar üzerinden dile getirilir ve yine onlar?n saf/ temiz vicdanlar? üzerinden af dilenir. Burada en önemli ?ey çocu?un dua etmesini ve duada okuyaca?? sözleri annesinden duymas?d?r. Muhtemeldir ki çocu?un i?ledi?i kötü fiillerden dolay? Allah’tan af dilemesini, dua etmesini de annesi ö?retmi?tir. Asl?nda yazar, insan küçük de büyük de olsa hata yapabilir, kötülük i?leyebilir, önemli olan tövbe kap?s?na dönük olmak, yapt?klar?ndan pi?manl?k duymakt?r, dü?üncesini vermek ister. Bahaeddin Özki?i, üç roman? ve üç öykü kitab?yla Türk edebiyat?nda geç de olsa kendisini yer edinmi? önemli bir yazard?r. Özki?i öykülerinde, toplumun ortak de?er yarg?lar?ndan, gelenek ve ahlak?na, inançlar?na yabanc?la?madan/yozla?madan, çocukluk hat?ralar?na kadar pek çok konuya yer verir. Yazar?n özellikle Göç Zaman?’nda yer alan öykülerinde usta bir dil kulland???n?, Papa?an Dedi Ki’de yer alanlarda ise k?sa öykü türünde çok ba?ar?l? oldu?u söylenebilir. Yazar, Göç Zaman? (Bir Ç?nar Vard?, Göç Zaman?, Papa?an Dedi ki) kitab?nda yer alan öyküleri üzerinden bir de?erlendirmeye tabi tutulacaksa, romanc? yönü kadar öykü alan?nda da iddial? oldu?u, hatta romanc? yönünden ziyade öykücü olarak de?erlendirmek mümkündür. Öykünün k?sa imkân? içinde konular? felesefî, psikolojik ve dinî/ metafizik aç?dan en net ?ekilde aktaran yazar, i?ledi?i bu konular? yüzeysel de?il, derinlemesine ele al?r. Öykülerinde zaman zaman halk?n günlük konu?ma dilini oldu?u gibi aktaran yazar, ak?c? ve etkileyici bir üsluba sahiptir. O öykülerinde okuyucuyu bir sonuca götürmeden ziyade, dü?ünmesine kap? aralar, onu sa?lar. Bahaeddin Özki?i için as?l olan “göç”e haz?rlanmakt?r. Bunun için öykülerinde insan?n içine e?ilir, psikolojik tahlil denemeleri yapar. ?nsan?n dünyaya niçin gelip niçin gitti?iyle ilgili kendisine sormas?na kap? aralar. Buradan hareketle Özki?i’nin dinî konular? merkeze alarak öykü yazd??? söylenemez. Ancak onun öykülerinde ailesinden, yeti?ti?i çevreden ald??? e?itimin, kültürün izleri aç?kça görülür. Bunlar aras?nda dinî/metafizik konular da vard?r. Yazar bu konular? çocuk safiyeti üzerinden verir. Bu tür konulara yer verdi?i öykülerinde dile getirilen esas dü?ünce, do?u?taki safl?k/temizlik üzerine bir hayat ya?ama ve öyle “göç etme” ?eklindedir.
Kaynakça
Erbay, N. (2007), Bahaeddin Özki?i’nin Hayat?, Sanat? ve Eserleri, (Yay?mlanmam?? Yüksek Lisans Tezi), Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Erzurum. Gündüz, ?. (1984), Gümü?hanevi Ahmed Ziyaüddin: Hayat?, Eserleri, Tarikat Anlay??? ve Halidiyye Tarikat?, ?stanbul: Seha Ne?riyat. Iss?, C. A. (2012), Hayat ve ?nsan’?n Sokak’lar?nda Bahaeddin Özki?i’nin Öykücülü?ü, ?stanbul: Roza Yay?nlar?. Iss?, C. A. (2014), “Hikâye Yazar? Bahaeddin Özki?i ve Bir ‘Mesele Etraf?ndaki Alt? Hikâye”, Türk Edebiyat?na Aç?lan Pencere ?nci Enginün Arma?an?, Ankara: Türk Kültürü Ara?t?rma Enstitüsü Yay?nlar?. ?lhan A. (2005), Kubbealt? Lü?ati Misalli Büyük Türkçe Sözlük, C. I, ?stanbul: Kubbealt? Yay?nlar?. Lekesiz, Ömer (2004), “Bahaeddin Özki?i’nin Öyküleri, Hece, S. 96, Aral?k 2004, s. 103-107. Lekesiz, Ö.(2017), Öykü Menzilleri I, ?stanbul: ?ule Yay?nlar?. s. 137-151. Özarslan, E. (1984), Bahaeddin Özki?i’nin Hayat?, ?ahsiyeti ve Eserlerinin Tahlili Üzerine Bir Ara?t?rma, (Yay?mlanmam?? Lisans Tezi), ?stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, ?stanbul. Özkisi, F. (2007), An?larla Bahaeddin Özkisiyi Anmak, ?stanbul: Ötüken Yay?nlar?. Özki?i, B. (1959), Bir Ç?nar Vard?, ?stanbul: Vakit Matbaas?. Özki?i, B. (1975), Göç Zaman?, ?stanbul: Ötüken Yay?nlar?. Özki?i, B. (2014), Göç Zaman?, (Bir Ç?nar Vard?, Göç Zaman?, Papa?an Dedi Ki), ?stanbul, 3. bs., Ötüken Yay?nlar?. ?emseddin Sami, Kamus-i Türki, ?kdam Matbaas?, Dersaadet 1317/1901. Yard?m, M. N. (2004), “Bir Tart??mayla Gündeme Gelen yazar: Bahaeddin Özki?i”, Türk Edebiyat?, S. 373, Kas?m 2004, s. 4-10. Yard?m, M. N. (2012), “Edebiyat?m?z?n Özge Ki?isi: Bahaeddin Özki?i”, Kay?p ?stasyon, ?stanbul: Anonim Yay?nlar?, s. 33-5