GelişimErzurumYazı

ERZURUM’DA KARADENİZLİ ESNAFLAR PİZZA’DAN LAHMACUNA…

Müslüman Türk’ün Erzurum’a gelişi, Saltuklu Beyliği (1092 – 1202) ile yani Türklerin Anadolu’ya girmesi ile başlar. Trabzon’un Türk yurdu olması ise Osmanlıların 1461’de Trabzon’u fethinden sonradır.
Fetih sonrası etrafı sarp dağlarla çevrili Karadeniz’i, deniz ve kara yolu ile diğer şehirlere bağlama çabası başlamış günümüze kadar da devam etmiştir. Diğer taraftan içerisinde Erzurum’un da bulunduğu Doğu vilayetleri, özellikle canlı hayvan ve ürünlerini pazarlaya bilmek için Trabzon limanı aracılığıyla Batı’ya daha büyük kentlere ulaşabilmenin gayreti içerisinde olmuşlardır. Tüm bu nedenler her iki şehrin ulaşımını zorunlu kılarken ticarette de birbirlerine olan bağımlılıklarını arttırmıştır.
Trabzon, Rize ve Artvin, Erzurum’un sınır komşusudur. Trabzon ve Erzurum Osmanlıdan bugüne değin bulundukları coğrafyanın stratejik öneme sahip merkezi şehirleridir. Eskiden beri bölgedeki diğer kentler, birçok temel ihtiyaçlarını bu iki şehir üzerinden sağlamak durumundaydılar. Kamu hizmetlerinin de bu iki kentte yoğunlaşması şehirlerin cazibe bölgesi olmasının önünü açmıştır.
Sanayileşmenin henüz istenilen düzeye ulaşamadığı 20. Yüzyılın başlarında, ülkemizdeki en geçerli meslekler, eskiden olduğu gibi tarım ve hayvancılıktı. Doğu Karadeniz insanı, tarım alanlarının oldukça az, iş imkânlarının yetersiz olduğu coğrafyadan ayrılmak ve Türkiye’nin dört bir tarafına çalışmak ve ticaret yapmak için göç etmek durumunda kalmıştır.
Çalışkanlığı, dürüst ve ahlaklılığının yanı sıra kıvrak zekâsı, muzip ve eğlenceli tavırları ile büyümenin ve üretimin lokomotifi olmayı şiar edinmiş olan Karadenizlilerin göçlerinde birincil durağı sınır komşusu olan Dadaşlar diyarı Erzurum olmuştur.
Bu göçleri ve bu kentlerde 4 kuşak boyu iskan etmiş ailelerin bireylerini konuşmak ve yad etmek için Erzurum’da hemen herkesin tanıdığı ve bir şekilde alış veriş ettiği Şekerci Osman (Osman İş) abimle, fakültedeki odamda Erzurum’da bulunmuş Karadenizliler hakkında tatlı, şekerli bir sohbet ettik.
1950 doğumlu Şekerci Osman, tıpkı yıllarca dükkân komşuluğu yapmış lokantacı (Pizza Döner ve Kebap Salonu) merhum babam gibi (Hacı Rafet KÜÇÜKALİ) henüz 5 yaşlarında iken Erzurum’a gelmişler. Babam yaşça büyük olduğundan Trabzon’dan 25 yıl daha önce dedem tüm kardeşleri ile birlikte Erzurum’a göç etmiş. Anlaşılan o ki, değişik bir ifadeyle bugün bizler 100 yıldır bu şehri kendimize memleket edinmişiz.
Osman abi, “Erzurum bizim için Trabzon’un yukarı mahallesi gibi oldu. Biz Erzurum’luyu Erzurum’lu’da bizi çok sevdi” Dedi. O dönemlerde Erzurum’dan Trabzon’a gidenler, “Aşağı gideyrum!” Trabzon’dan Erzurum’a gidenler ise “Yukarı gideyrum” derdiler.
Bayburt, Erzincan, Erzurum, Ağrı, Kars, Sarıkamış, Göle, Doğubayazıt hatta Van Karadenizlilerin ticaret yapmak için göç ettikleri şehirler arasındaydı. 1990 yıllar ile birlikte Doğunun yoğun göç yaşaması birçok Karadenizli esnafın da bölgeden ayrılıp özellikle Marmara’ya doğru göç etmesini netice verdi.
Erzurum’un ekonomik ve sosyal hayatında Karadenizliler çok etkin rol oynamışlardır; gıda, lokanta, pastane, fırın sektöründen konaklama, otomotiv, akaryakıt ve inşaat sektörlerine kadar çok farklı işlerde faaliyetler göstermişlerdir. Karadenizli tüccarlar gurbette bulunmanın da etkisiyle işlerine daha ziyade yoğunlaşmış ve tıpkı çevre illerde olduğu gibi Erzurum’da da ticari hayatın canlanmasına katkı sağlamışlardır.
Bu ailelerden ilk anda akla gelenleri;
Küçükali, İş, Efendioğlu, Sekban, Okur, Çehreli, Çebi, Kulaçoğlu, Temelli, Dilaver, Başaran, Genç, Çavuşoğlu, Çakıroğlu, Gençal, Memişoğlu, Nazikoğu, Numanoğlu, Ekşi, Ekşioğlu, Kamiloğlu Kırali, Şaşıoğlu, Akay, Çakmak, Yücelik, Seferağa, Ertuğrul, Akçay, Tufan ve Yalçın sülaleleridir.
Yine bir dönem Erzurum Valiliği yapmış olan Necmettin Karaduman, Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü yapmış olan Prof. Dr. Hurşit Ertuğrul ve çok sayıda akademisyen ve bürokrat bu şehrin unutulmazları arasında kendilerine yer edinmişlerdir.
Osman abi, Erzurum’un sosyo-kültürel yapısını göstermesi bakımından ilginç bir hatırasını şöyle anlattı:
“Erzurum’a 1976 yılında İstanbul’da ticaretle meşgul olan Yahudi asıllı bir Türk vatandaşı geldi. İstanbul’da daha önceden tanıma fırsatı bulduğum bu kişiyi kaldığı otelde ziyaretine gittim. Tuttuğum bir taksiyle kendisine bir şehir gezintisi yaptırdım. Ona gıda işi ile uğraştığımı ifade ettim ve Erzurum’da şeker ve çikolata işinin olup-olamayacağını danıştım.
O esnada caddede bulunan dönemin en meşhur giyim mağazası olan Nehir ürünlerinin satışının yapıldığı işyerine girdik ve ürünlerinin oldukça yüksek fiyatlardan alıcısı olduğunu satışlarının güzel olduğunu tespit etti ve bana dönerek bu şehir kaliteden anlıyor senin satacağın çikolatalara da müşteri çıkar”, dedi.
İstanbullu işadamının tavsiyesiyle şekerleme sektörüne giren Osman abi, Golden, Prenses ve Lion gibi tanınmış marka çikolataları Erzurum’a getirerek Şekerci Osman tabelasıyla ticaretini şekerleme üzerine devam ettirmiş.
1970’li yılların Erzurum’u, Türkiye’nin kültür düzeyi yüksek illerindendir. Osman abi, rahmetli babamın ve birçok esnafın işyerinde takım elbiseyle hizmet verdiğini anlattı. Babama ait olan ve Cumhuriyet caddesinde yer alan Pizza Döner Kebap salonunun 24 saat açık (bugün 24 saat açık lokanta halen yoktur) olarak ve tüm çalışanlarının papyonlu, tek tip elbiseli bir şekilde servis yaptıklarını belirtti.
Osman abi sohbetimizin sonuna doğru rahmetlik babamın Gazete yazarlığı, Belediye encümen azalığı, Sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik hem de işletmecilik yapmasını esnafın çok yönlülüğünü ortaya koyması noktasında oldukça güzel bir örneklik oluşturduğunun altını çizdi.
ını çizdi. Ben de babamın anlattığı bir hatırayı kendisine naklettim; Yalnızca İstanbul’da 1974’de, tek bir yerde satışı yapılan Pizza’yı görüp beğenen rahmetli babam, Pizza ustasıyla anlaşır ve yaklaşık 50 yıl önce Pizza’yı Erzurum’a getirir ve lokantasının ismini de Pizza koyar. Ancak o güne kadar Pizza’yı tanımayan ve bilmeyen halk yeterince ilgi göstermeyince yemek listesinden kaldırılır yeniden döner ve kebap çeşitlerine ağırlık verirler.
İlerleyen zamanda Erzurum’a gelen bir turist kafilesi Pizza yazısını görünce sevinir ve pizza yemek için lokantaya gelir ve garsonlara “pizza” diye seslenirler onlar da “yes, yes” diye cevap verir ve istediklerini turistlere getirirler. Fakat turistlerin önlerine getirilen lahmacundur. İlk görüşte şaşıran turistler, lahmacunlardan yemeye başlayınca bu yeni tür pizzadan memnun kalmışlardır öyle ki, giderken yolda yemek için de lahmacun-pizzadan sipariş vermeyi de ihmal etmezler...
Buradan şunu da ifade etmek isterim,
Önceden Erzurum’dan ayrılmış olan birçok Karadenizli, bugünlerde Erzurum’u ziyaret ettiklerinde, son zamanlarda şehirde yaşanan hızlı değişim, dönüşüm ve modernleşmeyi görünce, sevinç ve takdirlerini ifade etmekteler. Evet, görünen o ki; birçok Batı kentinin sahip olmadığı huzur ve konfora sahip olan günümüz Erzurum’u, hemen her alanda çok daha fazla güzelliklere doğru emin adımlarla ilerlemektedir.

Doç. Dr. Adnan KÜÇÜKALİ