"Erzurum Sebze Hali Esnaflar?ndan ?bretlik Hât?ralar"
Osmanl?’da ‘narh’ diye bir sistem vard?r. Devlet ve devleti temsil eden yetkililerin halk?n menfaatlerini sat?c?lara kar?? korumalar?n? sa?layan bu sistemde sat??a sunulan ürünler belirlenen fiyat?n üstünde kesinlikle sat?lamazd?. Özellikle Ramazan ay? gelmeden ihtiyaç maddelerinden hiçbirinin eksik olmamas?, gerekli mallar?n temin edilmesi ve karaborsaya f?rsat verilmemesi için muhtarlar vas?tas?yla esnaf uyar?l?rm??. Cumhuriyet döneminde de, özellikle Sebze Hallerinde ‘rayiç fiyat?’ uygulamas?na geçilmi?, Belediyelerin ilgili birimleri esnafla bir araya gelerek maliyetini hesap ederek ve mal? gönderenin hakk?n? da gözeterek cüz’i bir kâr konulmas? suretiyle sat?? fiyat?n?n belirlenmesini sa?lam??t?r.
Bu arada bilinmesi gereken hususlardan biri Sebze Hallerinin Belediyelerin mülkü oldu?u, biri de Belediyelerin istedi?i evsaftaki esnafa tahsis etti?i kirac?s? konumundaki ‘Kabz?mal’ denen Komisyoncular?n kira ödeyerek ticaretlerini sürdürdükleri bu dükkânlarda Devlet birimlerinin belirledi?i miktarda sat?lan maldan komisyon ald???, ona göre de vergisini ödedi?idir. Belediyelerin fonksiyonu i?te tam bu noktada ortaya ç?kar. Rayiç denen sistemle ‘Sen bu fiyat?n üstüne satamazs?n!’ denilmek istenir. Bu uzun y?llar böyle devam etmi?tir.
Öte yandan ticarî hayatta bu esnaf te?kilat?n?n alma, satma ve bunlardan bir kazanç elde etme hakk? zaten yoktur. Mal? d??ar?dan gönderen kâr da etse, zarar da etse Kabz?mal / Komisyoncu komisyonunu al?r. Bu nedenle bu i? kolunda kâr –zarar yazmaz! Öne ç?kan husus her zaman ‘Arz-Talep’ meselesi olmu?tur. O gün mal az gelmi?tir yüksek fiyata sat?l?r, çok gelmi?tir dü?ük fiyata sat?l?r. Günümüzde borsalarda olan sistem y?llard?r oralarda uygulanm?? olan sistemdir. Yüksek fiyata satarsa fazla komisyon al?r; dü?ük fiyata satarsa az komisyon al?r.
Bu meslekte özellikle ‘Ya? i?i ya?t?r, sen onu satmazsan o seni satar!’ denilmi?tir. Yani sebze-meyve k?sa ömürlü, dayan?kl?l??? olmayan ürünlerdir. Sen onun maliyetini göz önünde tutarak belirledi?in fiyatta direnir onu satmazsan, o mal elinde kal?r, çürür, bir kuru? dahi eline geçmez. Onun için mal de?erini buldu?u zaman satan kârl?d?r.
El – Mal?
Erzurum’da, Cumhuriyet dönemi öncesinden ba?lamak kayd?yla dört ku?a?? sebze-meyve i?iyle u?ra?m??, uzun y?llar kendisi de Sebze ve Meyve Hali’nde bulunmu?, Gürcükap?’n?n mihenk ta?? olan esnaf ve köklü bir ailenin yüksek tahsil yapm??, biraz da mürekkep yalam?? çocuklar?ndan birisi oldu?umu belirteyim.
Sizlere titizli?i, dürüstlü?ü ve iri yap?l? olmas? dolay?s?yla Erzurum’da ‘D?re? Memet Efendi’ diye tan?nan büyük dedemiz Mehmet Elmal? (1878-1953) büyük babam ?efik Elmal? (1909-1979) ve kendi bulundu?un dönemlerde ya?anm?? herkesin ibret almas? gereken baz? olaylardan söz edece?im. Yaln?z konuya geçmeden izniniz olursa soyad?m?z?n nereden geldi?iyle ilgili birkaç sat?r bir ?eyler yazay?m:
Asabili?iyle de me?hur bir insan olan dedemiz, Cumhuriyet’in ilk y?llar?nda Gürcükap? Camii’nin hemen yan? ba??ndaki küçücük dükkân?nda, satt??? ba?kalar?na ait ürünlerin üzerinden konu-kom?unun yemesine (otlamaya dersek daha do?ru olur) göz yummaz, yemelerine izin vermezmi?. ‘Bu mallar bize ait de?il el(in) mal?d?r, uzak durun!’ diyerek hassasiyet gösterir ve de göstertirmi?.
D?re? Memet Efendi dedemiz, 1934 y?l?nda Soyad? Kanunu ç?kt???nda ‘elma satt??? için de?il, el mal?na gösterdi?i hassasiyet’ dolay?s?yla ‘El-mal?’ soyad?n? alm??t?r.
1940’l? y?llarda dedemizle Yusufelili Zorba A?a aras?nda ya?anm?? bir olay? iki say? önceki yaz?m?zda anlatm??t?k. K?saca hat?rlatay?m: Uzun bir zaman Erzurum’a üzüm gelmedi?i için o gün getirilen, çok daha yüksek paralar sat?labilecek bir üzüm tay?n? dedemiz her zaman satt???ndan az bir farkla o tarihteki manavlara sat?yor. Ö?leden sonra hesab?n? almak üzere dedemizin yan?na gelen Zorba A?a, sat?lan üzümün paras?n? ald???nda, eline tahmininden fazla para verilmi? olmas?ndan dolay? ‘Hesab(?n?z)a bir daha baksan?z olmaz m??’ diyor. K?rk y?ll?k hukuklar? olan ve hiçbir gün hesap sormayan Zorba A?a’n?n böyle bir ?ey söylemesi, dedemizin çok a??r?na gidiyor. Eline sat?lan üzümün dökümü veriliyor ve bu gün bundan daha yüksek bir paraya sat?lmas?n?n uygun bulunmad??? için ancak bu kadarc?k bir fiyat fark?yla sat?ld???n? söyleniyor. Me?er Zorba A?a da, niye her zaman satt??? paraya satmad??? için D?re? Mehmet Efendi’ye sitemde bulunarak, ‘Böyle yüksek fiyata sat?ld??? takdirde Allah bizim ba??m?za bir daha ürün vermez!’ demek istiyormu?.
Yap?lan bu ticarette hem satan?n, hem satt?ran?n, hem de alan mazlum insanlar?n hakk?n?n nas?l gözetildi?ini, f?rsat? ganimet sayarak yüksek fiyatlara satanlar?n servetinin Allah taraf?ndan ellerinden al?naca??n?n anlat?ld???na tan?k oluyoruz…
?dare ?artt?r!
San?r?m 1948 / 50’lerde, büyükbabam ?efik Elmal?’n?n Halde kabz?mall?k yapt??? dönem ya?and???n? bildi?im, aile büyüklerimizin yan? s?ra Selahattin ?yigören amcam?zdan defalarca dinledi?im bir olay? sizlere nakledece?im: 11 Kas?m 1942 tarihinde Varl?k Vergisi diye bir kanun ç?kar?lm??, bunun yans?malar? ta… 1950’lerin ba?lar?na kadar sürmü?, ço?u esnaf zor durumda b?rak?lm??t?. Anlataca??m?z olay o tarihlerde ya?anm??t?r.
?imdiki ku?aklar bilmez o tarihte öyle yüksek vergiler ödenirmi? ki, anlat?lacak gibi de?il! Bir de ‘Kraldan çok Kralc? kesilen yöneticiler’ vard?r ya, i?te tam öyle biri Erzurum Defterdarl???’n?n ba??na gelmi?. Adam esnafa nefes ald?rtm?yor! Büyüklerimiz oturmu? dü?ünmü? ta??nm??, tek bir çare bulmu?lar: Gelin dükkânlar?n anahtar?n? Vali Bey’e götürüp teslim edelim, demi?ler. Gidip Vali Bey’in huzuruna ç?km??lar, herkes kendisini tan?tt?ktan sonra geli? nedenlerinin Defterdar Bey’in yapt??? uygulamalar oldu?unu, canlar?ndan bezdirdi?ini, art?k bu mesle?i yapmayacaklar?n? anlatm?? ve dükkânlar?n?n anahtarlar?n? topluca Vali Bey’in masas?na b?rakm??lar. Oldukça tecrübeli ve mü?fik bir insan oldu?u söylenen devrin Valisi: ‘Hele oturun, az bir sakin olun!’ deyip çay ?smarlam??. Bu arada Defterdar Bey’i ça??rtm??, gelirken de en son gelen tamimi getirmesini istemi?. Defterdar Bey gelince Vali Bey: ‘Elinizdeki son genelgeyi sesli olarak oku bakal?m, ne diyor.’ Defterdar Bey, maddeleri okumaya ba?lay?nca, ‘Geç onlar? geç, en altta ne yaz?yor, onu oku bakal?m.’
Orada yaz?lan cümle iki kelimeden ibarettir: ‘?dare ?artt?r!’ Bir daha oku diyor, o da bir daha okuyor: ‘?dare ?artt?r!’ Vali Bey diyor ki, ‘Anlad?n m?, Defterdar Bey, ne demek istiyor büyüklerimiz!’ Esnafa dönerek de diyor ki, ‘Al?n anahtarlar?n?z? kalk?n i?inizin ba??na geçin!’
Sebzecilik ve Ay Ba?? Gerçe?i
Otuz alt? y?l Erzurum Sebze Hali’nde bulunmu? biri olarak 2000’li y?llara kadar rayiç sisteminin sürdürüldü?ünü yak?ndan bilenlerdeniz. Bu arada bildi?imiz bir gerçe?i daha dile getirmek boynumuzun borcudur: Sebze ve meyve üretiminin merkezi konumundaki Adana, Antalya, Mersin gibi ?ehirlerde ‘Arz-Talep Dengesi’ ya da ‘Mevsimsel Faktörler’ denen gerekçelerle (!), ne hikmetse Ramazan ve bayramlara, hatta ço?u kez ayba??na – eskiden ay?n 1’i ay ba??yd?, ?imdi buna bir de 15’i eklediler – üç be? gün kala fiyatlar anormal bir ?ekilde yükselir, ister istemez bu durum ihtiyaçlar?n? oradan temin eden Erzurum gibi da??t?m bölgelerine de yans?rd?. Allah’tan bu süreç uzun sürmez, üç be? gün içerisinde fiyatlar normale dönerdi.
Oysa hep derdik ki, insan?m?z bilinçli tüketici olsa, Ramazan’a girilmeden ya da fiyatlar yükselmeden, her ?eyin bol ve ucuz oldu?u günlerde insanlar ihtiyaçlar?n? temin etmi? olsa bu yükseli?lerden etkilenmezdi. Bir de büyüklerimiz derlerdi ki, ‘Pahal?ysa az?c?k durun,almay?n; sabredin birkaç gün sonra fiyatlar kese(ni)ze uygun olarak önü(- nü)ze, gelir.’ Ama kime anlatabilirsiniz ki! Oruç ile nefsimizi dizginlememiz gerekirken bizler nefsimizin esiri oluyor, can?m?z?n her istedi?ini o saatte almaya kalk?yoruz.
Bir Osmanl? Kanunnâmesi Sayesinde Yoluna Giren ??ler
Y?llar önceydi… Belki 1984’ün, belki de 1985’in Ramazan?’yd?… Yaz mevsimine denk gelmesi, sebze ve meyve çe?idinin bol olmas? dolay?s?yla Sebze Hali’ne bu y?l meyve, sebzenin hem çok gelece?i, hem de kuvvetli sat?laca?? tahmin ediliyordu. O tarihte Erzurum Belediye Ba?kan? rahmetli Necati Güllülü idi.
Covid salg?n? sürecinde bu y?l (2021) kaybetti?imiz 1942 Hasankale do?umlu, Necati Güllülü, 1978-1980 y?llar? aras?nda MHP Erzurum ?l Ba?kanl???, 1984-1989 aras?nda Necati Güllülü 1942-2021 1987 Y?l?ndaki Erzurum Belediyesi KASIM 2021 9 Anavatan Partisi’nden Erzurum Belediye Ba?kanl???, daha sonraki dönem seçimleri kaybettikten sonra da Anavatan Partisi’nden 20. Dönemde Erzurum milletvekilli?i yapt?. Konumuza dönecek olursak; On bir ay beklenen Mübarek Ramazan, böyle bir Ramazan’?n ilk günü de Sebze Hali’ne kamyonlarca mal gelmi?ti. Bu, satt??? mallardan ‘Komisyon alan’ Kabz?mallar aç?s?ndan da, sat?lan mallardan ‘Rusüm alan’ Belediye aç?s?ndan da muazzam bir kazanç demekti!
Yeni göreve gelmi? olan ve asla iyi niyetinden ?üphe etmedi?imiz bir insan olarak bildi?imiz, fakat kendince halk?n yarar?na bir ?eyler yapmak istedi?ini göstermek istercesine biraz dedi?im dedik, biraz da Erzurum tabiriyle gamo denen bir yap?daki Necati Güllülü, verdi?i bir talimatla gelen tüm sebze ve meyveleri Hal esnaf?n?n bir önceki hafta satt?klar? fiyatlarla satmalar?n? istedi. Olacak i? de?ildi! Üstelik Ramazan’?n ilk haftas? için fiyatlar?n donduruldu?u, aksi davran??ta bulunacaklara dükkân kapatma cezas?na varacak derecede a??r cezalar verilece?i Hal ?efli?i ve zab?talar taraf?ndan duyuruldu. Bir önceki haftan?n sat?? fiyatlar?yla, yeni gelen mallar?n faturalarla ortaya koyulan al?? fiyatlar? aras?nda dahi büyük uçurum vard?. Anormal zararlar söz konusu oldu?u halde esnaf olarak o günü sineye çekmeyi, üretim bölgelerinden fiyatlar normal hale gelinceye kadar mal getirtmemeyi dahi dü?ündük. Oysa bu, piyasadaki arz?n daha artmas?na, bo?lu?un büyümesine, mal?n i?tahlanmas?na (i?tihar olmas?na), hatta hatta piyasalar?n daha alevlenmesine yol açacak, aziz mübarek Ramazan ay?nda zaten barut f?ç?s?na dönmü? olan Erzurum halk?n?n can?n? daha bir s?kacakt?!
Bu durum kar??s?nda Necati Ovat, Necmi Solmaz, Hamza Köse ve benimle birlikte birkaç meslekta??m?z?n daha içerisinde bulundu?u Lütfü Ar?c? ba?kanl???ndaki Dernek yönetimi, hepsi birbirinden tecrübeli büyüklerimiz ba?ta olmak üzere esnafla bir araya gelerek ne yap?lmas?, nas?l davran?lmas? gerekti?i hususunda bir toplant? yapt?, bir tak?m kararlar al?nd?. Resmi makamlarla dala?mak, didi?mek yerine olaylara sab?rla yakla??lman?n, ak?l ve mant?kla hareket edilmenin bizler aç?s?ndan uygun olaca?? görü?ü a??r bast?. Sonuçta bu durum, her y?l ya?anan geçici bir süreçti ve özellikle de Erzurum hepimizin Erzurum’u idi! Makamlar da, makamlar? i?gal edenler de gelip geçiciydi. Evet bizler de kal?c? de?ildik, lâkin e?er bizler bu mesle?i bu memlekette sürdüreceksek kimsenin k?r?lmas?na, gücenmesine, incinmesine f?rsat vermeden çözmemiz gerekiyordu.
Hal ?efli?i’nin kap?s?na dayanan esnaf, ?srarla Adana, Mersin ve Antalya halleriyle irtibata geçilmesini, oralardan fiyatlar?n sorulmas?n? istiyordu. ?ki arada bir derede kalan Hal ?efi Binali ??men, durumu daire ba?kanlar?na bildirmesine ra?men Ba?kan Güllülü, ne esnafla görü?meye, ne de üretim bölgeleriyle irtibata geçilmesine yana?m?yordu. Üstelik bu konuda bir daha rahats?z edilmemesi hususunda kesin talimat veriyor, dedi?inin uygulanmas?n? istiyordu.
Bu durum kar??s?nda esnaf ikinci bir toplant? yapm??, al?c?larla sat?c?lar?n kendi aralar?nda maliyet gözetilerek anla?m?? olduklar? adîl ve makul fiyatlarla sat?lmas?n? uygun bulmu?tu. Buna ra?men, sat??lar ba?lat?lmadan önce, son bir kez daha Hal ?efi Binali Bey’in Belediye yetkililerine durum iletmesi, bu ?ekilde sat?laca?? lisan-? hâl ile anlat?ld?.
Öte yandan görü?meye yana?mayan Belediye ba?kan?n?n kap?s?na dayanma, yüz yüze görü?me, durumu arz Dernek Ba?kan? Lütfü Ar?c? Hal ?efi Binali ??men 10 GEL???M ERZURUM etme karar? al?nd? ve vakit geçirmeden harekete geçildi. O tarihte ?stasyon civar?ndaki Erzurum Belediyesi’ne ait Sebze Hali’nden Lalapa?a Camii kar??s?ndaki Belediye (günümüzdeki SGK) binas?na giderken yolumuzun üstündeki (Kooperatif Evleri’ndeki) bizim eve u?rayarak kütüphanemden ‘Zanaatkârlar Kanunu’ muydu yoksa ‘Osmanl? Kanunnâmeleri’ isimli bir kitap m?yd? tam olarak hat?rlayamad???m Kültür Bakanl??? taraf?ndan 80’li y?llarda yay?nland???n? bildi?im bir kitab? yan?ma ald?m. Belediye’ye gidince bizimle görü?meyi kabule pek yana?mayan ba?kan?n huzuruna Dernek Ba?kan?m?z Lütfü Ar?c? ile benim de içinde bulundu?um yönetim kurulu üyeleri –zor da olsa – topluca al?nmay? ba?ard?k.
?çeriye al?nd???m?zda Necati Bey, ba?kan masas?n?n önündeki tekli koltu?a ya?ça büyü?ümüz ve de Dernek ba?kan?m?z olmas?na ra?men Lütfü Amca’y? de?il, 80 öncesindeki hukukumuzun da etkisiyle olacak – henüz otuzuna dahi girmemi? olan – benim oturmam? istedi! ‘Korun istedi?i bir göz, Allah verdi iki göz!’, derler ya Necati Güllülü bizim aç?m?zdan çok isabetli bir ?ey yapm?? oldu. Ho? be?, hal hat?r fasl?ndan sonra son derece ikna kabiliyeti ve güçlü bir çenesi olan Dernek ba?kan?m?z Lütfü Ar?c?, ne söylediyse de Güllülü’yü bir türlü yola getiremedi. Güllülü, ‘?nad?m inat!’ dercesine hep kar?? ç?kt?, ‘Olmaz da olmaz!’ dedi.
Art?k i? ba?a dü?mü?, k?l?c?n çekilece?i an gelmi?ti! Yan?mda götürdü?üm kitapta Güllülü’ye göstermek istedi?im yeri buldum, masan?n üzerinde a??r a??r ona do?ru sürdüm ve gözlerimle, parma??mla göstermi? oldu?um yeri okumas?n? i?aret ettim. Güllülü, bir yandan Yönetim Kurulu’ndaki meslekta?lar?m?zla konu?urken, bir yandan da i?aret etti?im, yan?lm?yorsam Kanuni Sultan Süleyman’a ait bir kanunnâmeydi, gözucuyla onu okudu. Orada: ‘Meyve ve sebzeye narh koyan?n boynunu vurdurturum!’ yaz?yordu. Okuyan Güllülü’ydü ama sözü söyleyen de Cihan Padi?ah?’yd?! Güllülü, tam okumu? olacak ki, usulca ve de k?zarcas?na ‘Kald?r o kitab?, b..k yeme!’ dedi. Sonras?nda yuma?am?? oldu?u her halinden belli olarak ‘Kalk?n gidin i?inize bak?n… Yaln?z adaletten ?a?may?n… Bu aziz mübarek Ramazan’da, fakiri fukaras? çok olan memleketimizde sebze ve meyvenin dü?ük fiyatlarla sat?lmas?na çal???n!’ diyerek bizleri yolcu etti.
Herkes Güllülü’deki de?i?ikli?e ?a??rm??t?. D??ar? ç?kt???m?zda Yönetim Kurulu’ndaki arkada?lar?m ‘Naci Hoca, Güllülü’ye ne gösterdin, ne k?s p?s etti(ni)z de böyle bir anda de?i?ti?’ dediklerinde ‘Güllülü’yü ben de?il, Kanuni Sultan Süleyman yola getirdi!’ dedim…