GelişimErzurumYazı

SELÇUKLULAR DÖNEMİNDE ERZURUM’DA MİMARİ ESERLERDEKİ SANATSAL FİGÜRLER

Selçukluların hâkim oldukları Hindukuş Dağları’ndan Batı Anadolu’ya, Orta Asya’dan Basra Körfezi’ne, Aral Gölü’ne ve Kafkaslardan Yemen’e, Horasan’a kadar olan yerlerde kurdukları cami, minare, saray, han, hamam, imaret, darüşşifa, türbe, kümbet, medrese, çeşme, kervansaray, kale ve sur gibi mimari yapılarda hayat ağacı, aslan, çift başlı kartal, ejder gibi Türklerin milli simgelerine sıkça rastlanır. Örneğin Anadolu Selçuklu figür kabartmalarında en yaygın olarak kullanılan kabartma figürü aslandır. Bereket, güç ve kuvvet simgesi ejder, doğunun ve batının hakimiyetinin sembolü çift başlı kartaldır. Aynı şekilde dünyanın merkezini temsil eden simge ise Hayat Ağacı’dır.
Türklerin Anadolu’ya gelişlerinden sonra Anadolu kentleri büyük değişikliğe uğramış, bu şehirlerden bazıları ekonomik, kültürel ve mimari açıdan ön plana çıkmıştır. Erzurum da mimari özellikler açısından öne çıkan önemli şehirlerden biri olmuştur. Buradaki mimari yapılarda özellikle hayat ağacı, çift başlı kartal, ejder ve aslan figürleri süsleme unsuru olarak kullanılmıştır.
Hayat Ağacı Figürü
Eski Türklerde kutsal olan, ağaçların atası sayılan ve dünyanın yaratılışından bu yana var olduğuna inanılan Kırgızların Manas Destanında gökyüzüne kadar ulaştığı söylenen barışın, bereketin, hikmetin ve sonsuzluğun sembolü olan Hayat Ağacı, türeme ile ilişkilendirilerek, insanların bu ağaç sayesinde yaratıldığı, hayat buldukları ve yine ölen kişinin ruhunun hayat ağacı vasıtası ile kuş (genellikle de ruh kuşu olarak bilinen kartal) şeklinde gök kubbeye geçtiği düşünülmüştür.
Türklere göre dünyanın/ evrenin bir direği vardır. Yer ile gökyüzünü birleştiren bu direk aynı zamanda atalarımızın yaşadığı tipik Türk çadırının da direğine benzer. İnanışa göre Yaşam Ağacı, dünyanın merkezinden, gökyüzüne yedi kat uzanan, kökleri yeraltı dünyasında olan ve yeryüzü ile gökyüzü arasındaki bağlantıyı sağlayan kutsal bir varlıktır.
Şamanlarda Hayat Ağacı, dünyanın merkezini temsil eder. Şamanın gökyüzüne ulaşmasında ejder, aslan ya da yılan tarafından korunan Hayat Ağacı merdiven vazifesi görür. Ölümsüzlük ve şifa getiren bu ağacın meyvesinden yalnızca seçilmiş olanlar yiyebilmektedir. Yakutların cennetinde, hayat ağacı ile hayat suyu en önemli iki motiftir. Yakut Türklerinin inanışlarına göre Şamanlar, yeryüzüne bir kartal tarafından getirilmiştir. Şaman olarak doğan bir çocuğun ruhu, çocuk daha doğmadan önce bir kartal tarafından yenilirdi.
Erzurum’da Ulucami civarında olan Selçuklular döneminden kalma Hatuniye Medresesi, Sultan Alaaddin Keykubat’ın kızı Hindî Hatun tarafından yaptırılmıştır. Medresenin giriş kapısının iki tarafında bulunan minarelerin alt kısımlarındaki nişlerin içinde kabartma şeklinde hayat ağacı figürleri yer almaktadır. Ağaçlarda görülen hilalden bir çift ejderha çıkmaktadır. Sağdaki hayat ağacının üst kısmında ise çift başlı kartal bulunmaktadır.
Çift Başlı Kartal Figürü
Türklerin bozkurttan sonra gelen milli sembolü, çift başlı kartal figürüdür. Kale, saray, han, medrese, cami, türbe gibi yapılarda sıklıkla görülen bu figür, gücü temsil etmekte, yükseklik ve ululuğun, doğu ile batının hakimiyetinin sembolü sayılmaktadır. Göğün üst kapılarında kapı bekçileri olarak yer alan çift başlı kartal, bu özelliği ile Selçuklu sultanlarının simgesi sayılmış ve onların çadırlarında en tepedeki yere motif şeklinde işlenmiştir. Türk topluluklarının kılıç kabzalarında, kurganlardaki süs eşyalarında, büstlerde, ordu sancaklarında, Türk halı ve kilimlerinde, kümbetlerde, türbelerde, medreselerde figür olarak çift başlı kartal figürü kullanılmıştır.
Erzurum’daki Yakutiye Medresesinin sağ ön-yan duvar süslemelerinde Şaman inançlarından temellenen aslan, çift başlı kartal ve hayat ağacı figürleri kullanılmıştır.

Aslan Figürü
Anadolu Selçuklu sanatında en sık tasvir edilen figürlerden biri de aslandır. Bu figür, aydınlığın, gücün, üstünlüğün ve hükümdarlığın simgesidir. Aslan, gücün sembolü olduğundan dolayı saray ve kale giriş kapılarında düşmandan koruyucu unsur olarak kullanılmıştır. Ayrıca ruh kuşu olarak bilinen kartalların da aslanlar tarafından korunduğuna inanılırdı.
Erzurum Yakutiye Medresesi’nde bulunan aslan figürleri hayat ağacının altında karşılıklı çift olarak yüksek kabartma şeklindedir. Aslanların gözleri badem şekilli, ayakları, yeleleri ve pençeleri yivlerle bezenmiştir. Medresedeki aslan figüründe Şamanizm etkisi göze çarpmaktadır. Çünkü Yakut inancına göre aslan, Şamanlara gökyüzü ve yeraltı arasındaki seyahatlerde yardımcı olan ve bir Şamanı kötü ruhlardan koruyan ruhları temsil etmektedir.

Ejder Figürü
Kanatları olan, derisi pullu, ağzından ateş çıkan yılan şeklindeki ejder figürü, Selçuklu sanatında oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Mimari yapılardaki ejderler çoğunlukla hayat ağacı ile birlikte işlenmekte ya da çift başlı kartalın kanat ucunda yer almaktadır. Orta Asya inancında kozmik anlam taşıyan evrenin temsilcisi olan ve gök kubbenin düzenini sağlayan ejderler, aydınlığı ve iyiliği temsil etmektedir.
Erzurum Çifte Minareli Medrese’de ejder figürü, ağacı koruyucu bekçiyi sembolize etmek amacıyla hayat ağacının altında, çift başlı kartalların kanat uçlarında çift başlı olarak yer almıştır.

Doç. Dr. Zeliha TEKİN