GelişimErzurumYazı

CUMHURİYET'TEN 2000'E ERZURUM'DA EKONOMİK DEĞİŞİMLER

Bir cümbüş yerinde değil bir serhad beldesindeyiz, şark tarafından ne vakit bir harp patlarsa devlet hemen bağırırdı: “Aman kahraman Erzurum”. Âmâna zamana lüzum yok; mademki kahramandır, balını yapan arı gibi o da kahramanlığını yapacak. Kahraman, her harpte yapacağını yaptı ve devlet her harp bitince kahramanını unuttu. Kan akıtmak, Erzurum en önde; imar etmek, Erzurum çok uzakta. Vatana olan borcun hiçbir vakit sonu olmaz; fakat bu serhad beldesi vatana borcundan ziyade vatandan alacaklıdır”. İsmail Habib Sevük. Yurttan Yazılar. 1939. s. 343
1918 ‘de yakılmış, yıkılmış, nüfusu sekiz binlere düşmüş bir Erzurum var. Kurtuluş savaşı yıllarında yeniden toparlanmaya başlayan şehir muhacirlerin geriye dönmesiyle yeniden canlanmaya başladı. Geri dönen Erzurum tüccarları ile İranlı tüccarlar şehri canlandırmaya sebep olmuşlardır. Bu gelişmeler devam ederken 1926 yılındaki Şeyh Sait isyanı bölge ekonomisine zarar verirken 1929 dünya ekonomi buhranı da bu olumlu gelişmeleri tersine çevirmişti. Meydana gelen ekonomik buhran sonucu umduklarını bulamayan İranlı tüccarlar 1930 sonrasında şehirden ayrılmaları ticari geri gidişlere sebep oldu.
1930-1940 yılları arasında şehir nüfusu 30 binlerden 40 binlere çıkarken sosyal güvenlik duygusu gelişti. Ticaret canlanmaya başladı. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş Şehir’de sözünü ettiği kadim meslek erbapları yeniden oluşarak usta, kalfa, çırak üçlemesiyle şehir zanaatkârların giderek artması olumlu gelişmeydi. Ancak yinede istenilen seviyeye gelinemedi. 1938 yılında Gölbaşı’nda bir tuğla ve kiremit fabrikası kurularak yüz işçiyle üretime başladı. 1933 yılında Bugünkü Yenişehir üst yol mevkiinde Baltacıoğulları modern deri fabrikası kurarak dericiliğe canlılık getirmişlerdir. Bu yıllarda tarım ve hayvancılık gelişmesini sürdürmüştü. Özellikle barış ve güvenlik ortamında büyük ve küçük baş hayvan sürüleri yaylalarda otlarken satım mevsimlerinde İç Anadolu, İstanbul gibi şehirlere ihraç edilen hayvan sürüleri köylülerin refahına katkı sağlıyordu.
Şehir, kasaba ve köylerde açılan ilkokullar vasıtasıyla okuma yazma faaliyetleri hız kazanırken, Millet Mektepleri, Halk Evleri daha çok insana ulaşmanın çabası içindeydiler. Erzurum Lisesi, Erzurum Erkek Öğretmen okulu, Kız Sanat Mektebi ve İş Ocağı, Çırak Mektebi önemli birer eğitim merkezi olmayı başardılar.
1939 yılında demir yolunun Erzurum’a gelmesiyle İstanbul, Ankara, Erzurum ve Kars bağlantısı sağlanmış şehirde kültürel, ekonomik ve nüfus artışı sayesinde büyük bir gelişme yaşandı. Trabzon, Rize, Gümüşhane, Artvin illerinden Erzurum büyük bir göç alınca nüfus kısa sürede 47 bine çıktı. Göçler sonunda Erzurum’da yeni zenginler zümresi oluştu. Bu durum ileriki yıllarda atılacak fabrikaların öncülüğünü yaptı. Pastaneler, lokantalar, oteller, garajların sayısı hızla arttı. Bu dönemin en büyük problemi tarım, hayvancılıkta çalışan gençlerin askere alınması üretimin düşmesine sebep olurken evliliklerinde azalmasına sebep oldu. Genç öğretmenler askere alınınca eğitim ve öğretim işleri geriledi. 1942 yılında Ilıcada açılan Pulur Köy Enstitüsü yöreye yeni bir değer kattı.
TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ KURLUYOR
1944 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi kurulunca çevre il ve ilçelerde üretilen hububatın devlet tarafında alınması sağlandı. Yöre çiftçisinin yüzü güldü. Toprak mahsulleri ofisinin 1947-1948 kampanya dönemi ile 1952-1953 kampanyası arasında bir mukayese yapılınca gelişmenin varlığı ortaya çıktı. Bölge Müdürlüğü olarak 1947- 1948 kampanyasında istihlak(- tüketim) fazlası olarak piyasaya arz olunan hububattan 15.645 ton buğday, 5.200 ton çavdar, 21.107 ton arpa, mübaya edilirken 1952-1953 kampanyasında 48.131 ton buğday, 14.048 ton çavdar, 37.259 ton arpa satın alınmış bulunmaktaydı. Bu rakamlar 1947-1948 kampanyasına nazaran 1952-53 kampanyasında yapılan alımlardan yüzde 150 daha fazlaydı. Buna karşılık 1947-48 yılında buğday satışı 11.907 ton iken 1952-53 yılında iaşe olarak 46.054 ton, çiftçilere verilen tohumluk 3.705 ton ki; ceman dâhili satışlar tutarı 49.849 ton ve ayrıca ihraç limanı bulunan Trabzon’dan Almanya ve Yugoslavya’ya 14.758 ton ürünün teslim sureti ile satışı yapıldı.
Yine 1947-48 yılında 410 ton dan ibaret dahili çavdar satışına mukabil 1952-53 yılında iaşe olarak 835 ton, Almanya ve Yugoslavya’ya 12.515 ton çavdar satışı yapılmıştır. Yine aynı yıl Almanya’ya 19.623 ton arpa Almanya’ya ihraç edilmiştir. (Türkiye almanağı sayfa : 48-49)
UN FABRİKALARI DEVREYE GİRİYOR
1946 yılında Şaban Dilaver ve ortakları Mahalle başında Palandöken un fabrikasını, 1947 yılında Mustafa Keskinin önce Boyahane hamamında sonrada kongre caddesinde kurduğu Aziziye un fabrikası takip etti. 1953 yılında Faruk Amil ve Hamza Polat’ın girişimiyle kurulan Polat-Amil un fabrikası ile köylerdeki 1500’e yakın un değirmeni ilin zenginlik kaynağı oldu. 1950 yılına doğru Ankara– Diyarbakır Demir yolu hizmete girince Erzurum ekonomisi bundan olumsuz etkilendi. Tarih boyunca Kafkasları güneye bağlayan yol hep Erzurum’dan geçmiş, Trabzon’dan gelen mallar Erzurum üzerinden Diyarbakır’a sevk edilmiş, oradan Halep’e gönderilmişti. Diyarbakır demir yolu hattı açılınca Erzurum–Diyarbakır yolu eski önemini kaybetti.
ET BALIK KOMDİNASI ÜRETİME BAŞLIYOR
1930’larda Kasım Karabekir Caddesi yanında şimdi yeri küçük bir garaj olarak kullanılan yerde belediye “Mezbahane” kurarak küçük ve büyük baş hayvan kesimi yaparak sağlıklı et üretimini sağlarken ilerleyen yıllar ihtiyaca cevap veremiyordu. Bu nedenle ihtiyacı karşılamak, bölgenin hayvancılık potansiyelini teşvik etmek amacıyla 1953 yılında temeli atılan 1954 yılında hizmete giren “Et Kombinası” yöre hayvancılığına büyük bir canlılık getirdi. Canlı hayvan sayısı hızla artış gösterdi. Kombina 600-700 işçiyle işletmeye açılmış, kesim hanelerde küçük ve büyük baş hayvanlar kesilerek şehrin et ihtiyacı karşılanmakla kalmayarak Askeriyenin ve İstanbul un et ihtiyacı da karşılanmış oldu. Şoklanan etler Buzdolabı görevi yapan vagonlarla İstanbul’a nakledilerek et ihracatı sağlanarak köylülerin cebine para girmesi sağlandı. Şüphesiz bu dönemde kurulan Hayvan Hastanesi ve Veterinerlik müdürlüğü hayvancılığın gelişmesinde önemli rol oynadı.
ILICA ŞEKER FABRİKASI
1954 yılında Ilıca’da Şeker fabrikası kurularak bölge çiftçisine bir başka gelir kapısı açıldı. Hasankale ovası, Daphan ovası ve sulu tarım yapılan Ağrı, Erzincan, Kars gibi vilayetlerde şeker pancarı ekimi sağlanarak yörenin milli ekonomiye katkısı artırıldı.
Erzurum yöresinde üretilen şeker pancarlarının şeker oranı ve dayanma gücü fazlaydı. Aynı zamanda geniş bir hinterlanda sahip olan bölgede köylülerin, şeker pancarı üretme istekleri bu fabrikanın Ilıcada kurulmasının en önemli sebeplerindendi. Gerçekten ilerleyen yıllar binlerce köylü ailesi bu işle uğraşarak ekonomik kazanç sağladı. Binlerce insan bu fabrika sayesinde iş buldu. Çalıştı ve emekli oldu. Bütün bunlar kurulan şeker fabrikasının ürünüydü.
ASKERİ BİRLİKLER KONUŞLANIYOR
Artık soğuk savaş yıllarıdır. Rusya kapısı kapanmış böylece ihracat ve ithalat batıya yönlendirildi. Sovyet tehdidine karşı ciddi anlamda askeri birlikler konuşlandırıldı. Aşkale, Kandilli, Dumlu, Ilıca, Gez köyü, Kars kapı, Laleli ve mücavir alanlardaki askeri birlikler şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına büyük katkılar sağladı. Askeri kantinler, sinemalar, Ordu Pazarı şehre her yönüyle canlılık getirdi. Cumhuriyetle yaşıt olan İş Ocağı veya Ağır Bakım Ana Tamir fabrikası istihdam ettiği yüzlerce işçi ile şehre katma değer katmada öncü rolü oynadı.
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ KURULUYOR
Günümüzde büyük ölçüde öğrenci, memur ve askeriye üzerine konuşlandırılmış il ekonomisi, 1957 yılında Atatürk üniversitesinin kurulmasıyla yeni bir ivme kazandı. Öğretim üyeleri ve öğrencisiyle şehrin sosyal, kültürel, ekonomik hayatında belirleyici rol üstlenirken 1962 yılında kurulan Eğitim Enstitüsü bu gelişmeye katkı sağlandı.
1962 yılında Asri mezarlığın Hasankale tarafında modern bir tuğla ve kiremit fabrikası kurularak il ekonomisine yeni bir canlılık kattı. Aynı yıl Baltacıoğulları Yenişehir üst yolda ki Mareşal Çakmak hastanesi yerinde Deri fabrikaları yanına modern bir ayakkabı fabrikası kurarak özellikle Askeriyenin postal ihtiyacını karşılarken şehir için gereken deri ve deri mamullerini üretti. 1961 yılında kombinanın yakınında Yem Fabrikası kurularak bölge hayvan üreticileri için yem, tarım için gübre üreterek ekonomiye katkı sağlayan fabrikalar içinde yer aldı..
HAVA ALANI KURULUYOR, ERZURUM RADYOSU HİZMETE BAŞLIYOR
1966 yılında hava alanını yapılmasıyla, İstanbul, Ankara bağlantısı kolaylaşmış böylece yolcu ve yük taşımasında yenilikler getirilmiş ekonomik gelişme yükseklere çıkmaya devam etti. Aynı yıl kuruluşu tamamlanan Erzurum Radyosu şehir ve bölge halkı için kültürel, sanatsal ve haber yayınlarıyla bünyesinde kurulan korolar yeni ve önemli görevi üstlenmiş oldu.
Nüfus arttıkça şehrin yakıt ihtiyacı, kömür ihtiyacı artıyordu. Kömür işletmeleri Zonguldak’tan “Kok” kömürü getiriyordu. Özel sektörün gayretleriyle işletmeye açılan Aşkale, İspir, Oltu Linyit ocakları kömür üretiyordu. Ancak bu kömürlerin tozları değerlendirilemiyor zayiat çoğalıyordu. Bu zayiatı ortadan kaldırmak için 1969 yılında Sanayi Mahallesinin alt kısmında kurulan “Briket” kömür fabrikası şehrin yakacak ihtiyacını uzun yıllar karşıladı. Aynı yıl kurulan Yüksek İslam Enstitüsü öğretmen ve öğrencileriyle şehrin dini hayatına renk getirdi.
Bu yılarda Ülke bisküvi fabrikası, Kasımoğlu bisküvi fabrikası, Kale dibinde iplik fabrikası Erzurum’un kalkınmasında azımsanmayacak katkılar sağladı. 1960’larda KASIM 2021 29 şehrin muhtelif yerlerine dağılmış yılda 2900 ton şekerleme yapılarak yakın illere satarak şehre ayrı bir sıcak para girişi sağlandı. Bugün Türkiye’nin medarı iftiharı olan Aşkale çimento Fabrikası 1969 yılında kurularak işletmeye açıldı. Bundan şehrimiz ve ülkemiz büyük kazanç sağlarken işsizlik sorununun çözümünde büyük katkılar sağladığı artık bir gerçekti.
Şehir merkez nüfusu 1940 da 47 000 iken 1960 da 90 000’e 1970’de 129 000’e, 1980’de 190 000’e yükseldi. Şehir, kasaba ve köylerin nüfusu 1950 yılında 461.673’den 2008 yılında 784.841 oldu.
HASTAHANELER KURULUYOR
1902 yılında temeli atılan 1904 yılında hizmete açılan Numune Hastanesi hizmetlerine devam ederken Kavak Kapıda Lepra ve frengi Hastanesi devreye giriyor böylece sağlık hizmetleri artıyordu. Verem tehlikeliydi. Bu nedenle Devlet İsmet Paşa Caddesinde Verem Hastanesi kurarak bölge insanının sağlığına kavuşması için önlem alıyordu. Askeri birliklerin ihtiyacı olan Hastana önce bugünkü İç Tedarik Bölge Başkanlığı binasında hizmete açılırken 1936 yılında Mareşal Çakmak Hastanesi bitince buraya taşındı. 1950’lerde Ebe ve Hemşirelik okulu yanında Kadın Doğum Hastanesi, Sosyal Sigortalar Hastanesi, Erzurum Numune Hastanesi, Göğüs hastanesi, Atatürk Üniversite Tıp Fakültesi Hastanesi bu yıllarda hizmete açılarak Erzurum; Sivas’tan Kars’a tam bir sağlık merkezine dönüştü. Böylece şehirde özel muayenehaneler pek çok işsize iş kapısı olurken lokantacı, otelci ve diğer esnaflar bu sağlık turizminden faydalandılar.
HANLAR, GARAJLAR VE OTELLER
Osmanlıdan Cumhuriyete intikal eden hanlar yerlerini garajlara ve otellere dönüşürken otelcilik tam bir gelir kaynağına dönüştü. Her otel ve garaj yeni istihdam alanları oluşturdu. Faytonculuk, at arabacılığı birer gelir kapısıydı. İlerleyen yıllar faytonculuk yerini taksiciliğe bırakarak yok oldu.
SANAYİ SİTESİ KURULUYOR
1972 yılında küçük sanayi siteleri kuruldu. 1975 yılında Ilıca yolu üzerinde organize sanayi bölgesi faaliyete geçirildi. 1975 yılında Zirai Donatım Kurumuna bağlı Tarım Aletleri Fabrikası faaliyete geçirilirken aynı yıllarda Metin İş Tarım Makineleri Fabrikası Ilıca yolunda üretime başladı.
1979 yılında Erzurum GSYİH’dan büyük pay almış 67 vilayet içinde 24’cü olmuştur. Yukarıda saydığımız farikalar ve işletmelerde binlerce işçi çalışarak üretime katılmış, ülke ekonomisine katma değerler üretmiştir. Bu yılarda Erzurum doğunun Paris’i konumundadır.
Cumhuriyetten 1979’a kadar Erzurum devletten yeterli ilgiyi görmüş ve İsmet İnönü’nün 1936 yılındaki raporunun tahakkuku sağlanmıştır. Ancak bundan sonraki yıllar Cumhuriyet hükümetleri Erzurum’a gereken önemi ve yardımı vermemişlerdir. 1980 sonrasında Erzurum gerilemeye başlamış, yurt içi hâsıladan aldığı pay her yıl azalarak düşüş gösterdi. İktisadi açıdan gerileme süreci, GSYİH’nın yıllar itibarıyla gelişme hızına bakıldığında daha açık görülür. Erzurum’un GSYİH’sı içindeki payı;1979 da %098 iken 1996’da binde altıya gerilemiştir. 1987-1996 yılları arsasında Türkiye GSYİH’sı %29,5 iken Erzurum GSYİH’sı %14,9 gerçekleşti. Erzurum’un kalkınmışlık sıralamasında yıllar itibarıyla Türkiye’deki yeri; 1979 yılında 24, 1986 yılında 35, 1993 yılında 58, 1996 yılında 60, 2008 yılında 69’uncu sıraya geriledi. 1975’lere kadar kurulan fabrikalar, işletmeler bu yıllardan sonra birer ikişer kapanarak Erzurum ekonomisinin çökmesine neden oldu. Kömür ocakları, Briket fabrikası, Yem fabrikası, Aziziye, Palandöken, Polat un fabrikaları kapanmış, Bisküvi fabrikaları, Deri ve Ayakkabı fabrikası kapatılmış, iplik fabrikası kapatılanlar içinde yer almıştır. Ilıca yolundaki Tarım aletleri fabrikası, Demiryoluna ait atölyeler, Zirai donatım kurumu atölyeleri de bu gidişten nasibini aldı. 1983-1993 yılları arsında toplam kişi başına kamu yatırım ve harcamalarında Erzurum Türkiye genelinin çok altında pay aldı.. Bu dönemdeki kamu harcamalarından Erzurum % 0,7 pay alırken İzmir 12.7, Sivas 9.4, Bursa 4.3, Diyarbakır 4, Hatay ise Erzurum’un üç katı daha çok pay aldı..
TARIM:
Erzurum il genelinde sahip olduğu arazinin %67 sinin çayır ve mera olması nedeniyle tarım yapılan arazi azalmaktadır. Buna karşılık mevcut arazinin tam olarak kullanıldığı da söylenemez. Tarım sektörünün zorlukları, şehirlere olan göç ve köyde yaşayanların ancak kendi ihtiyaçları kadar üretmeye yönelmeleri konuyu olumsuz etkilemektedir. Cumhuriyetten önce Moskova’ya bile Buğday satan Erzurum savaş sonrasında kendini bile besleyemez hale gelmiştir. 1940’lara doğru toparlanan hububat ekimleri Toprak Mahsulleri Ofisinin kurulmasıyla Köylü alaftarlardan(buğday tüccarı) kurtulmuş, ürünlerini ofise satarak para kazanmış, bunun sonucunda üretim artmış, Erzurum’dan Yugoslavya, Almanya gibi Avrupa ülkelerine 1950’lerden sonra buğday, arpa, çavdar satarak gelir elde etmiştir. Tarımsal ürünlerde 1980’lere kadar artış sağlanırken, 80-90 arası durgunluk dönemine girmiştir. Öyle ki, 1990’da 181.625 ton buğday elde edilirken 1997 yılında üretim 129.296 tona düşmüştür. Aynı süre içinde Arpa üretimi de 96.412 tondan 83.559 tona gerilemiştir. (Erzurum Ekonomik Raporu 2005) Diğer tarım ürünlerinden olan patates ve şeker pancarı üretimi aynı oranda azalmıştır. Bu durum tarımsal ürünlerin katma değer oranının düşmesine neden olmakta ve neticede Erzurum’un tarımsal ürünlerdeki katma değer oranı %5 azalmıştı.
HAYVANCILIK:
Hayvancılık için elverişli olan il tarım arazisi peşinde hayvancılığın gelişmesine sebep olmuş 1951 yılında toplam hayvan sayısı 1.252.209 iken 1953 yılında bu rakam 1.653.849’a, 1957 yılında 847.839 adet koyun, 506.558 adet sığıra ulaşmıştı. 1964 yılında 1.119.179 adet koyun, 530. 673 adet sığır varlığına yükselmiştir. Zamanla tarım ürünlerinde ki gerileme hayvancılık sektörünü de etkilemiş 1990’larda 1.658.465 canlı koyun varken 1997 yılında 914.635 âdete gerilemiştir. Sığır sayısı 1990’da 597.171 iken, 97’de 518.258 e gerilemiştir. 2000’de 529.370 büyük baş, 860.324 küçükbaş hayvan varken 2003’de 538.915 büyükbaş, 684.315 adet küçükbaş havan kalmıştır.(koyun ve sığır sayıları) 2009 itibarıyla il genelinde kasaplık hayvan sayısı azalmış et ihraç eden şehir et ithal eder duruma düşmüştür. Dönercilerin kullandığı koyun ve kuzu eti ise bulunmamaktadır. Çünkü yörede koyun sayısı dibe vurmak üzeredir.
Sonuç olarak 1920’den 2000 yılına kadar Erzurum ili sınırları içinde ekonomik gelişmeler, sosyal ve kültürel gelişmeler özetle inişler çıkışlar göstermiş, özellikle 1980 sonrasında devletin ilgisi azalmış, pek çok sanayi tesisi kapanmış, askeri birlikler başka yerlere kaydırılmış, 2000 yılında nüfusu 937.000’lerden 2020 yılında 763.000’e gerilemiş, kaliteli göç verip, kalitesiz göç almış, 1983 yılında Türkiye ihracatının % 2.9’luk yerel kaynakların ihraç edilmesiyle sağlamış olan şehir günümüzde %0.01’lik ihracat yapacak kadar gerilemiş bir görünümdedir.

Abdurrahman ZEYNAL